20 Aralık 2010 Pazartesi

Fırsat Yılı


Bu arkadaş bu sezon ilk defa ayağa kalkıp "Goollll" demedi sağladı..Kötü giden sezonda Anıl'ın , Cem'in kadroyu girmesi bu sezon ki en kayda değer olumlu gelişme.Takımda yıllardır izleyip sabır gösterdiğimiz dinazorlar yerine böyle gençler oynasa inanın daha fazla bir şey istemez bu taraftar...

Maç öncesi "İddaa" bile Galatasaray'ın yeneceğine inanmayıp 1,80 gibi müthiş bir oran vermişti.Maça saatler kala beni bu maç için heyecanlandıran en önemli olay Anıl ve Cem'in kadroda oluşuydu..Anıl'ın ismini ilk 11'de görünce çok mutlu oldum.Anıl 20 yaşında artık genç bile değil 2 senedir A2 takımında yılda 15 gol ortalamayla oynayan ve A takımda oynamayı uzun süredir bekleyen genç bir delikanlı.Baros'un sakatlığı , Pino'nun cezası Batdal'ın yetersizliği nedeniyle maça ilk 11'de çıktı ve 3 gollük pas ve 1 golle maça damgasını vurdu.

Asıl sınav onun için şimdi başlıyor , buralarda mı kalacak yoksa 1 maçlık şöhret olarak Cafercanların sınıfına mı girecek.Takımda bu yollardan yeni geçen Arda gibi oyuncunun olması onun adına sevindirici.Uzun zamandır ondan bu çıkışı bekleyen bizleri de en az kendi kadar sevindirdi.

Böyle maçlar hakkında yazı yazmak çok zor..Bizde burada öne çıkan oyuncular hakkında yorumlarımızı yapmaya çalışıyoruz.Bir oyuncu var ki sezon başından beri yapılmadık eleştiri kalmayan , futbolculuğu bile tartışılan bir oyuncu Lorik Cana.

Maçın son dakikasında kimilerine göre gereksiz bir kart gördü ama en azından takım arkadaşı için gördü bu kartı , kendini yere atmadı , rakibinin futbol hayatını bitirecek bir hareket yapmadı..Arkadaşı için kavga etti , cezayı hakeme bırakmadan kendi kesti , kafasına yumruk yedi ama kırmızı kartı yinede o gördü...Takımı ve takım arkadaşları için herşeyi yapan bir adam bu adam , kimilerine göre Bank Asya oyuncusu ama bize göre adam gibi adam Lorik Cana...

12 Aralık 2010 Pazar

Buz Gibi Skor


Sami Yen'deki son lig maçı olması nedeniyle herkeste biraz hüzün , yeni stada geçmenin biraz heyecanı vardı.Geçen hafta alınan galibiyet taraftarı umutlandırmış mabetteki bu son lig maçında en azından galibiyet bekliyorlardı ama yine beklenen olmadı.

Galatasaray bu sene her anlamda tarih yazıyor.İstatistikleri bir maçta yok edebiliyor.Bu maçta yine Gençlerbirliği'ne depladsmandaki ilk galibiyetini aldırdı ve ligdeki 8.mağlubiyetine imzasını attı.Kötü hava koşullarına rağmen taraftar maça gelmiş takımını iyi uğurlamak istiyordu ama ne beklenen sonuç ne de futbol geldi.Takımın forvet oyuncudsu olan Pino'nun ayağına ilk defa top 28.dakikada değerken en net gol pozidsyonumuzu sonradan oyuna giren Arda ile 70.dakikalar civarında yakaladık.Orta sahası Barış-Ayhan olan bir takımdan nasıl bir yaratıcılık bekleyebiliriz...

Gençlerbirliği'ni kutlamak lazım , en önemli adamları eksikken gelip burada 3 puan almak tabi Galatasaray'ın da yardımlarıyla (!) büyük başarı.Maçı izleyenler 2.golü tekrar bir daha izlesin , takımdaki kademe hatasını 3 kişinin sadece 1 adama odaklanması oyunun içinde ne kadar olduklarını gösteriyor net biçimde.Zor , gerçekten zor bu takımı düzeltmek.Arda , Baros gelse de bu takıma fayda etmez.Nasıl çözümler bulacaklarını bizim buradan söylememiz zaten mantıksız olur ama Hagi'nin işi çok zor...

16 haftada 8 mağlubiyet gerçekten zarar verici fakat bu sezonu iyi değerlendirip gelecek seneye sağlam adımlarla girmek için güzel bir sene , bunu iyi kullanmalı ve doğru hamlelerle takımı oluşturup , bir daha bu durumlara düşmemek gerekir...

6 Aralık 2010 Pazartesi

Paşa Paşa 3 Puan


4 hafta sonra gelen galibiyet , Kayseri deplasmanından sonra kalede gol görmeme , İ.B.B maçından sonra ilk defa bir maçta 3 gol atma.Bunları yaparken elbette karşı takımın da payı var ama ligden kopmuş bir takımın maçı istemesi de en azından sevindirici.

Arda maçtan önce Yılmaz Vural'a "Hocam herkesi kurtarıyorsun bize de bir kıyak geç " diyor.Vural'da Kasımpaşayı Barça gibi oynatmaya daha doğrusu karşı takıma bu kadar oynama fırsatı verince Galatasaray'da 3 atıyor ama sadece Pino 5 tane net pozisyonu kaçıyordu.Vural'ın kafasındaki futbol anlayışı güzel ama elindeki kadro ile bunu oynamak çok güç.Rakibe inanılmaz alanlar bırakıyor ve alan paylaşımı konusunda inanılmaz sıkıntılar yaşıyor.Cumartesi 3 tane attı Galatasaray ama daha önce bu takım Fenerbahçe'den 6 ve Trabzonspor'dan 7 gol yedi.Sergen Yalçın tabiri ile "Bu lige uygun bir futbol oynaması gerekiyor".

Galatasaray ise bu maçta pek bir şey yapmadan rakibin bıraktığı alanları değerlendirerek rahat bir skor elde etti.Hagi ; Gökhan , Aydın , Serdar , Çağlar gibi farklı oyunculara forma şansı vererek ligin kalanında oyuncuların performansına bakacak ve seneye kurulacak yeni kadroyu oluşturacak.Artık ligde hedef kendimizi ilk 5 'e atıp Avrupa Ligi'ne katılmak veya buradan olmazsa Türkiye Kupası üzerinden bu hedefe ulaşmak , bunun için yeterli kadro var ama devre arası yapılacak 1-2 fazla maliyeti olmayan takviye ile bu hedefe daha rahat ulaşılabilir.

Maçın tartışmasız en çok konuşulan ismi Pino.Bir gol attı ama 5 tane net pozisyonu değerlendiremeyerek hem kendi arkadaşlarını hem de taraftarlarını çıldırttı.Oyun zekası ve tercihleri konusunda büyük sıkıntıları var , daha önce yazdığım gibi futbolculuğu dönemine laf edemeyeceğimiz Hagi'nin bu konuda Pino'yu eğitmesi şart.Maçın yıldızı çok tartışılsa da kesinlikle Sabri'den başkası değildir.Gerek asistleri gerek ortaya koyduğu mücadele ve sağ bekte daha iyi olduğunu teknik direktörüne göstermesi ile maça damgasını vurdu.

Haftaya iyi kapanan , iyi mücadele eden G.Birliği ile oynuyoruz.Karşı ekipte Harbuzi ve Zec'in durumları hala belli değil.Bu oyuncuların forma giyip giymemesine göre oyun değişebilir fakat kısır bir maç bekliyorum...

22 Kasım 2010 Pazartesi

Ölü Sezon


Eskiden koltukta oturamazdım maçlarını seyrederken ama şimdi heyecansızım , dün gece izlediğim Sociedad-A.Madrid maçında daha çok heyecanlandım , bitirdiler herşeyimi , bitirdiler hayatımın anlamını...

Puan farkı ve takım istediğim takımı görmek uzak olunca insan heyecanlanamıyor , sahada çalım atacak oyuncu yok , yaratıcılık beklediğiniz adam boş kaleye golü atamayınca ve en acısı o sahadaki adamın sizin kadar çabalamadığını görünce pek bir heyecanı kalmıyor bu işin.Ölü sezondayız artık.Hiçbir önemi yok gözümde haftaya oynanacak derbinin ve daha sonraki maçların.

Maça beklenilen aksine iyi başladı Galatasaray ama iş bitirecek adam olmadığı için yine kısır takım haline dönüştü bir süre sonra.Kayserispor'da öncelik maçların aksine ofansif bir yapı sergiliyor ve maç seyir zevki yüksek bir hale geliyordu.Takımda diğer haftalara kıyasla gördüğümüz en büyük fark Lucas Neill'in topla çıkışları oldu.Defans değil daha çok bir orta saha oyuncusu gibi atakları başlattı ve çok başarılı oldu.2 takımda açık oynayınca güzel bir maç oldu , daha öncelerde bahsettiğimiz toplam pas sayısı 480 'e çıkarken topla oynamada öne geçtik bu da zaten yakaladığımız pozisyonlardan belli oldu.Özellikle Serdar Kesimal'ın olmadığı haftada Hamza karşısında Kewell'dan daha etkili bir performans bekledim ama eski hızında ve gücünde değil zamana ihtiyacı var.Pino yine hatalı tercihler yapmaya devam etti birinin onu uyarıp her yerden vurmaması gerektiğini söylemesi lazım.Hagi ile ilgili olarak ; oyuncu değişiklikleri hala stabil durumda isimler değişiyor ama dakikaları bile aynı.Maç içinde sanki 3 oyuncu değiştirmek zorunlu gibi hareket ediyor.Sabri çıkana kadar takım pozisyon veriyordu ama pozisyon da buluyordu o çıkınca takımın ritmi bozuldu bir anda takım şaşkına döndü.

Tribünler Ali Turan'ı protesto etti ama bence kesinlikle alkışlamalıydılar böyle bir oyuncudan kurtuldukları için , kesinlikle yetersiz bir oyuncu hücuma desteğini geçtim takımın en çok hatalı pas yapan oyunucusu.Şöyle bir kıyas düşünün. Gökhan Gönül vs Ali Turan !!

İleri ki haftalar için olumlu şeyler var ama önümüzde bir hedef yok malesef. Yönetim ve Hagi'nin geçen hafta yazdığım gibi hedefi Türkiye Kupası olarak belirlemesi lazım..Ligde ise daha çok forma şansı bulamayan ileri ki senelerde takımda faydalanacağımız oyuncuları oynatmamızın daha doğru olacağını düşünüyorum.Örnek olarak A2'de her hafta gol atan Cem Sultan gibi.

Haftaya 2 tane kötü giden takımın maçı var.Bakalım hangisi kötünün iyisi olacak hep birlikte göreceğiz...

16 Kasım 2010 Salı

Lige Tamam Kupaya Devam


Alınacak kararları beklediğim için yazıyı 1 gün sonraya sarkıttım ama yönetimden kararlar çıkmadı.Her şey çok yolunda gibi devam ediyor hayat.

Bu maç lige tutunma adına çok önemli bir maçtı ve bende açıkçası zor da olsa bu maçı alacağımızı düşünüyordum ama ilk 10 dakikalık baskıdan sonra bu maçı almanın imkansız olduğunu anladım.Hagi yine 3 savaşçı orta sahadan vazgeçmemiş bu uğurda Elano'yu sağ açığa almıştı.Sabri takımın merkezinde olayları kontrol ediyor ve bir playmaker gibi sırtı dönük top alıyordu.Manisaspor açıkçası topu bize veriyor ve kontralarla goller bulmaya çalışıyordu.Galatasaray'ın ilk 10 dakikalık yapay baskısı golü getirmeyince oyun yavaş yavaş Manisa lehine dönmeye başladı ve 32. dakikada Makukula defansımızın da ağır kalmasıyla topu ağlara yolluyordu.Sonrası malum zaten.

O çıkan ilk 11'le maç çevirmek imkansız sadece duran toptan gol bulabilirsiniz ama bunun için fazla silahınız yok.Ali Turan gibi bir oyuncunun böyle bir takımda işi yok , bu oyuncu hangi mantıkta alındı anlamıyorum ama galiba sadece bedava olduğu için.Hagi oyun içinde riskler aldı ama bu takımın gol pozisyonu bile yok maç içinde.Birbirinden kopuk sinerjisi olmayan kısacası takım olmayan bir takım vardı sahada.Bunları düzeltmek çok zor Hagi'ye fazla kızamıyorum onundan elinden fazla bir şey gelmez bu konuda , burada artık oyuncuların takıma sahip çıkması lazım ve takımı ayağa kaldırmaları lazım.

Puan farkı artık 13 oldu ve bu formda ve çok iyi futbol oynayan Trabzon'u yakalamak çok güç zaten yakalanması gereken bir tek Trabzon yok.Eğer Avrupa kupalarına gitmek istiyorsak takımın asıl hedefi Türkiye Kupası olmalıdır sanırım Hagi'de bunun farkında ve kupa maçlarında çıkardığı kadrodan ben bunu anladım.Bu sezon taraftarın unutmak istediği bir sezon olarak akıllarda kalacak açıkçası Arda gelene kadar bu takımın pek düzeleceğini sanmıyorum gerçekten çok kötü bir takım var sahada.Ama mücadele etmeyen futbolcu istemiyorum , sahada rakibinin arkasından tekme atmak için koşan Ayhan istemiyorum , güvenilmeden oynamayan Servet istemiyorum , ruhu burada olmayan Misimovic istemiyorum ben penaltıda yaptırsa sonuna kadar savaşan Cana istiyorum , yeteneği tartışılsa da iyi bir Galatasaraylı Sabri'yi istiyorum.

Yönetimler gelir , futbolcular gelir ama taraftar kalıcıdır.Bu güzide takımlarımızın sahibi halkın ta kendisidir.Biz o forma uğrunda savaşan futbolcu istiyoruz , hangi takımda oynadığının farkında olmasını istiyoruz , çünkü bizim aşkımızın sonu yok...

11 Kasım 2010 Perşembe

Andre Villas Boas - Yeni Mourinho ?


Boas'ı çoğumuz ilk defa Beşiktaş karşıdsında gördük.Porto'nun 33 yaşındaki genç teknik adamının biraz yaşam öyküsünü inceleyelim.

1977 Porto doğumlu Boas küçük yaşlardan itibaren futbola inanılmaz bir ilgi duyuyordu , iyi bir orta saha oyuncusu olmak isteyen Boas'ın hayattaki en büyük şansı Mourinho ile komşu olmasyıdı.Sir Bobby Robson Barcelona'nın başındayken tercümanı olan Jose Mourinho komşusu olan bu 17 yaşındaki çocuğu kulübe getirir ve Sir ile tanıştırır.Sir'in dikkatini çeken ilk şey 17 yaşına rağmen çok düzgün bir İngilizce'si olmasıdır Boas'ın.Nedeni Boas'ın annesinin İngiliz olmasıdır.Sir 17 yaşındaki çocukla yaptığı sohbetlerde onun futboldan çok iyi anladığını anlar fakat futbolcu olmasına yardımcı olamayacağını ama onu İngiltere'deki çeşitli antrenörlük kurslarına gönderebileceğini söyler.Sir sözünde durur ve yaşı tutmamasına rağmen onu kurslara sokar.

Burada eğitimlerini en iyi şekilde tamamlayan Boas 2000 yılında British Virgin Islands Milli Takımının başına geçer ve takımın olimpiyatlarda antrenörlüğünü yapar.Burada pek başarılı olamayan Boas tam o sırada Porto'nun başına geçen Mourinho'nun yardımcısı olur ve 7 sene boyunca onun sağ kolu olur.Mourinho'nun ajanı olur , onu karşı rakiplerin antrenmanlarına yollar ve rakibin taktiklerini onun sayesinde öğrenir.


Mourinho ona artık antenörlüğe başlamasını tavsiye eder ve o Portekiz liginde kötü günler geçiren ve hocası kovulan Academica'nın başına geçer.Takımı düşme potasından kurtarır ve kupada yarı final oynatır.Jesualdo Ferreira'nın takımdan takımdan ayrılmasıyla teknik direktör arayan Porto , Mourinho'nun tavsiyesiyle Boas'ı takımın başına geçirir.Bu karar Portekiz basını tarafından çok eleştirilir fakat Boas ve Porto yönetimi eleştirilere kulak asmaz.

Sonuç olarak Porto şu ana kadar bu sezon hiç yenilmedi.Ligde en yakın ekibi Benfica'yı bu hafta sonu 5-0 yenerek ligde puan farkını açtı.Avrupa Ligi'nde Beşiktaşla aynı grupta olan Porto burada da liderliğini sürdürüyor ve gruptan çıkmayı 4 maç sonunda garantiledi.Boas'ın oynattığı futbol gerçekten göze çok hoş geliyor ve bu genç yaşında futbolu çok iyi biliyormuş gibi duruyor.

Hepimiz göreceğiz acaba yeni Mourinho mu geliyor ?

Lige Kupa Molası


Ligde alınan kötü sonuçtan sonra içerideki Denizli maçı en azından kupaya iyi başlamak adına önemli bir maçtı ve zor da olsa kazanmasını bildi Galatasaray.

Sahaya çıkan kadrolarda Super Lig 9.'su Galatasaray as kadrosuna yakın bir kadro ile çıkarken , Bank Asya lideri Denizlispor 7 tane as oyuncusunu dinlendirerek çıkıyordu maça.Bu Hagi'nin her maçı ciddiye almasından mı , yoksa kaybetmeye artık tahammülü olmayan bir takımın başında olmasından mı kaynaklanıyor ? Bence 2.'si.

Alt ligin liderine bu kadar zorlanmak normal mi , hem de bu kadar eksik bir kadroyla çıkmasına rağmen ? Elano'nun şık golü Galatasaray adına maçı skor adına ileri taşıdı ama oyun anlamında hala sıkıntıları var bu takımın.Pino çok hareketli , inanılmaz çabuk fakat oyun zekası vasat bir oyuncu.Pas ve şut tercihlerinde inanılmaz hatalar yapıyor bu özelliğini tecrübe kazandıkça kapatacağını düşünüyorum. 2.golü gerçekten görülmeye değerdi.Cana'nın herkes orada oynamasına şaşırdı fakat kendi milli takımında çoğu zaman o bölgede görev alıyor o yüzden orada oynamaya alışık bir futbolcu.1-0'dan sonra uyumaya geçen Galatasaray fazla geç olmayan bir golle kendine geldi ve maçı kazanmak için gerekli hamleleri yaptı.Fakat karşı takımın zayıf olmadsı sayesinde bu goller geldi , Super Lig seviyesinde kapanan takımlara karşı bu golleri bu kadar kolay bulamazsınız.Baros'un sakatlığı uzadı , artık forvet Pino'ya emanet , o da attığı gollerle en azından bu periyotta taraftarına güven veriyor.

Denizli'de sonradan oyuna giren Serdar Eylik Galatasaray'ın ileri ki senelerde banko futbolcularından biri olacak , yeteneklerini herhalde ASY'e dönmenin heyecanı ile pek gösteremedi ama çok yetenekli bir oyuncu aslında.

Hafta sonu formsuz Manisa ile oynuyoruz fakat yine tehlikeli maç aynı zaman da bundan sonra her maçta olacağı gibi final maçı.Hagi'nin kadro tercihi bu maçın sonucuna direk etki yapacaktır.Bakalım hep birlikte göreceğiz...

8 Kasım 2010 Pazartesi

Puan Farkı 39


2 hafta sonra gelen mağlubiyet liderle puan farkını 10'a çıkardı.Ama takip ettiğimiz sadece lider değil önümüzde 8 takım var yetişmemiz gereken.Daha henüz Beşiktaş maçını oynamadığı ama üstümüzdeki takımlarla puan farkımız toplam 39 averajımız -1 , topladığımızdan daha fazla puan kaybetmişiz , tablo gerçekten hiç iç açıcı değil...

İstikrar kilit kelime. İ.B.B'nin başında 5 senedir aynı hoca var ve ligin tartışmasız elindeki kadro ile orantılı en iyi futbolunu oynayan takımı.Taraftar baskısı olmaması bunda önemli bir etken fakat artık istikrar zamanıdır , teknik direktörlerin değil onları seçenlerin gitmesi gerekmektedir.

Hagi'yi fazla eleştirmek anlamsız olur fakat kendimce gördüğüm birkaç nokta var. Fenerbahçe maçındaki düzen ve Insua hariç aynı kadro ile çıktı , değişiklikler aynı hatta neredeyse dakikaları bile.Bu ligde 5 sene futbol oynadı ve bu ligde nasıl maç kazanılacağını çok iyi biliyor fakat atlamaması gereken nokta çalıştırdığı takımın Galatasaray olduğu ve bu takımın en iyi zamanlarında sadece hücum ederek , topa sahip olarak başarılı olduğunu unutmaması gerekir.Geçen hafta bahsettiğim pas sayısı bu hafta 310'da kaldı topla oynama yüzdesi %47 ki bu benim asla kabul edemeyeceğim bir nokta.Biz oraya kazanmaya gitmeliyiz 90 dakika kalemizi savunup , kontradan ya da duran toptan atarız bir tane mantığıyla değil...

Her hafta farklı , her maça ayrı hazırlanan bir Galatasaray göreceksiniz dediler Hagi ve Tugay 2 ^lisi fakat 3. haftada kendilerini tekrar ettiler ki bir insan için en tehlikeli olay kendisini tekrar etmesidir.O an skor ne olursa olsun aynı değişikler olacak gibi geldi bana.Bunları söylüyoruz ama 0-0 giden bir oyundan golün bireysel bir hatadan geldiğini de unutmuş değiliz.Hani o kendisine çok güvenilmesi lazım olan Servet var ya onun kendine çok güvenmesinden oldu bu gol...

Açıkçası Hagi sevmediğim bir futbol tarzını sahaya sürüyor ve yaratıcı olamıyor.Tugay'a çok güveniyordum bu konuda ama o da Hagi'ye uymuş gibi.Arda ve Baros'un sakatlıkları tabiki çok önemli ama ben Misimovic'i sol açıkça oynasın ve en geç 60.dakikada çıkacağını bilerek izlemek istemiyorum ve herkes böyle düşünüyor , Galatasaray taraftarının asla kafasındaki futbol bu değil , umarım Hagi bunun farkına en yakın sürede varır ve gerçeği görmesi uzun sürmez.

Belki bunu söylemek için çok erken ama şampiyonluğa bu sezon hiç inanmıyorum.Eğer yönetim aklı başındaysa bunu görür ve taraftarına bu seneyi unutmalarını ve gelecek sezon için iddialı bir kadro kuracaklarını vaat eder...Doğru olanı budur ama nerede biz de o zihniyet !!

5 Kasım 2010 Cuma

Kartal Kanatlanmaya Yeniden Başlıyor


İlk maçta alınan ağır yenilgiden sonra çoğu insan Porto'nun bu sahada Beşiktaş'ı kolay yeneceğini düşünüyordu ama olaylar haftasonu düşünülen maçlar dolayısıyla biraz tatsız geçti ve maç 1-1 sona erdi.

Guti'nin dönmesi Beşiktaş adına sanılandan daha önemli.Schuster'in kafasındaki oyun planında herkesinde gördüğü gibi önde basmak , savunmayı öne çıkarıp alanı daraltmak ve rakibin oyun kurmasını engellemek ve topun Beşiktaş'ta kalmasını sağlamak var.Fakat bunu yapabilmeniz için topun sizde kalmasını sağlamanız lazım ; bunun için anahtar oyuncu da Guti . O sadece verdiği ara paslarıyla değil pozisyon bilgisi , topla buluşma yeri ve topun sizde kalmasında en önemli etken.Yaşı nedeniyle temposunda düşüşler mutlaka olacaktır fakat takımın 1 numaralı adamıdır.

Dünkü maça gelecek olursak , Porto'nun hafta sonu oynayacağı Benfica maçı kulüp adına açıkçası bu maçtan daha önemliydi çünkü Porto bu gruptan o ya da bu şekilde çıkar.Herkes Boas'tan rotasyon beklerken Moutinho hariç bütün as oyuncularını oynattı.İlk yarı da yine etkili bir Hulk ve Falcao izledik ve ilk yarının sonlarına doğru Hakan'ın acemice hatası sonrası oluşan penaltıdan Porto öne geçti.İlk yarının en etkisiz ismi Tabata'ydı ve ona ancak 45 dakika dayanabildi Schuster.İkinci yarıda gelen Holosko değişikliği takımı olumlu yönde etkilerken 59'da Rodriguez'in atılması sonrası hemen gelen Nihat füzesi skoru eşitledi.Tam burada herşey Beşiktaş lehine giderken Toraman'ın gördüğü gereksiz kırmızı kart oyunu yine dengeledi ve son dakikalar heyecanlı geçti.Tabi bu arada Boas'ın Hulk ve Falcao'yu oyundan erken alarak bu maçı pek düşünmediği belli oldu.

Rapid'in de kendi sahasında Cska'ya yenilmesiyle gruptan çıkanlar belli oldu gibi.Bundan sonra Sofya'da alınacak bir beraberlik Beşiktaş'ı gruptan çıkarmaya yetecek.

Quaresma'nın da yakında dönecek olmasıyla Beşiktaş eski performansını yakalayabilir , bunun için lig de önünde 3 maçlık güzel bir periyot var.Sivok bu takımın dönünce kilit oyuncusu olacak Ali Ece ustanın da dediği gibi bu modern futbolda defansı en iyi uygulayan oyuncu Sivok bu takımda , tabi yanında kendi geliştirmeye aday Ersanla birlikte.

Maçtan Notlar : İlker Yasin^e dayanmak çok güçleşti artık.İlk yarıda Nihat^ı unuttu sağ kanatta kim varsa Hilbert dedi.Maçın başında " Yapma , yapma" ları beni eski yıllara götürdü.

Maçın en güzel hareketi kuşkusuz Bobo'nun zeka dolu şutuydu ama keşke gol olsaydı.Buyrun izleyin...

1 Kasım 2010 Pazartesi

Durun Bizi de Bekleyin


Deplasmanda alınan 1 puandan sonra içeride alınan 3 puan , FB-Bursa maçınında berabere bitmesiyle önem kazandı.Puan farkı 8'e indi.Ama asıl sınav bu hafta Trabzon deplaşmanında...

Hagi geçen haftaki oyun sistemini bozmayarak sadece cezalı Ayhan'ın yerine Barış ve grip olan Elano'nun yerine Sabri'yi ön tarafa alarak sağ bekte Serkan'ı görevlendirdi.Maça tempolu girdik ama istediğimiz pozisyonları bulamadık sonrasında oyunu Antalyaspor'a teslim ettik ama 30-40 arası yaptığımız tempo 2 golle bize döndü ve ilk yarı bu şekilde bitti...

İkinci yarının tek hakimi Antalyaspor'du.Galatasaray arkada bekleyip Misimovic'in araya atacağı toplarla Pino'nun hızını kullanarak gol bulmaya çalıştı.Çolak'ın girip Misimovic'in asıl yeri olan forvet arkasına geçince bu söylediğimiz pozisyonlar bulunmaya başlandı ama sonuç alınamadı.

Rijkaard'ın gidişinden sonra eksiklerinde olmasıyla takım savunmacı bir takıma dönüştü ve takımda fark yaratacak 2 isim Misimovic ve Pino'nun üzerine büyük yük bindi.Ama bu değişimin pozitif yanı sert bir takım olundu ve maçlar savaşılarak kazanılacak gibi duruyor.Rijkaard'ın gidişinden sonra diğer değişen özellikler topla oynama ve pas sayısı.Hollandalı döneminde %58'den aşağı pek düşmeyen topla oynama oranı iki maçta %52'ye kadar düştü.Toplam pas ise 420'lerden 320'lere kadar düştü.Tabi Arda , Kewell , Baros ve Elano'nun dönüşüyle bu oranlar artacaktır fakat bu defa da takımın sertliği azalacaktır.Şimdi Hagi'nin önünde 2 seçenek var.Sert , savaşan bir takım mı yaratacak , yoksa sakatlarında dönüşü ile göze hoş gelen futbol oynayan ama oyuncu karakterlerininde getireceği yumuşak bir futbolu mu tercih edecek?

Hagi bu 2'sini harmanlayıp ortaya mükemmel bir takım yaratabilir.Onun ruhunda var bu yetenek.Kendi adıma Pino'nun gol atmasına çok sevindim ve umarım devamı gelir , maçı izleyenler onun ne kadar hızlı olduğunu ilk yarıda Radeljic'in yanından attığı deparla anlamışlardır.

İlk başta belirttiğim gibi asıl sınav bu hafta.Artık 7.-8. sıralardan kurtulup bu yarışın içinde bende varım diyebilmek için bu maçtan mutlaka 3 puan alınmalıdır yoksa yeniden başa döneriz ve ritmimizi kaybederiz...

Bahsettiğim sürati bu video da görebilirsiniz pek net olmasa da... 0:13 ve 0: 33 arası Pino uçuyor.

28 Ekim 2010 Perşembe

Gökhan Töre


Henüz 18 yaşında Gökhan.Türkiye'nin bütün alt yaş gruplarında forma giydi.Mesut ve Hollanda U19 'un kaptanı Oğuzhan Özyakup gibi Karadeniz kökenli , Samsun'dan Almanya'ya göç etmiş bir ailenin çoçuğu Gökhan.

Chelsea'de reserve takımda oynuyor şu anda.Çeşitli forumlardan aldığımız haberlere göre takımının en önemli oyuncularından birisi.Chelsea taraftarları onda Arjen Robben ışığı olduğunu söylüyor.Chelsea'nin makine düzeninde şans bulması bu sene zor ama bir dahaki yıl şans bulduğu takdirde takımının düzenli bir oyuncusu olacağına inanıyorum.

Müthiş bir sol ayağı ve top tekniği var.Hızı Robben kadar olmasada Muzaffer Bilazer'den hallice hızlı.Topla süratlendiğinde bileklerine çok hakim.Sağ ayağı da fena değil , duran toplarda çok başarılı.

Milli takım hocamız Guud Hiddink ile geçen sezon çalışma fırsatı bulan Gökhan'a Türk milli takım tercihi sorulduğunda "Türküm ve vatanım için oynuyorum , bundan daha normal ne olabilir ki?" diye cevap vermiş ve bir aksilik olmazsa ileride bizim milli takımımız için oynacağını beyan etmiştir.

Hiddink'te bu hafta İngiltere'ye giderek İngiltere'de oynayan 4 lejyonerimiz (Gökhan Töre , Oğuzhan Özyakup , Jem Paul Karacan , Nadir Çiftçi) ile milli takım takım tercihleri hakkında görüşecek.Umarım bu yetenekli gençleri ülke futboluna kazandırırız ama Nuri gibi kenara atmadan , sistemleri bu oyuncular üzerine kurarak...

Not : İngiltere' deki bu gururumuzun Chelsea Reserve takımından görüntüleri ve BJK-U19 maçında Tabata'ya verdiği ayarı sizlere sunuyorum...





26 Ekim 2010 Salı

Ezequiel Ivan Lavezzi


Bu büyük yetenek 1985 yılında Arjantin'de doğdu.Alt yapısını Boca'da aldı.O da Arjantin'de her çıkan büyük yetenek gibi "New Maradona" kisvesi altına girdi , zaman zaman ortalıktan kaybolsa da Lavezzi 3 senedir Napoli'de harikalar yaratıyor , onu izlemek gerçekten büyük keyif.


Kısa kariyerini İtalya-Arjantin arasında geçiren Lavezzi sürekli yaşıtı Tevez ile kıyaslandı , Tevez genç yaşlarda Boca'da kalmayı tercih ederken o teklifi reddetti ve Estudiantes takıma geçti burada başarılı bir sezon geçirdi ve İtalya macerasına Genoa ile başladı.Kafasında Maradona'nın yaptıklarını yapmak istemesi nedeni ile buraya geldi.Fakat burada olaylar istediği gibi olmadı forma şansı bulamayan Ivan , San Lorenzo'ya kiralandı ve memleketinin yolunu tuttu.Burada tekrar kendini buldu ve bir daha denemek için Napoli'ye transfer oldu.Burada kendini bulan Lavezzi ilk geldiği sezon German Denis ile birlikte Napoli'yi lige fırtına gibi soktu ve liderliği uzun süre domine etti.Fakat sonrasında gelen sakatlıklar onu ve takımını zor durumlara soktu.

3 senedir Napoli forması giyiyor ve İtalya'da artık çok önemli bir futbolcu haline geldi.Bu sene özellikle Edinson Cavani ile birlikte iyi bir uyum içindeler.Maradona tarafında 2010 aday kadrosunda olmasına rağmen yeterli görülmediği için kadrodan çıkartılan Lavezzi ara sıra da olsa milli takımında şans buluyor.

Saha içinde çok hırslı ve azimli olan Lavezzi , rock müzik hastası.Ayrıca silahlara ve ailesine düşkünlüğü ile biliniyor.Sırtından bu sene #7 numaralı formasını çıkarıp #22 'ye geçse de o benim gözümde Napoli'nin "Yeni Maradona"sı...

Not : Daha dün gece Milan'a attığı akıl dolu , tarif edecek söz bulamadığım gölü burada..İyi seyirler...


25 Ekim 2010 Pazartesi

11 Yıl Sonra Kaçan 2 Puan


Son derbi yazımda "Galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır" diyerek bitirmiştim.Takım bir hafta içinde karakter değişimine uğradı ve oyunun büyük bir bölümünü domine etti.

Aslında fotoğraf çok anlamlı , Galatasaray'a insanlar o statta olan ışık kadar güveniyorlardı.Dakikalar ilerledikçe ışık büyüdü ve iyice aydınlandı.İşte Hagi tam burada etkisini göstermiş , onlara güvenmiş belki de Rijkaard döneminin tek eksiği olan "Galatasaray ruhunu" ortaya çıkarmıştı.Peki 1 haftada takım bu kadar değişebilir mi ?

Rijkaard'ın gidişi ne kadar büyük bir hataysa , Hagi'nin gelişi de o kadar büyük bir doğrudur.Çünkü bu boşlukta takımı bilen ,Türkiye'yi bilen , o ruhu bilen bir insan lazımdı ki Hagi zaten bırakın teknik adamlığı , kişiliği ile bile görev için biçilmiş kaftandı , bizi en azından 3.Terim döneminden kurtardı.

Maça gelecek olursak sıkıştırılmış bir 4-3-3 düzeniyle sahaya çıktık.Ama sahada herkesin ne yapacağı , nerelere pas atacağı , kimin nereye yardıma gideceği , kimin kaçıncı dakika sahadan çıkacağı herşey belliydi.Almanya gibi makine düzeninde oynadık dün gece.Elano geçen sene İnönü'de oynanan derbi maçından sonra da diğer bir derbide de mükemmele yakın oynadı.Pino eğer boş alan bulursa ne kadar etkili olacağını gösterdi.

Tüm veriler maçı Galatasaray kazanmış gibi gösteriyor.Açıkçası beni alınan 1 puan tatmin etmedi.Bu oyunun karşılığı 1 puan değildi.Maçı bize döndüren en büyük etken sertliğimizdi.Yıllarca yumuşak takımlarla oynadık , ama bu defa Cana ve Neill başta olmak üzere takım buradan oynayarak değil savaşarak galip çıkacağımızı anlamış gibiydi.Cana hep eleştirildi geldiğinden beri "Bank Asya'da bundan 50 tane var" dediler , "Marsilya'da kim buna kaptanlığı vermiş" dediler.Bu zamana kadar İ.B.B. maçı hariç onun performansından bende memnun değildim ama hiçbir zaman onun kalitesiz bir oyuncu olduğu aklımın ucundan bile geçmedi dün de beni doğrular cinste bir top oynayarak , topların önüne kendine atarak, topa sert olarak kendini belli etti.Takımda Elano , Misimovic gibi yumuşak , teknik oyuncular elbette olacak ama rakibe sertliği ile mesaj verecek , istediği oyunu oynatmayacak sert oyuncularında olması gerektiği dün net bir şekilde ortaya çıktı.

Liderin 10 puan arkasındayız ve önümüzde yakalamamız gereken bir çok takım var.Daha Beşiktaş , Kayseri ve Trabzon maçlarımız var.TT Arena'ya biraz umutlu gitmek , şampiyonluk yarışında bende varım demek istiyorsak , sezon arasına girmeden maksimum puanı toplamamız gerekir.

Fenerbahçe maçı umarım çıkış maçı olur ama Antalya çok formda bir ekip , bizim uzun bir galibiyet serisine ihtiyacımız var , bundan sonra hata yapma lüksümüz yok.Bu noktaya bizi oyuncular getirdi ve buradan da çıkaracak onlardır. Arda ve Baros'un da dönüşüyle umarım takım rayına oturur ve TT Arena'ya umutlu gideriz...

22 Ekim 2010 Cuma

Gareth Bale


Fotoğraftaki yıldızı belki bazıları İnter maçıyla tanıdı ama o zaten birkaç yıldır bunu hep yapıyordu.

Gareth , Galler futbolunun son zamanlarda yetiştirdiği tartışmasız en büyük yetenek , Giggs'ten beri böylesini görmemişlerdi.Lennon'la başlayan Tottenham sempatim Bale ile zirve yaptı.Müthiş bir sol ayağı ve hızı var.Onu İngilizler çok kıskanıyor çünkü önlerinde onunla eş değer bir tek Adam Johnson var.Sol bek ve sol açıkta inanılmaz verim veriyor , maç standartına göre onun mevkisini değiştirebilirsiniz.

Tottenham bakalım bu yıldızı ne kadar elinde tutabilecek , İnter maçında yaptığı hat-trick ile iyice herkesin gözüne soktu kendini , eğer onu hala seyretmediyseniz , bir Tottenham maçı bulun ve izleyin....

19 Ekim 2010 Salı

Ankaragücüme Gidiyor Böyle Zihniyet


Yazıyı yazmak için yönetimin alacağı kararı bekledim fakat onlarda bir çok Galatasaray taraftarı gibi farklı düşünceler de olup karar veremediği için bir sonuç çıkaramadılar.Kararlarını hafta içi görecekmişiz...

Aslında maçı yazmak istemiyorum , yenildiğimizden dolayı değil.Yensen de yenilsen de bu ülkedeki kafaları , zihniyeti değiştiremezsin diye yazmak istemiyorum.Biz burada istediğimizi yazalım , okuyalım , konuşalım kelle alma zihniyeti olan bir ülkede boşuna çabalar bunlar.

Maç yine mükemmel bir hakem kararı (!) ile 1-0 başladı.Daha sonra her ne kadar basınımız Ümit Özat'ın "Buraya yenmeye geldik" açıklamalarına yer vermesine rağmen( bu görüşe kesinlikle katılmıyorum).1-0'dan sonra ilk yarı bitene kadar kaleye 1 kere bile gelebilen bir Ankaragücü yok, forvetini çıkarıp Hürriyet'i alan bir takım nasıl oluyor da yenmeye geliyor ASY'de Galatasaray'ı.Yenmeye gelen teknik direktör Hikmet Karaman'dır onu da yaptığı değişikliklerden anlarsınız BJK maçında.

1-0'dan sonra ben beğendim takımımı özellikle eleştirdiğim Misimovic kendine biraz gelmiş gibiydi.Sürekli çeşitli varyasyonlarla goller aradık.(Bazıları sahada hiçbir varyasyon yapmadığımızı söylüyor ,sabaha kadar tartışırım saha içindeki varyasyonları.)İkinci yarı tam güzel başlayalım derken ön liberoların sahada mangal yaptığı zamanda , onların orada olması gereken zamanda Özgür bomboş kalıyor ve güzel bir vuruşla topu ağlara yolluyordu.Tam bittik biz derken isyankar golcümüz sahneye çıkıyor 1-2 yapıyor durumu.Tamam geliyoruz derken orta sahaya kadar çıkan savunma sonrası Sestak 1-3 yapıyor durumu.Sonra bir daha oluyor aynı şey bu defa Ufuk ceza alanı içindeyim sanıyor atlıyor kırmızıyı görüyor.Sonra Baros bir daha ve en son Turgut noktayı koyuyor 2-4.

Şimdi gelelim değerlendirmemize ;

Bütün suçlu Rijkaard deniyor , peki son dönemlere bakalım Lucescu şampiyon yaptı İmparator geliyor dediniz kovdunuz , Terim geldi 2. kez olmadı dediniz kovdunuz. Hagi geldi futbolculuğu kadar değilmiş teknik direktörlüğü dediniz kovdunuz , Gerets geldi mucize şampiyonluğu getirdi 2 sene daha sözleşme uzattınız , yarım sene daha dayanamadınız kovdunuz , Alman efsanesi Kalli'yi getirdiniz bu defa o sizi terketti . Skibbe geldi çaylak, stajer , amatör dediniz kovdunuz , efsane kaptanımız geldi , seninle de olmadı Rijkaard gelecek sen git dediniz kovdunuz.

Eeee Rijkaard geldi yanında kanımca müthiş ekibini getirdi , futbol altyapısı akademiye çevrildi, 2010 yılında scouting ekibi kuruldu , bütün yaş gruplarında 4-3-3 sistemini getirdiniz biz artık bunu oynacağız , takıma direk hazır gelsinler dediniz , Tugay'ı altyapıya getirdiniz çocuklara herşeyi göstersin diye...Peki bunun için mi yaptınız bunları 1.5 sene bile olmadan onu göndermek için mi??Yapmayın lütfen bu adamların hiçbiri mi bilmiyor futbolu ? Hiçbiri mi bir sistem yerleştiremedi ? Hiçbiri mi sizden daha fazla bu kulübe katkı sağlamadı ?? Artık şapkanızı önünüze koyunuz biraz yukarı Adalara bakınız , hani scouting ekibi kuruyorsunuz ya oralara bakıp biraz da yönetim şekillerini , teknik direktörüne nasıl 20 seneden fazladır sahip çıkıyor ona güveniyor ona bakınız.Suç kimde bir daha düşününüz?

Nostalji sevenlere Terim, Şükür , Hagi'li paket var.1-0 olsun bizim olsunculara Lucescu var.Heyecan arayanlara Hikmet , Ersun var.Bizim çocuğumuz olsun diyenlere Tugay var , var oğlu var ama hepsi yine günü kurtaracak, hiçbiri 2 seneden fazla kalamayacak bir sistem yerleştiremeyecek.Eğer Bülent gibi bunları da 3 ay tutup harcayacaksanız yapmayın ne olur , sıkıştığınızda hatırlamayın, bu isimleri yapılanmanın bir parçası yapmak istediğinizde hatırlayın...

1 ay önce televizyona çıkıp 2 sene daha sözleşme uzatacağız diyordunuz , ne değişti bu sürede kendi sahanda 4 yemen mi?Tribünlerin baskısı mı?Eee hani bütün planlar onun üzerineydi ,hani bu adam çok iyi insandı...Ne değişecek gidince , kendinizi kurtaracaksınız değil mi ?? Genel Kurul'da çıkıp bakın bunu yaptım diyeceksiniz değil mi ?? Kabul edelim Galatasaray 10 senedir iyi yönetilmiyor 2000'de aldığımız kupayı artık sölemekten kendi taraftarımız bile bıktı , lokal başarılı dışında hiçbir başarımız yok , kaç senedir Avrupa'da yokuz.Hiçbiri iyi bilmiyor sizler iyi biliyorsunuz futbolu değil mi??Sonuna kadar Rijkaardçıyım , Skibbeciyim, Bülentçiyim...

Son olarak derbi için birkaç kelam ;

Baros yok diyorlar , kalede Aykut'un oynaması benim için zaten yeterince tedirginlik veriyor.Eğer seni göndereceklerse Rijkaard bunlara son bir galibiyet hediye et ve öyle git.İçimde en ufak bir umut kırıntısı bile yok ama "Galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır" sözü sanırım yeterli...

Not: Biz Akdeniz ülkesiyiz öyle dayanamayız kanımız kaynıyor falan diyorlar , zaten son yıllarda dünya futboluna damgasını vuran Real Madrid , Barcelona , Milan , İnter falan Baltık denizinde küçük adaların takımı hep.Soğuk ülkelerin takımları onlar.

Anlayana !!!

13 Ekim 2010 Çarşamba

Komşuya 3 Puan


Herkes Hiddink'i Azerbaycan maçına hazırlanmamakla eleştiriyor ama televizyonlara çıkıp hocayı eleştirenler maça 1 saat kalaya kadar hala Almanya maçını konuşuyorlardı , peki siz ne kadar hazırlandınız ?

Karşımızda değil Azerbaycan Faroe Adaları olsa biz bugün yine puan kaybederdik çünkü kafamız hala orada kaldı.Utanmasalar rövanşı hemen oynayalım diyecekler o derece ezildik Almanların karşısında.

Maça yine tutuk başladık 20. dakikadan sonra düzeldik biraz Hamit sorumluluk alınca.Tek başına birşeyler yapmaya çalıştı ama olmadı.Servet maske sezonunu açtı yine , yahu koca ülkede bir tane adam yok mu şu adam çıksın oynamasın , gözünün önünü göremeyen adamla kalemizi savunuyoruz.Yediğimiz gol zaten komedi , "Atla Gel Şaban" tadında bir gol yedik.Böle direnç gösterecek takımları baştan açamayıp bir de gol yerseniz işte böyle korku filmi yaşarsınız.

Hakan Balta sakatlıktan dönmemiş hala orada öle duruyor , Tuncay'ın gereksiz vücut çalımları devam ediyor , Emre ağlamaklı , Toraman sinirli , Nihat vurdumduymaz.Böyle oyuncularınız varsa kaybetmeye mahkumsunuz.Hiddink bile maçtan sonra "Artık diğer sonuçlara bağlıyız biraz " dedi.Klasik Türk hastalığı bu bir kerede onlara bize bağlı olsunlar , artık bir kulağımız da Belçika'da Uganda'da olmasın.

Sayın Oğuz Çetin hazırlık maçında karşılaşacağımız Hollanda karşısında geleceğe dair işaretler göreceğimiz söylemiş.E sen bu adamları Azerbaycan'a karşı oynatamıyorsan oyuna ligin en formsuz oyuncusu Nihat'ı alıyorsan öyle hayaller görmeyeceksin.Onları da 1-2 maç oynatıp kenara atacaksın Nuri gibi...

Not:Gecenin sürprizi Vucinic'siz , Jovetic'siz Karadağ'ın Wembley'den puan alması.

Gecenin maçı : Belçika - Avusturya .4-4'lük maç oldu mutlaka izleyin özetini.Maçta ki kırmızı kart Yeşilçam'da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü alır...

11 Ekim 2010 Pazartesi

A2'de Heyecan Devam Ediyor



Milli maçlar arası futbolsuz kaldığımız bu dönem de neyseki A2 maçları var da biraz futbol izleyebiliyoruz.Florya'da Kartalspor ile oynanan maçı 3-0 kazandık.

Çeşitli Milli Takımlara giden oyuncuları yüzünden bu maçta bir çok oyuncumuz kadroda yer almadı.Kalede Eray'ı , stoper olarak bildiğimiz Ahmet'i sağ bekte ve sakatlıktan yeni çıkan forvetimiz Cem Sultan'ı izleme fırsatı bulduk.

Maça iyi ve tempolu başladık , Cem şansının da yardımıyla ilginç bir gol attı.Sonra Kartal net fırsatlar yakaladı atamadı 45'te Uğur penaltıyı kaçırdı ve ilk yarı böyle bitti.İkinci yarı da oyunun üstünlüğü yine Galatasaray takımındaydı.60'ta Berk'in soldan kestiği ortaya Ahmet iyi yükseldi ve topu ağlara yolladı.83'te Cem sağdan çok iyi hareketlendi ve formasından çekilerek yerde kaldı hakem bir kez daha penaltı noktası gösterdi , teknik heyetinde desteğiyle Uğur bu kez penaltıyı kaçırmadı ve maç bu skorla sona erdi.

Maçta en dikkat çeken isimlerden biri uzun süre sonra formasına kavuşan "Oyun efsanemiz" Cem Sultan oldu.Golü şansa attı ama bunun dışında bir topu çizgiden çıkarıldı , bir golü ofsayt gerekçesiyle iptal edildi , 2 tane mutlak gol pozisyonuna girdi ve 2. penaltıyı yaptırdı.Yani oyunun içine kafasını verdiği zaman ne kadar etkili olduğunu gösterdi bizlere.Uğur Ayhan'da Çolak'ın yerinde hiç sırıtmadı , oyun zekasını çoğu pozisyonda gösterdi.Ahmet sağ bekte çok başarılıydı , Cumhur yerinde ve soğukkanlı oyunuyla alkış aldı.

Galatasaray alt yapısı bu sene bildiğiniz gibi artık "Futbol Akademisi" oldu.Tugay Hoca'nın başa gelmesiyle oyuncular artık sadece futbol eğitimi almıyor.Dil eğitimi bunların başında geliyor.Ayrıca onun gelişi saha içinde de belli oluyor , uzun yıllardır milli takımlar da sıkıntısını çektiğimiz "yer alma" yani ecnebi tabir ile "Positioning" bu takıma öğretiliyor.Artık A takım seviyesinde oyuncu nerede duracağını bilecek ve yardımlaşmayı üst seviyede yapacak.

Şu anda lig de 4 galibiyet 4 beraberliğimiz var futbol olarak doğruları oynamaya çalışan , arkadaşı topu aldığında boşa çıkarak ona yardımcı olmaya çalışan , duracağı yeri bilen , topun sürekli kendi takımında olması isteyen bir takım izliyoruz.

Umarım bu akademiden nice futbolcular yetişir böylece hem Galatasaray hem de Türk futbolu kazanır.

9 Ekim 2010 Cumartesi

2 Farklı Seçim ve Sonuçları


Dün gece herkesin ortak fikri son yılların en kötü futbolunu oynadığımız ve en ağır yenilgilerinden birini aldığımızdı.Kesinlikle doğru bir tespit ve aslında içeriği derin bir şekilde irdelenmesi gereken bir sonuç.

Maç hakkında herkes yazıp çiziyor Hiddink'in tercihleri , önemli futbolcuların sakatlığı vs. Bizde ki asıl sorun yaratıcılık.Almanya'nın oynadığı futbolu 2010 Dünya Kupası'na kadar asla beğenmeyen biriydim , fakat bu görüşüm tam tersine döndü bu organizasyondan sonra.İleride inanılmaz hareketli malum dörtlü , arkalarında Şıvanşıtayger(Kross) ve Khedira.Bu altılı geride Lahm hariç vasat oyuncular tarafından oluşan Alman takımınının bütün açıklarını kapatıyordu ve onlara "Makine" dememizi sağlıyordu.

Ama bu sistemin en yaratıcı , en zekisi , en hayalgücü yüksek olanı kesinlikle Mesut'tu.Şu ana kadar gurbetçi oyuncular konusunda farklı seçimler yaptık , kimilerini çok istedik olmadı , kimileri daha istemeden bizi seçti ama Almanlar şu ana kadar bütün hepsinden farklı olanı 1 kere de seçtiler ve hata yapmadılar.Alt yaş gruplarından beri onu hep desteklediler , arkasında oldular Schalke'de yedekken bile onu ilk 11'de oynattılar , yani anlayacağınız bizim yaptığımız gibi tam seçim zamanı "Bak abi sen Türksün gel bizim takımda oyna kral olursun" yapmadılar , çocukluğunu bizden iyi biliyorlardır Almanlar , o da doğal olarak onları seçti , sonuna kadar arkasındayım bu kararının.

Bakın resim de aslında çok önemli bir mesaj var.Google'da bu iki futbolcuyu arattığınız zaman Mesut'un bütün yaş gruplarında Alman milli takımı ile resmi var.Nuri'nin de var ama gördüğünüz gibi en çok bulunan fotoğrafı yanlış hatırlamıyorsam 2005 yılındaki Almanya maçı.
O tarihten bugüne kadar Nuri hiçbir zaman milli takımımızın banko oyuncusu olmadı , planlarımızı onun üstüne yapmadık , sadece onu seçtik ve kenara attık.Siz bu oyuncuya nasıl davranmışsınız ki böylesine önemli bir maçta ondan bir şeyler bekliyorsunuz !

Peki bundan sonrakilere soruyorum önünüzde 2 farklı örnek var. 1.'si Mesut'un seçimi 2.Nuri'nin seçimi.

Siz olsanız ne yapardınız?

2 Ekim 2010 Cumartesi

Erken Girilen Milli Maç Arası


Arda yok , Baros yok , e hadi Servet yok , e peki zemin de kötü ama sizin de bu kadar kötü olmaya hakkınız yok bence.Hadi geçtim total futbolu normal futbol izlemeyedik.


Galatasaray adına yazacak hiçbir şey yok maçta olumlu.Zaten maçın hemen başında sahneye çıkan Sayın Aytekin Durmaz şahane(!) bir kararla penaltı noktasını gösterdi.Maç hemen hemen 1-0 başladı sonra 10.dakika da gelen gol durumu 2-0 yaptı ve geçen hafta İ.B.B'nin başına gelenlerin aynısı bu hafta bize oldu.

Baros'un yokluğunda Kewell zeminin de ağırlığından ve arka üçlüden hiç destek alamadığı için inanılmaz etkisiz kaldı maçta ve tek pozisyonunu 90. dakika da yakalayabildi ancak.Bu kötü sahada Barış'la başlama tercihi benim açımdan mantıklıydı , düz bir zeminde ayakta zor duran Aydın bu sahada yürüyemezdi bile.Insua geldiğinden beri en kötü maçını oynadı 5-6 metre ötesine pas veremedi , 2'li mücadelerde sürekli yerde kaldı.Pino açıkçası beni her hafta daha da çok yanıltıyor.Ben onun o hızından dolayı köy çeşmesi gibi akıp gitmesini beklerken adam Alibeyköy'de sel altında kalmış mağdur adam gibi yürüyor. Pino'da Keita'dan aldığım heyecanı alamıyorum açıkçası.Tamam anladık açık alan oyuncusu da 1-2 topta da adamın üzerine git çalım dene güzel kardeşim..

Bu paragrafı transfer etmek için son günü beklediğimiz , Bundesliga asist kralı Misimovic için ayırmak istedim.İlk hafta geldin G.Antep maçı kötü oynadın maç eksiği var dedik uyum süreci dedik ses etmedik , 2. hafta Buca'ya gittin saha kötü dedik ses etmedik , e içeri geldi İ.B.B karşısında 1-2 parladın yine yoksun , Karabük'e geldik hadi kötü futbolu geçtim sahada gözükmedin güzel kardeşim..Burası öyle Bundesliga gibi az orta saha oyuncularıyla oynanan yayla gibi alanlar bulacağın lig değil , tamam kalitesiz falan ama Türkiye ligi sert lig , senin 2 el bileklerin öyle Zeki Müren tadında duracaksa bu ligde hiçbir şey yapamazsın.Bir an önce kendine gelmeni diliyorum.

Sonuç olarak hatalı düdüklere rağmen kesinlikle 1 puanı bile haketmediğimiz bir maç oldu.Pino'nun o frikiği gol olsaydı üzülürdüm Karabük adına.Bizim takım yine araya erken girmiş mental olarak umarım dönüşte erken çıkıp Ankaragücü maçına erken konsantre olurlar.

Not:Misimovic icin verdiğim Zeki Müren örneği için maç içinde top sürerken , pas verirken Misimovic'in el bileklerin aldığı şekillere baksınlar...

27 Eylül 2010 Pazartesi

4'te 4


Üst üste alınan 1-0 ' lık sonuçlardan sonra Belediye karşısında alınan galibiyet ve 4 haftada gelen 12 puan her şey güzel gidiyor....

3 'te 3 le ASY'e gelen Galatasaray hafta için TT Arena'yı gezmenin gazıyla mı yoksa Alparslan Dikmen'in ölüm yıldönümünün gazıyla mı bilinmez mücadeleye çok arzulu başladı.11 dakikada gelen 2 Baros golü maçı erken kopardı.Aslında Pino'lu Aydın'lı kadro için ideal bir skordu ancak Baros'un "Bicycle kick" vuruşuyla gelen gol ancak 3-0 öne geçmemizi sağladı.Farkın daha açılmasını bekliyorum Belediye'nin Trabzon ve Bursa maçlarını referans alarak , fakat işler böyle gelişmedi.Özellikle Arda'nın yokluğunda ileride topu tutmakta inanılmaz zorlanıyoruz.Aydın'da Pino'da Rıdvan Hoca tabiri ile "Geçti geçti , yoksa kaydeber." tipte oyuncular olduğu için oyunu sete çevirmekte zorlanıyoruz.

Milan Baros bugün ilk pozisyon hariç bütün girdiği pozisyonları gole çevirdi her hafta ondan bu kadar müthiş bir performans bekleyemeyiz keza haftaya Karabükspor karşısında oynayamayacak.Mutlaka alternatif oyuncular skor üretmeli bunun başında haftaya forvet oynayacak Kewell ve Misimovic geliyor.Misimovic ligimiz için yumuşak bir futbolcu , ceza alanı çevresinde oynamazsanız onu sürekli geriye getirirseniz etkili olamazsınız Misimovicle.Arda'nın gelişinden sonra onun performansında gözle görülür bir artış olacağını tahmin ediyorum.

Ali Turan'ı bütün yazılarım da sağ bek olarak görmediğimi ve oynarsa bir felaket olacağını söylemiştim 2 haftadır Serkan'ı izliyoruz ve fark ortada bunu görmenin bu kadar zor olacağını düşünmüyorum.Umarım iyi performansını sürdürür ve takım için önemli bir oyuncu haline gelir.

Cuma günü Karabük zor deplasman.İç sahada sadece Beşiktaş'a yenildiler.Baros yok.Diğer bir endişem saha zemini , en son oynanan Gençlerbirliği maçında sahanın durumu kötüydü bakalım Cuma günü göreceğiz.Eğer Kewell'dan gününde olursa maçı alabiliriz ve 15 günlük araya iyi bir şekilde girebiliriz...

17 Eylül 2010 Cuma

Derbi Öncesi Sofya Sınavı


Sınavlar hep oluyor ama resimdeki arkadaş hep sınavlara çalışıp geliyor sadece kendini değil arkadaşlarının da sınavdan geçmesini sağlıyor...

Schalke'den geldiğinde yaşı ,aldığı para bilimum futbol yorumcuları tarafından çok eleştirildi ama geldiği dönemden itibaren 2-3 kötü oynadığı maç dışında bu adamın mücadelesini dahi seyretmek bana büyük keyif veriyor.Schuster her maç rotasyon yapıyor ama değişmeyen tek bir isim var Fabian Ernst.Onun şu performasını gören Schalke'nin onu sattığına pişman olduğuna eminim çünkü bugün yerinde oynamaya çalışan Matip,Jones gibi isimler Ernst'in 1 gömlek altında....

Beşiktaş yine oyun formasyonundan ödün vermeden savunmayı orta sahada kurarak bizleri şaşırtmadı.Maçın çok büyük bir bölümü Cska yarı alanında oynandı ama Beşiktaş'ın Holosko'nun pozisyonu hariç gole yaklaştığı bir an yok ilk yarıda.Bence bunda en önemli etken Guti'nin etkili olabileceği alanlardaki zeminin bozukluğu.Transfere milyon eurolar harcayan camialarımızın sahaları acınacak halde...

Forvette Sheridan'ı çok yanlız bıraktı Cska onu Nelson ve Marquinhos ile desteklemeye çalıştı fakat yeterince etkili olamadılar ve bu Beşiktaş'ı gol konusunda iyice cesaretlendirdi ve 4-1-5 gibi bir taktiğe döndüler en sonunda ki bekleri de ileri gönderdiğini düşünürsek hucümcu sayısı inanılmaz çoğaldı.Duran topların başına ısrarla Tabata ve Quaresma'yı getiren Beşiktaş son hucümunda bu karardan vazgeçerek Guti'ye kullandırdı ve bunun meyvesini aldı.Benim açımdan tartışmasız o takımda Guti varsa duran topları o kullanır.

Ferrari'nin derbide oynaması zormuş.Büyük ihtimal Necip-Ernst-Guti'den oluşan bir orta saha izleyecegiz bu en azından biraz daha riskleri azaltır Beşiktaş adına.Zevkli ve bol gollü bir maç bekliyorum...

Not: Cska'daki 9 numaralı Ali Durmuş Saidhoca'ya saygılar...

14 Eylül 2010 Salı

1-0 Olsun Bizim Olsun


Tam 19 sene önce bugün efsane kralımız hayata gözlerini kapatmıştı.19 sene sonra bu karşılamada en az onun kadar mücadeleci ve en az onun kadar Galatasaray ruhunu sahaya yansıtan tempolu bir takım bekliyordum ama yine farklı bir maç izledik.

Rijkaard yine bizleri şaşırtarak Ali Turan'ı ilk 11'de çıkartıyordu fakat sonradan aldığımız duyumlara göre Sabri'nin bir grip durumu varmış.Oyunun ilk yarısının hakimi mutlak şekilde Gaziantepspor'du özellikle önde basmaları defanstan oyunumuzu kurmamızı engellemesi bu üstünlükte büyük pay sahibiyken bunun yanında Ayhan ve bütün iyi niyetine rağmen Sarp'ın pas trafiğindeki yavaşlıkları ve top kayıpları ilk yarıda bize çok kötü bir Galatasaray izlettirdi.İlk yarıda göze çarpan en büyük eksik tempo sorunuydu bu yüzden 2. yarıda Sabri ve Pino değişikliklerinin takıma tempo getireceğini düşündüm ve Rijkaard 2. yarıya Sabri - Aydın değişiklikleriyle başladı.Elano'nun etkisiz oyunun sebebinin her ne kadar Brezilya milli takımında o bölgede görev alsa da sırtı dönük oyunu bilmemesinden kaynaklanıyor , buna çok yakın bir sorunlu örneği Belçika maçında Hamit yaşadı ve ikinci yarıda gelen akıllı bir oyuncu değişikliği ile oyunun birden kilit oyuncusu oldu.Elano'yu sağda değil de en azından sol forvette kullanabiliriz sağ ayağıyla içeri kat edişleri ve ters topları ile daha etkili olur düşüncesindeyim.

2. yarıya gelecek olursak oyuncu değişlikleri ile gelen tempoda hemen 60. dakika da Kewell'in penaltı golü ile rahatladık ama sonrası yine işkence oldu.Rijkaard'ın Pino-Baros-Aydın'dan oluşan kontratak üçlüsüne pasları ulaştıramadık ve kendi sahamıza hapsolduk.Gaziantepspor özellikle Sosa'nın da girişiyle Ivan de Souza'nın etkili bindirmeleri ile soldan çok etkili gelmeye başladı ama final toplarında sıkıntı yaşadılar.

Kazanılması gereken bir maçtı ve zor da olsa kazandık.Yeni transferlerin takıma uyumuyla daha iyi bir takım izleyeceğimize inanıyorum...

20 Ağustos 2010 Cuma

İçimizdeki Galatasaraylılar

Çoğu Galatasaraylıdan daha yürekten oynuyor bu 2 adam.2-0 geriye düşüş ve 2 kişisel çaba 2 gol maçın özeti bu aslında ama yinede eksiklerimizi buraya yeniden yazmamız gerekiyor.

Diğer maçların aksine Rijkaard bu defa düzeni değiştirmiş Arda'yı orta sahanın merkezine , Kewell'i kanada ve Batdal'ı en uca koymuştu bu defa.Ukrayna ekibi maça çok defansip başladı inanılmaz alan daralttılar ve hucüm organizasyonlarımıza izin vermediler aynı zamanda 20. dakikadan sonra yavaş yavaş gelmeye başladılar ki gollerin haberini önceden vermek istediler sanki.

Galatasaray'ın her yediği golden sonra Aykut'u arıyor gözler ve bütün suç onun üzerine yıkılmaya çalışılıyor.Ama taraftar dikkat etsin ki 1. golde rakibine geriden geçilip arkasından bakan Ali Turan 2. golde dizlerinin üzerinde folklör oynayan Balta hiç mi suçlu değil ?

Ali Turan hakkında artık bişeyler yazmak istemiyorum ama Rijkaard'ın da bu kadar kör olduğuna inanmak istemiyorum.Balta her zaman ki gibi ruhsuz ve dalgın.Servet adamını kaçırıyor ,Ayhan 2 metre ötesine pas veremeyip arkadaşına kızıyor ,Serdar Özkan adam geçemiyor , Arda çok topla oynuyor.Takımda herkes defolu.Buna rağmen 2 adam yenilgiyi kabullenemiyor bu adamlar yabancı, bu adamların biri sezon başında gidiyordu.

Karakter sorunu çekiyoruz son haftalarda, bunu 2 oyuncu ortaya koymaya çalışıyor ama her zaman bu kadar şanslı olmayabilirsiniz.Herkes kafayı transfere takmış ama transferlerle düzelmez bu takım ruh lazım ruh.Maç hakkında yazılacak çok şey var ama malesef gördüğüm kadarıyla bu hatalarını zor düzeltecek bir takım ve teknik direktör var.Rijkaard'ın maç içindeki tek olumlu hamlesi Barış-Serdar değişikliği oldu ki bu da zaten beraberliği getirdi bize.

Sonuç olarak tur adına ümitli değilim ama 2 kişi oynayan bir takım için mükemmel bir sonuç aldık.Artık yine futbol meleklerinin yanımızda olmasını bekleyeceğiz, umarım Sabri ve Elano iyileşir ve tur adına biraz ümitli olabiliriz...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Karışık Duygular



Mesut'un transferi dün itibari ile gerçekleşti.O da artık bir "Los Galacticos".

Aslında biraz yılan hikayesine dönmüştü transfer Real Madrid kaynaklı Marca gazetesi Mesut'un Madrid'e geleceğini söylerken , Barcelona kaynaklı As ve El Mundo Mesut'un İspanya şampiyonuna gideceğini yazıyordu.Bunlara karşılık Aloffs ve Werder Bremen yönetimi sürekli bu olayları yalanladı ama Mesut 15 milyon Euro karşılığında başkentin yolunu tuttu.

Transferden çok Mesut'un milli takım tercihi hakkında görüş bildireceğim.

Mesut bildiğiniz gibi küçük yaşlardan beri Almanya Milli takımı adına oynayan bir oyuncu yani son anda Alman olmuş değil.Ülkemizde bazı kişiler Mesut'u "Vatan haini" olarak görenler oldu ama oyuncu kendi tercihinde sonuna kadar haklı.Eğer , sen oyuncu milli takım tercihini yapana kadar oyuncuyla görüşmezsen , kaba tabirle "Yumurta kapıya dayanınca" iletişime geçersen sonun böyle olur...

Bu seçim ne kadar beni çok üzse de Real Madrid gibi bir klüpte oynamak bir Türk ismini oralarda görmek , Mourinho gibi bir teknik adamla çalışacağını düşünmek inanılmaz bir haz veriyor insana.Önemli olan bundan sonrakileri kaçırmamak , bunun bir adımını Chelsea alt yapısında olan müthiş yetenekli gencimiz Gökhan Töre ile yaptık.Umarım bunun gerisi gelir ve oyuncularımıza küçük yaşlardan itibaren sahip çıkarız.Son olarak Mesut'un sözleriyle başlığı kapatıyorum....

"Benim 2 tarafım var biri Alman diğeri Türk.Disiplinimi ve çalışkanlığımı Almanlardan öğrendim.Ama saf yeteneğimi ve tekniğimi Türk atalarıma borçluyum."

17 Ağustos 2010 Salı

"Spor Toto Süper Lig" Artık Başladı



Yeni ismiyle Spor Toto Süper Lig'de 1 haftayı geride bıraktık.Lig Tv'nin de 9 maçı da canlı yayınlaması bir futbolsever olarak beni çok memnun etti. Benim açımdan Galatasaray'ın mağlubiyetiyle kötü bir başlangıç yaptığı ligde bakalım diğer takımlarımız haftayı nasıl geçirmiş deyip vtr mizi izliyoruz :)

Sivasspor-Galatasaray (2-1) : Maçı zaten değerlendirdik ama kısaca değinecek olursak Sivas'ın maçı daha çok istediğini hucümda herşeyin Arda ve Kewell üzerine yıkıldığını ve orta sahada mutlaka oyunu tutacak bir adam olduğunu söyleyebiliriz.

Gaziantepspor-Kasımpaşa( 0-0 ) : Açıkçası Galatasaray maçıyla aynı saatte olduğu için maçı canlı izlemeyemedim fakat özetlerden yola çıkacak olursak özellikle Gaziantep'in henüz hazır olmadığını gördüm.Ismael Sosa 2 net fırsatı değerlendirememiş fakat ilk haftadan bile bu pozisyonlara girmesi onun ileri de ligimize damga vuracak futbolcular arasında olacağına iyi bir işaret.Yılmaz Vural her zamanki gibi takıma pozitif futbol oynatmaya çalışıyor takım da bence en iyi oyuncular Ümit Milli oyuncumuz Şahin ve Mallorca'dan transfer edilen Varela ki İspanyol oyuncu maç boyunca çektiği etkili şutlarla kalitesi ortaya koymuş ilk maçtan , sonuç olarak 2 takımında henüz zamana ihtiyaçları var özellikle Gaziantep'in.

Bucaspor-Beşiktaş (0 -1) : Yıldızlar nasıl maç kazandırır bunu gördük bu maçta.Guti ikinci yarının başında ortalıkta pozisyon yokken müthiş bir defans arkası pas ve Bobo'nun golü.Beşiktaş bu sıcakta karşısında iyi kapanan , alan daraltan Buca karşısında güzel bir galibiyet aldı ve lige iyi başladı.Beşiktaş kadrosu gerçekten çok iyi fakat Erhan Güven kişisel olarak ısınamadığım bir oyuncu sakatlıktan döndüğü zaman Rıdvan'ın formayı alacağına inanıyorum.Buca'da Sivas'ı gördüm sanki ileri de Adana'dan transfer edilen Emre Aktaş ona şişirilen toplar, Musa'nın klasik içeri koşuları , orta sahadaki tatlı-sert futbol bunların en büyük emareleriydi.Sol bek Mulemo'yu beğendim Hakan Balta'da dan daha tempolu olduğu kesin.Leko bekleneni veremedi,Mendy toptan hızlıydı ama takım olarak genel sorun ileri de bitirici bir adamın olmayışı Emre Aktaş iyi bir futbolcu ama henüz Süper Lig'de ilk sezonu zaman tanımak lazım..

Eskişehirspor-Gençlerbirliği (0-0) : Açıkçası beklediğimden kısır bir maç oldu.Doll takıma sanırım savunma yapmayı öğretiyor.Harbuzi sanki mutsuz gibi.(Galatasaray'a gelmesi için bahane arıyorum sanırım.)Ermin Zec çok faydalı olacak bu takıma son dakika da golü atsa bugün farklı şeyler okuyabilirdik hakkında bence ligimizin Edin Dzeko'su.Eskişehir biraz "Batuhan'a şişirelim, karambol olsun ordan bir gol atarız nasılsa" taktiğiyle çıkmış.Pele takıma uyum sağlamış gibi Burhan yine bal yapmayan arı gibiydi,Sezer'den artık çıkış bekliyorum yoksa bir Anadolu takımı oyuncusu olarak kalacak , sonuca bağlayacak olursak beklediğim gibi bir maç olmadı 2 takım adına da. 2. hafta galibiyet alan takımın çıkışa geçeceğini düşünüyorum.

Ankaragücü-Trabzonspor (0-2) : Seyircisiz maçların tadı olmadığı kesin tek güzel yanı bütün seslerin duyuluyor olması.Ankaragücü'nün geçen seneden pek farkı yok gibi geldi ama çok eksikleri olduğu maça 17 kişilik kadro ile çıkmalarından belli.Fakat burada aklıma yatmayan şöyle bir şey var.Geçen sene Ankaraspor'un küme düşürülmesiyle takımdaki oyuncusu sayısının 60'a dayandığı 3 farklı noktada antrenmanların yapıldığı söyleniyordu fakat bu sezona baktığımız da 18. kişiyi bile bulamamak maçın bence en ilginç noktasıydı.Oyun olarak çok gerideler Vittek'in olmayışı büyük eksiklik ama kimse iyi bir Ankaragücü beklemesin şimdiden duyurulur.Trabzonspor ise bunun tam tersine futbolun doğrularını şu an ligimiz de en iyi uygulayan takım.Teofilo sıcak baktığım bir isim değil ama golcü olduğu belli ,oyuncu çok yetenekli olmayabilir ama bir şekilde golü kokluyorlar diyelim ligimizde en açık örnekler Ümit Karan ve Nobre'dir.Colman 2 inanılmaz pas attı gollerden önce Ceyhun'un çıkışıyla ortaya geldi ve kendini buldu deyim yerindeyse.Yattara eski günlerinden örnekler verdi takımı 2. yarıda canlandırdı ve goller geldi.Belki konuşmak için çok erken ama dar rotasyonu da olsa Trabzon bu sene en büyük şampiyonluk adayım, Liverpool karşısında da şansları eşit görüyorum...

Karabükspor-Manisaspor (2-1) : Karabük beklediğimden iyi bir giriş yaptı lige.Cernat özellikle kalitesini ortaya koydu ve 2 asist yaptı.Emenike yine selamını çaktı ayrıca 1 Mayıs gösterilerinde de olduğundan dolayı ayrı bir sempatim var kendisine.Karabük sahasında çoğu takımı zorlar ama deplasmanlarda işleri zor.Manisaspor Hakan Kutlu'yu koç yaparak zaten lige düşme potasında başladı bence.Takımını küme düşüren bir hocayı hangi bahanelerle bu takımı emanet ediyorlar anlamış değilim.Dica ve Gökhan bekleneni veremedi defansta özellikle Burak ve Hüseyin çok ağır kalıyorlar.Takıma acil bir önlibero şart gibi gözüküyor yoksa çok zorlanırlar.

Fenerbahçe Med. Park Antalyaspor (4-0) : M.P Antalyaspor yazınca hep aklıma Milli Piyango'yu getiriyor bu takım.Fenerbahçe çok dirençsiz bir takım karşında çok rahat bir galibiyet aldı.Aykut hoca'nın istediği hızlı pas,ayağa pas faktörleri bu maçta sergilendi.Semih Niang'a hoşgeldin dedi.Gökhan Gönül "Milli takımdan yorgun döndüler" deyip bahane arayan Rijkaard'a temposuyla selam çaktı.Fenerbahçe adına herşey olumluydu bu maçta Baroni bile dahil ama Paok maçında hala işlerinin çok zor olduğunu düşünüyorum.Antalyaspor tamamen değişen defans dörtlüsü + Jedinak ve Ömer'in sakatlığında bizim halı saha takımına benzemiş.Necati ve Tita bişeyler yapmaya çalıştı ama olmadı.Sol bekte İlkem zaten beğenmediğim bir futbolcu fakat yerine giren Yenal'da ondan farklı değil.Proment fena bir oyuncuya benzemiyor ama takıma acil defans oyuncusu şart yoksa Antalya bu sene zor dönemler geçirebilir.

Ekstra 2 not: Fenerbahçe bu sene Niang'ın ve Dia'nın takımı katılımıyla en çok 6 yabancı kuralından çekecek.Eğer 2 oyuncu da ilk 11 oynayacaksa kulübe için en yakın gördüğüm isimler Baroni ve Dos Santos.Sedat Ağçay'ın da sahada dolaşan bir imam gibi olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

İ.B.B.-Kayserispor (0-2) : Maç öncesi istikrarlı kadrosu ve bunu üzerine yapılan Holmen ve Cihan transferleri gözümde İ.B.B.'yi bir adım önde tutuyordu fakat sahada böyle olmadı.Çok da beğenmediğim Efe'nin eksikliğini çekti sanki takım ve İbrahim Akın'ın egoistliği takımı fazlasıyla etkiledi fakat çok inandığım Abdullah hocanın takımı düzelteceğini umuyorum.Kayseri ise tamamen bir kapalı kutuydu gözümde "İddaa" oynarken bile maç sonucuna yönelemeyip 2-3 gole kapağı attım.Makukula'nın gidişinden sonra bir striker almayan Kayseri sahaya 3 tane "CM" tabiri ile "AMC" ile çıkmış.(Cangele gözümde asla bir forvet oyuncusu olmamıştır.)Yine defans ağırlıklı bir oyun fakat ileride müthiş işler yapabilecek 3 isim ki Troisi kişisel olarak en beğendiğim adamdır içlerinde.2 farklı bir galibiyet aldılar ama kontralardan fazlasını da bulabilirlerdi bir sol bek transfer edilirse ligin iyi takımlarından biri olacağını düşünüyorum.

Bursaspor-Konyaspor (1-0) : Son sözleri "Şampiyon'a" ayırdık.Konya bu sezon en büyük küme düşme adayım.İleri uçta gol atacak veya buna teşebbüs edecek hiçbir oyuncuları yok bu sezon iddia ediyorum ligin en az gol atan takımı olacaklar.Takım da göze çarpan tek isim Burkina Fasolu Kere.Diğer oyuncular tamamen vasat ve Ziya Doğan'ın da talimatlarıyla sert olabilen oyuncular.Eğer 1 Eylül'e kadar takviyeler olmazsa işleri çok zor.Bursa yenilenmiş stadı ve formasıyla lige güzel girdi ve hak ettiği bir galibiyet aldı.Nunez'in tipini beğenmedim ama futbolcuğu çok iyiydi.Sercan uzun süre sonra golünü ama bence maçtaki en önemli nokta artık Bursaspor hep kapanan takımlara karşı oynayacak ve Konyaspor bunun için en büyük örnek zaten maç sonrasın da Sağlam'da "Kapanan takımlara karşı oynayacağız ve alternatif hucümlar üretmeliyiz" diyerek bu konunun altını çizdi.Stepanov'da gördüğüm en önemli özellikle Porto'da kendine güveni gelmiş ve sahada çok iyi duruyor hava toplarında da geçit vermedi Insua'nın da takıma katılımıyla güzel bir takım bekliyorum fakat bu sene şampiyon olmalarında en büyük engel "Şampiyonlar Ligi".Bakalım takım haftada 3 maç oynamaya alışabilecek mi? Bekleyip göreceğiz...

Özet olarak bütün maçları 90 dakika izlemeye çalıştım genel olarak gözüme çarpan sıcakların da etkisiyle takımların henüz hazır olmayışı.5. ve 6. haftalar herkes yerlerini alır yavaş yavaş.Ligimizi çok özlemişiz Mayıs' a kadar bırakmayız...

Özel Not: Turkcell'in sponsporluktan çekilmesi ile birçok takımımız formalarının önüne reklam alamamış buna şampiyon Bursaspor'da dahil buna bir çözüm bulunması kanaatindeyim....

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Metrobüs Yıldızı "Necip Uysal"



Aslında onun için çok geç yazılmış bir yazı olduğunun farkındayım ama onu daha çok izledikten, yeteneklerinden emin olduktan ve biraz da karakterini inceledikten sonra artık yazıyı yazmaya karar verdim.

Necip , Serdar Özkan'dan sonra Beşiktaş altyapısının bizi sunduğu diğer bir ürün.Komple bir orta saha futbolcusu asla bir ön libero değil. Günümüz futbolunda oyunun iki yönünü de oynanan futbolcu aranıyorsa fazla uzağa bakmamıza gerek yok çünkü artık o var.

Yıllarca hep Galatasaray'ın altyapıdan yetiştirdiği isimlerle gurur duyduk ve izledik Beşiktaş'ta son dönemlerde artık alt yapıya önem vermeye başladı.Ali Kuçik , Cumali Bişi , Onur Bayramoğlu ve Necip öne çıkan oyuncular oldular Beşiktaş altyapısında.

Necip çalışkan , top kazanan, topun peşinde koşan , çalım atan , isabetli pas veren komple bir oyuncu.Onu Frank Lampard'a ve Mehmet Aurelio'a benzetiyorlar ama o kimseyi kendine benzetemiyor.Fabian Ernst ve Guti gibi oyuncularla oynaması onun için müthiş bir deneyim.
Açıkça söylemek gerekirse Bucaspor karşısında onu ilk defa 90 dakika izleme fırsatı buldum ve büyülendim.Klişe bir tabir vardır ya "Basmadık yer bırakmadı" diye bu cümleyi sonuna kadar hak etti her yerde o vardı , 2. yarıda ataklara da katıldı çalım da attı tekmeye kafasını da soktu.

Maç sonu verdiği ropörtajla da bir kez daha ileride ne kadar büyük bir oyuncu olacağını kanıtladı bence.Ömer Güvenç karşısında oldukça saygılı ve utangaç gördüğüm Necip "Çok iyi oynadın ne düşünüyorsun ? " sorusuna "Aslında o kadar iyi değilim , kendimi geliştirmem gerekiyor " diyerek kafalarda tamamen farklı bir Türk oyuncusu profili çizdi.Zaten ne kadar mütevazi olduğunu antrenmanlara hala metrobüsle gidip gelmesinden anlayabiliyoruz.

Eminim ileri de müthiş bir futbolcu olacak Necip ve bizi Milli takımda devşirme oyuncular oynatmak zorunda bırakmayacak , kişiliyle de futbolculuyla da 10 numara bir insan , umarım başına bir sakatlık gelmez ve Beşiktaş ve Türk futboluna uzun yıllar hizmet eder.

Not: Tam Saha dergisine yaptığı röportajı şuradan okuyabilirsiniz.

Kazandırmaya Devam Ediyoruz


Resmi net göremeyenler için :

353- Ankaragücü - Trabzonspor : Tahmin: 2 Oran: 1.80
361-Karabükspor - Manisaspor : Tahmin :İlk yarı 0 Oran: 1.80
330-Liverpool - Arsenal: Tahmin 2-3 gol Oran: 1.65
317-Nottingham Forest - Leeds United: Tahmin : 2-3 gol Oran : 1.80
339-Hameenlina- Klubi 04 Tahmin : 1 Oran : 1.95
319-Ado Den Haag - Roda : Tahmin 2 Oran : 2.70

Misli : 2 Kazanılan Para : 95.69

Bizi izlemeye devam edin...

15 Ağustos 2010 Pazar

Daha 1 Eylül'e Çok Var (!)



Yeni sezon , yeni forma , yeni Lig Tv ve yeni gibi gözüken eski takım.Baktığınız zaman geçen seneye göre 11'de sadece Cana ve Ali Turan değişik bu takımda.

Açıkçası maç öncesi çok umutluydum , sezon öncesi futbol pek çoğuna umut vermese de futbolun doğrularını oynamaya çalışan bir takım vardı gözümde bu da Sivas önünde beni rahat kazanacağımız hissine itiyordu fakat olaylar böyle gelişmedi.Maçın hemen başında gelen Sarp golü geçen sene yine sezon açılışı olan Antep deplasmanında ki gole benzer bir goldü.Orada Baros topu getirmiş Arda bir ön direk koşusu yapmıştı dün ise Arda ortaladı Sarp arka direk koşusuyla topu ağlara yolladı , buraya kadar herşey tamam ama bundan gerisi kocaman bir soru işareti.

Sivas bir Anadolu takımına göre fazla açık oynuyor aslında erken gelen golde bunu tetikledi ama karşısında bunu değerlendirecek bir takım yoktu.Hucümu sıfır olan bir sağ bek , önünde orjinali iç oyuncusu olan bir bozma kanat ve hucüma desteği sınırlı olan ağır bir sol bek.Oyuncuya her zaman sabır gösterilmesi düşünen kişilerdenim fakat dünkü Ali Turan bu düşüncemi yer ile bir etti.Sezon başı yazımda zaten eğer sağ bek olarak alındıysa tam bir fiyasko olacağını düşünmüştüm ki dün maç beni yanıltımadı.Tamam 6 ay futbol oynamadı haklı ama yan topta adamını kaçırmak 6 ayda unutulmaz ya da maç biterken "Hocam kaç dakika kaldı yaa?" demesi benim gözümde zaten olmayan kredisini eksilere düşürdü.Ali'nin bu tavrına karşılık maç öncesi koridorda görüyoruz ki çok eleştirilen Ayhan'ın nasıl hırslı olduğunu sahaya çıkmak için bekleyen bir boğa gibi olduğunu , futbol yeteneklerini tartışabiliriz ama taraftarın görmek istediği şey mücadele ve hırs.Zaten bu maçı bize kaybettiren en büyük etken Sivas'ın maçı bizden daha fazla istemesi ve bunun için ortaya koydukları mücadeleydi.

Aykut yine duran topta hatalıydı orada sağ ayaklı bir oyuncunun kaleye vurması neredeyse imkansızken Aykut ön direkte yer alıyordu bana maç içerisinde"Bir topa da çık be kardeşim kalecisin sen!!" dedirtti. Çolak vasatın üstüne çıkamadı fizik olarak hep ezildi.Kewell ve Arda elinden geleni yapmaya çalıştılar ama bir yere kadar.Bu arada Arda'nın bir şutundan sonra Çolak'ın boynuna sarılıp "Vurmaaa" diye bağırması takımda psikolojik sorunların olduğunun baş göstergesi.

Rijkaard takımın başına geçtiğinden beri hep şanslı olduğumuzu düşünen taraftayım ama haftalar geçtikçe takımın oyununda ileri değil geriye doğru gidişler var..Ama takımda gözüken en büyük sorun herkesin söylediği gibi oyunu bizde tutacak pas oranımızı yükseltecek bir oyuncu bu sorunu Metin Şentürk bile görmüştür fakat yöneticilerimiz ellerini ağır tutmakta elinden geleni yapıyorlar çünkü 1 Eylül'e daha çok var...

Takımdan gönderilmeye çalışıp uğruna İtalya'lara gidilen Elano bu takımı düzeltir ama bundan önce mental sorunları gidermek lazım...

Son sözüm de başkanımıza hafta içinde 4 arkadaşımız 4 ayrı şehirde pazarlık yapıyor dediniz.Sivas kafilesine bakıyorum transfer yapacak dediğimiz Adnan Sezgin orada Murat Yalçındağ orada peki bu Avrupa'daki arkadaşlar kimler sayın başkan...Biz oyuncu izleyeceğimize en iyisi gelmişken Ceyhun'u alalım...Siz de bakın keyfinize....

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Gruplara Kalan Son Biletler



6 Ağustos günü çekilen kuralar takımlarımızın Avrupa'daki rakiplerini belirledi.4 takımımızın da devam etmesi ileri ki senelerde Avrupa'ya yollayacağımız takım sayısı adına çok önemli..

İlk önce Fenerbahçe ile başlamak istiyorum.Fenerbahçe genelde kuralarda şansı ile bilenen bir takım.Örnek verecek olursak Şampiyonlar Ligi'ne girerken 2 sezon önce seri başı takımlar arasında Anderlecht'i çekmişlerdi keza bu sene kolay bir kura çektiler ama takım içi sorunlar Young Boys'u bir üst çıkarttı.Ama bu sene işler değişti ve seri başı olmayan takımlar arasından en sertini çekti.

Paok Yunan ligini yakından takip etmeyenlerin bile ismini bildiği bir takımı.Yunan liginde diyorum ama Paok'ta Aek gibi Türkiye'de kurulmuş bir takımdır.Geçen sene kendileri adına başarılı bir sezon geçirdiler.Pao şampiyon olurken arkasında kalan dört takım play-off maçları yapıyor kendi aralarında Yunan ligi kuralları gereği.Paok burada Olimpiakos'un ardında 2. oldu ve Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazandı.Tabii ki her Yunanistan takımının olduğu gibi arkalarında inanılmaz bir seyirci desteği var.Hatırlarsanız geçen sene Pao-Gs maçlarında 2 tarafın seyircisinin deplasman maçlarına gitmeleri yasaklanmıştı bu sene de aynı olay olacak mı bilmiyorum ama şu an Yunan basınında da henüz bu konuyla bir haber yer almadı ki bence çok gereksiz , 21. yüzyılda yaşıyoruz diyoruz ama olaylara bakış açımız hala 15. yüzyılda.

Kadrosuna gelecek olursak Pao'dan da bildiğimiz Salpingidis takımına geri döndü zaten Selanik doğumlu olan bu oyuncu kontratı biter bitmez böylece memlekinin yolunu tutmuş oldu , kısa boylu ve kontra ataklarda dikkat edilmesi gereken önemli bir oyuncu özellikle Fenerbahçe tandeminin araya atılan toplarda ağır olduğunu düşünürsek ki Young Boys maçında gelen golü anımsayalım Salp onlarla zor anlar yaşatabilir , Zlatan Muslimovic'i en azından milli maçları takip edenler bilir bize zor anlar yaşatan tecrübeli bir golcü ve takımın diğer bir tecrübeli ismi Ivic kariyerinde Partizan , M.Gladbach , Aek ve Aris formalarını giyen tecrübeli ismin kariyerinde ki en ilginç not bu oyuncuya hiç bir takımın bonservis bedeli ödememesi olmuş.33 yaşındaki golcüye dikkat etmek gerekiyor.

Sonuç olarak Fenerbahçe o 5 takım arasından en güçlüsünü çekti ve bu başını henüz çok erken olan bu turda ağrıtmak zorunda kaldı , eğer deplasmandan gollü bir galibiyetle dönerse işi Kadıköy'de çözer diye düşünüyorum...

Beşiktaş kuranın şansı takımlarından.Nedenine gelecek olursak Fin futbolunu insanlar iddaa sayesinde tanıdılar.(Aslı iddiadır bildiğiniz gibi.) Çünkü Finlandiya deyince aklımıza gelen tek isim Jari Litmanen'dir, efsane golcüden başka henüz başka bir oyuncu parlatamadılar.Tabii ülkede futbola bakış açışı bunun en büyük etkeni.Helsinki bir başkent takımı ve ülkenin en fazla şampiyon olan takımı.Kadrolarında açıkçası tek bildiğim isim C.Palace'nin Premier Lig'de oynadığı zamanlardan aklımda kalan oyuncusu Aki Riihilahti zaten o da ortalama bir oyuncudur.

Rakibin gücü ortada zaten Fin futbolunun gelişmine paralel bu durumlar.Beşiktaş'ın çok rahat geçeceğine inanıyorum bu turu...

Karadeniz fırtınası Trabzon İngiltere efsanesi Liverpool ile eşleşti bildiğiniz gibi.Kağıt üzerinde en zor takımdı ve bunu çekmeyi başardı Trabzon talihsiz bir şekilde.Herkesin genel kanısı çok zor bir kura çekildiği yönünde, bir kısım da Trabzon'u fazla hafife alıyor Liverpool karşısında.

Kırmızılar Benitez gittikten sonra bir kabuk değişimi içindeler Roy Hodgson'ı göreve getirdiler.Takımdan Benayoun ve Riera ayrılırken Joe Cole ve Milan Jovanovic kadroya dahil edildi.Torres sanırım 2 maçta da oynayamaycak ki bu mevkide ellerinde ki en güvenilir isim N'Gog ki benim pek yeteneklerine inanmadığım bir futbolcu.Artık herkesin dediği gibi futbol eskisi gibi oynanmıyor isimler değil sahada çok koşan,mücadele eden, galibiyeti daha çok isteyen takım kazanıyor ama tabii ki belli bir yetenek sayesinde.İşte bu nokta çok önemli yetenek,Trabzon hem istekli hem de yetenekli bir takım gözümde onları şanslı gösteren faktör bu.Hazırlık maçlarını gayet ciddi takımlarla yaptılar ve sezona iyi hazırlandılar.Bunun semerelerini Bursa maçında gördük pozisyon vermeden üç gol attılar ve kupayı kazandılar.Yeni aldıkları Jaja iyi bir oyuncu gibi gözüküyor ama bence Trabzonspor'un aradığı oyuncu değil.Trabzon'a daha tecrübeki gol vuruşları çok iyi Nistelrooy tarzı bir golcü gerekiyor zannımca Teofilo 3 gol attı ama hala çok güçsüz, ağır ve hareketsiz.

İngiltere ve Türkiye Ligleri aynı anda açılıyor kondisyon olarak pek fark olacağını sanmıyorum ama özellikle burada ki maçta Trabzon'a aşırı şekilde güveniyorum ve bu güvenişte en büyük faktör Şenol Güneş'tir.Kendisini inanılmaz geliştirmiş bir teknik adam olarak döndü ülkemize ve iyi ki döndü onu gibi futbol adamlarına ihtiyacımız var ve umarım uzun yıllar Trabzon'un başında kalır.

Gelelim Galatasaray'a. Yine klasik tabirle kapalı kutu takımlardan Lviv.Açıkçası kuraya kadar ismini hiç duyamıştım takımın en önemli oyuncu Batista gibi lanse ediliyor , takımdan çok forma reklamı olan "Zik" dikkatleri çekti.Aceto'dan aldığımız bilgiye göre"Zik" oranın bir medya kuruluşuymuş.Takımla ilgili net bilgiler yok ama daha önce Beşiktaş'ın başına gelen Kharkiv kazası takıma ders olmalı.İlk maçta Sami Yen'de alınacak 2 farklı bir skor turu getirir diye düşünüyorum takım transfer konusunda yine geç kaldı ve bu maçlarda yine aynı kadroyla oynacağız büyük ihtimal tabi yeni transfer Pino'nun gelir gelmez sakatlanması da ayrı ve ilginç bir gelişme...

Yine uzun bir yazı oldu ama takımlarımızı ve tanıdığımız kadarıyla özellikle rakiplerimizi değerlendirmeye çalıştım.Tabii bir Liverpool'u nasıl biliyorsak Lviv'i de o kadar bilmiyoruz..Umarım 4 takımımız da tur atlar ve gruplara kalır....

İngiltere'nin Süper Kupası Manu'nun



Liglerin yavaş yavaş açıldığı bu hafta İngiltere'de de Community Shield maçı vardı ki artık klasikleşmiş bir final olan Manu-Chelsea maçını izledik.

Chelsea Cech,Alex ve Drogba dışında ideal kadrosuyla çıktı sahaya tabii yerlerine oynayan oyuncuların da kalitesi belli.Malouda yıllardır ısınamadığım bir oyuncu , çok şey yapmak istiyor ama sahada dağınık bir oyuncu profili çiziyor bence Fransa U19'da izleme şansı bulduğumuz Gael Kakuta'ya fırsat verilirse çok daha verimli olabileceğini düşünüyorum fakat Anceloltti'nin kafasında Malouda'nın alternatifi Benayoun gibi duruyor.A.Cole'nun bence kafası Madrid'te kalmış oyun içinde o eski etkinliğini göremedim diğer oyuncular da zaten sezon başı olmasına rağmen ellerinden geleni yaptılar 3 gol yemesine rağmen defansta Ivanovic hayranlıkla izlediğim bir adam. 25 yaşından sonra bile böyle gözle görülen gelişme göstermesi Türk futbolcularına örnek teşkil etmeli. Hilario bana yine güven vermedi Matej Delac'ın 2. kaleci olmasını umuyorum bu takımda.

Manu ' ya gelince söylenecek fazla söz yok , yıllardır aynı sistem içinde makina gibi oynayan bir oyun yapısı 23 yıllık ve Ferguson istikrarı , Scholes gençlik yıllarındaki gibi oynadı bugün araya müthiş toplar , uzaktan şutlarıyla ilk 11'in değişilmez ismi olacak gibi geliyor.Owen'ı 45 dakika izleme fırsatı bulduk ama eski gücünden çok uzak bence Hernandez sonraki bir opsiyon bile olabilir bu sene.Hernandez'i zaten Dünya Kupası'nda izleme fırsatı bulmuştuk fakat bugün 45 dakika içinde inanılmaz işler yaptı açık alanda inanılmaz etkili defansın arkasına öyle koşular yapıyor ki yardımcı hakemlerin işlerini zorlaştırıyor.Kafamda tek soru işareti kapanan takımlara karşı ne yapacağı ama tahminimce forvet hattı Rooney-Berbatov ikilisinden oluşacaktır.Van der Sar yine inanılmazdı 39 yaşının verdiği tecrübeyi sonuna kadar kullanıyor.

Sonuç olarak ikinci yarı özellikle Chelsea'nin risk almasıyla son 30 dakika çok zevkli geçti ve Manu hakettiği bir galibiyet aldı. Maç içinde tek üzüldüğüm olay Essien'in defansın arkasına attığı 25 metrelik inanılmaz topu Sturridge'nin gol yapamaması oldu...

Artık Avrupa ligleride başlıyor , maç izleme sayımda artacak ve mümkün olduğu kadar maç analizleriyle karşınızda olacağım , ilerleyen günlerde Basketbol Milli Takımımız'ın Dünya Şampiyonası öncesini durumunu değerlendiren uzun bir yazı yayınlayacağım...