18 Ağustos 2011 Perşembe

NAMIK POLAT - NAUMOSKİ






Türk insanına basketbolu sevdiren yıldızlardan biri. Petar Naumoski.
90’ lı yılların başında sadece 50.000 Euro karşılığı Efes Pilsen’e geldiğinde, bu ülkede bu kadar sevileceğini hatta Türk vatandaşı olup ismini Namık Polat olarak değiştireceğini eminim kendisi de tahmin etmemişti.
Türk spor tarihinde bir takımın Avrupa’dan ilk kez bir kupa getirmesindeki başrol oyuncularından biriydi o. 30 saniyelik hücum süresinin 25 saniyesinde topu kendinde bulundurup, son saniye basketleriyle rakipleri sindiren 7 forma numaralı bir kabustu o rakipler için. İyi bir fast break oyuncusu olmadı hiç. Nerdeyse takıma hızlı hücum yaptırdığı bir oyun bile hatırlamak çok güç. Ama umursamaz bir tavırla attığı isabetli üçlükler kalbe saplanan hançer etkisindeydi. Tek başına hücuma getirip attığı sayılarla, takım arkadaşlarının da boşuna koşmalarına ve yorulmalarına neden olurdu Naumoski.



Bir röportajında, kendisine uğur getirdiğini söylediği, formanın askısına terini silme hareketi, sokakta basketbol oynayan çocuklar ve gençler için bir ritüel haline gelmişti. Terini sildiği formanın sol askısı, ter silmekten ve çekiştirmekten hep daha bol bir durumdaydı. Onun tarzı da buydu. İçeri penetre edecek gibi yapıp crossover hareketiyle bir adım geri çekilerek attığı üçlükler hafızalara öyle bir kazınmış ki unutmak mümkün değil.

Günümüz hızlı basketbolundaki rolü ne olurdu bilemem ama onun gibi buz adamlara her zaman her takımın ihtiyacı olur. Özellikle Teodosic’e ve Spanoulis’e karşı oynayıp, onları ezdiği maçları izlemek büyük keyif olurdu. Hadi yine şanslısınız Teo ve Spa…





15 Ağustos 2011 Pazartesi

Isınamadıklarım Vol. 1









Altta vereceğim liste şahsımın onaylamadığı sahaya çıktıklarında topu eline veya ayağına aldıklarında haz etmediğim adamların ufak bir listesi daha geniş olabilir fakat ilk aklıma gelenler bunlar.Yazarlarımızdan bu isimleri onaylamayanlar olacaktır elbette ama işinize gelirse !

1-Fabregas


Sevemediğim seni süt oğlan listemin en başındasın ve asla buradan düşmeyeceksin.Futbol zekanı da al git !

2-Mascherano


Liverpool'daydın emek adamıydın saygımız vardı.Eblek suratını artık çekemiyorum Barça'da stopere kadar kaydırıldın , tackle'larını al git !

3-Pedro


Damador kızacaksın biliyorum ama sevemedim bu elemanı. Las Palmas'ta sokak aralarındaki kemancılara benziyor.Oyun stili desen sağ ayaklı mı sol ayaklı mı belli değil.Çok koşar ona bişey demem ama Balili'de çok koşuyordu be başkan !

4-Sergio Busquets


Görev adamı !!! Ovidou Petre'de görev adamıydı.Alt yapıda bu kadar sene kalıp birşeyler öğrensin artık sağdan al sola ver , bu ülkede beğenilmeyen Maldonado değil miydi ?? Sorarım baficiler...

5-Rasim Başak


Fener formasıyla , şarışın , buz gibi mavi gözleriyle , tepeden attığı 3'lükleriyle her zaman anti-patimi kazandı.Kız kardeşinin hatrına sustum ama Telekom'daki bu rezil senesinden sonra susamadım sana da İTÜ yolu gözüktü Rasimmmm !!!

6-Mirsad Türkcan


Novipazar'lısın ama adamlığın eksik.Milli takımı karıştırdın yetmedi üstüne Haislip'ten sağ kroşe yedin , yıllardır ribaund canavarı olarak bilindin ! Seni bir tek 2001'de Hırvatistan maçında aldığın son saniye reboundunla sevdim gerisi yalan dolan...

7-Nani


Seni C.Ronaldo çakması ! O gol sonrası attığın ters burgunu git yüzme yarışmalarında yap ! Kızılay'da kot altına Dexter giyen liseliler gibisin !

8-Barış Özcan


Hep bizim maçları oynadığı yüzde 80 lik üçlük ortalaması yetmezmiş gibi bir de Gaines'li sezonda devre arası Cüneyt Kaptan'la kapışması sabrımı taşırdı . O koluna taktığın sleeve bile seni sempatik yapmıyor Barış üzgünüm !

9-Pepe



Bir şey yazmama gerek olmayan bir eleman ! Her ayağını uzattığında arkasından bir de tekme sallayan adamlardan bu şerefsiz de ! Öyle şerefsiz ki El - Classico'larda bile anti-patikliğiyle Barça'yı mağdur gösteriyor.


10-Filippo Inzaghi



Pippo'musun nesin sevemedim seni İtalya'nın Nobre'si bu eleman. Delle Alpi'de Taffarel'e attığın o yarım vole golünle başladı sana gıcıklığım 15 yıldır da devam ediyor.Kardeşin bile senden daha sempatik hazır sakatken bırak futbolu da yaş ortalamasını düşür biraz.Hele bir de gol sevincin yok mu çıldırtıyor beni ! Uzak dur !

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Fair Play !! ??




Spor dünyasında son yıllarda ‘’Fair Play’’ adı altına sıkıştırılmış bir populizm kültürü yaygınlaşıp gitmekte. Her olayda, her gerginlikte, her fırsatta Fair Play ruhu insanlara empoze edilmeye çalışılıyor. Kimsenin kolunun bacağının kasıtlı olarak kırılmasını istemem tabiki ama sonsuz ve sınırsız centilmenlik ve fair play de yoktur bence.

Bununla ilgili kafama takılan ve futbol izlerken rahatsız olduğum bir konuyu paylaşmak istedim sizlerle.

Maalesef öyle bilinçsiz bir toplumda futbol izliyoruz ki hem izleyenler hem de oynayanlar defalarca sınıfta kalıyor. Takıldığım olay kısaca şu ; sakatlık geçiren bir futbolcuyu gören diğer futbolcu topu taça göndererek centilmenlik yapıyor. Tacı kullanan futbolcu da topu rakibe vererek bu centilmenliğe destek sağlıyor ve ardından tribünlerden yükselen alkış sesleri. Ne oldu ki. Neden bu alkış. Anlamsız.

Halbuki o futbolcunun o topu taça atmasına gerek bile yoktu. Hakem, ciddi bir durum olduğunu düşünürse zaten oyunu durdururdu. Hiçkimse’nin centilmenlik olsun diye oyunu durdurarak benim seyir keyfimin içine etmeye hakkı yok. Bırak, yapma bunu. İşte bu yüzden, biri centilmenlik olsun diye topu taca attığında, topu kullanacak oyuncunun topu karşı tarafa vermemesi için dua ederim hep. Benim mantığım bunu söylüyor. Bir çift lafım da benim dua ettiğim şey gerçekleştiğinde ıslıklarla protesto eden garip futbol seyircisine. Oyununuza bakın. Zevk alacağınız şeyler için nefesinizi tüketin.

Bu yazıyı yazarken dünyadaki en hırçın futbolcular kimler acaba diye de bir soru geldi aklıma. Küçük bir araştırmadan sonra listenin 1 numarasında eski bir Galatasaraylıyı gördüm. Aklıma geldi bazı şeylerJ Bu yüzden de yazmak ve anmak istedim. Selam olsun Ulubatlı Graeme Souness.

Yeter Artık


Şu resimde gördüğünüz adam futbol tarihinin gereğinden fazla değer verilen ingilizce tabirle "overrated" oyuncuların ağa babasıdır.

3 senedir Totalciler "Fabregas,Fabregas"diye başımızın etini yediler sonunda aldılar gazı.Ne yapmış bu adam kaç senedir Arsenal'de 6 senedir şampiyonluk görmeyen takımın en önemli oyuncusumuymuş.Bırakın bu zırvaları milli takımda bile 11 çıkamayan adam Barça'nın bile armonisini bozar.Damador'un bile onaylamadığı Fabregas ne yapacak çok merak ediyorum.

Eğer cidden 40 milyon euro ediyorsa bu adam De la Pena "Murat Erdoğan" en az 20 milyon eder.Barça'ya az olan sevgimi de alıp götürdü bu yeteneksiz.Bundan sonra Kennedy Bakırcıoğlu'lu Racing'i tutacağım bu sene...

12 Ağustos 2011 Cuma

Lionser'den Büyük Kaptan




Takımın ruhunu en iyi yansıtan önderdir takım kaptanı. Büyük kaptanlar büyük takımları, büyük takımlar büyük kaptanları doğurur. Bu döngü içerisinde iki taraf da muhtaçtır aslında birbirine. İyi bir takım kaptanınız yoksa iyi bir takım olma ihtimaliniz de az demektir. ‘’Büyük kaptan takımı buraya getir’’ tezahüratıyla, milyonların sorumluluğu binmiştir omuzlarınıza. Sembol olarak da pazu bandı kolunuza takılmıştır bile. Bu sorumluluğu taşıyabilmektir belki de iyi önder olabilmenin sırrı.

Her kaptan militan futbolcu olmalı biraz. Eğer o takımın kaptanıysanız sadece futbolcusu olarak kalamazsınız. Kalmamalısınız da. En ateşli tribünde, ses telleri kopana dek destekleyen, en uzak deplasmanda bile takımını yalnız bırakmayan, kötü günde bile en büyük vefayı gösteren bir taraftar gibi olmalı, kan dökmeli can vermeli gerekirse.

Biz böyle kaptanlar daha doğrusu böyle taraftar futbolcuların kaptan olmasını istiyoruz.

Metin Oktaylar, Coşkun Özarılar, Bülent Korkmazlar, Tugay Kerimoğlular, Hakan Şükürler, Yusuf Altıntaşlar, Cüneyt Tanmanlar, Fatih Terimler, Gökmen Özdenaklar. . .

Hepsi iyi kaptan..iyi futbolcu..iyi taraftar..

Bu listeye girecek en yeni isim Sabri Sarıoğlu olmalıdır. Kendini bu takıma adamış biridir o. Uzun süreli sözleşmelere gözü kapalı atmıştır imzayı. Başkaları onun hakkında ne derse desin en iyi Galatasaray karakterlerindendir. Zaman zaman hepimize saç baş yoldurtsa da ondaki hırs, güç, enerji ve takım sevgisi tüm camiaya benzer şekilde yayılacaktır.

Sabri Kaptan ortaya üçlü çektir Arenaya… :)


Üstad Newchery'nin Kaleminden - Doğuştan Yetenekliler





Öncelikle Bafi Geym ailesine katılmış olmak bana büyük mutluluk yaşattı.Spor olaylarına ve haberlerine farklı bakış açım ile, sizlerin daha önce belki de bakıp göremediği ince nüansların farkındalığını yaşatmaya çalışacağım.Bafi Geym ailesinin üslup kalitesi ve derin spor bilginden asla ödün vermeden ara ara sizlerle paylaşımlarım olacak.Şimdiden tüm baficilere hayırlı olsun.

Konumuz farklı dallar
da 3 tane doğuştan yetenekli sporcu.Fakat onları farklı kılan neydi ? Sizler için bu konuyu inceden mercek altına aldım...

Şu sporcuların ortak yönleri neler ?
1-Ronnie O'Sullivan
2-Eric Cantona
3-Harun Erdenay

Tahmin edeyim.
-Spektaküler sporcular.Evet
-Hepsi erkek ve genelde erkeklerin izlediği sporları
yapmaktalar.Evet
-Tamamı zengin.Kısmen
-Hepsi centilmen sporcu.Acaba!!!




Ronnie O'Sullivan'ın rakip snooker oyuncusuna kızıp ıstakanın tersi ile topa vurup masayı terk etmesini hepimiz hatırlarız.



Veya Eric Cantona'nın ,Manchester'ın Crystal Palace ile yaptığı maçtaki taraftara attığı uçan tekmesini.Bu iki sporcuda anti centilmen tavırlarıyla birçok kişinin nefretini kazanmakla beraber daha fazla kişininde idolü olmuş durumdadırlar.

Harun Erdenay'a gelinceee;

Hemen herkesin gördüğü en centlimen sporudur dersek, pek de iddialı bir söz söylememiş sayılırız sanırım.O uzun kolları ile yaptığı yetenek kokan şutları ve oyun zekası ile Türkiye'nin beklide gelmiş geçmiş en iyi skoreridir.Karşı takım oyuncularını incitmemek için birçok kez fazla sayı atmamaya çalıştığına şahit olmuşuzdur.Taa ki o zamanki koçu olan babasından yediği motive edici tokata kadar.Ama yukarıdaki iki sporcu ile çok büyük bir ortak noktası bulunmaktadır Harun'un.Doğuştan Gelen Yetenek….
Bir sporcu ister centilmen olsun,ister anti centilmen.Özel hayat kimseyi ilgilendirmez herkes sporcunun sahada,parkede,masada vb. alanlarda sergilediği yeteneklerini izler ve bunlardan zevk alır.Bank Asya ligini izlerken kimsenin büyük keyif aldığını zannetmiyorum.Önümüzdeki sene ne olur bilinmez
Bu yüzden yeteneksiz olan ve bunun farkında olmayıpta özel şeyler yapmaya çalışan bunuda beceremeyen sporcuları kınıyoruz.
Karşıyaka ÇARŞI yeteneği olmayıpta 35 mt den şut atmaya çalışanlara karşı…….

4 Ağustos 2011 Perşembe

Bubble Town

Piyasada şu an çok fazla bu tarz oyun var fakat Bubble Town içlerinde en iyisi.Neden diyecek olursanız ?



* Oyun aşağı doğru değil ortaya doğru daralıyor.
* Vurduğunuz abi ve abla çok şeker , çok tatlılar.
* Arada uyuyanlar var , bunları uyandırdığınız da çıkan sesler tebessüm ettirici.
* Sinir bozucu olması da insana oynarken ayrı bir keyif veriyor.

Çocuk musun da oyun oynuyorsun diyenleri çok duydum ama hepsi sonradan arkama geçip nasıl oynanıyor diye bakıyordu. sbt :(

Heysel

Merhaba arkadaşlar;

Sene 1985 baharıydı.O zamanlar tek kanallı televizyonumuzun başına babamla geçmiştik.Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası final maçı vardı.Şimdiki afilli adı olan Şampiyonlar Ligi finali.
Zaten tek kanal var az maç seyredebiliyoruz üstüne bir de maç oynanmayınca yıkılmıştım.Geri zekalı kop tribünü olay yaratmış insanlar heder olmuştu.38 kişi ezilerek hayatını kaybetmişti.
Tamam maç oynandı ama boş tribünlere 1-0 juve aldı da ne heves kaldı ne de keyif.



O dönemin muhteşem Juve kadrosu
Bodini
Scirea ( Saygıyla anıyoruz)
Cabrini
Favero
Brio
Tardelli
Platini
Bonini
Briaschi
Rossi
Boniek


Heysel Stadyumu