20 Ağustos 2010 Cuma

İçimizdeki Galatasaraylılar

Çoğu Galatasaraylıdan daha yürekten oynuyor bu 2 adam.2-0 geriye düşüş ve 2 kişisel çaba 2 gol maçın özeti bu aslında ama yinede eksiklerimizi buraya yeniden yazmamız gerekiyor.

Diğer maçların aksine Rijkaard bu defa düzeni değiştirmiş Arda'yı orta sahanın merkezine , Kewell'i kanada ve Batdal'ı en uca koymuştu bu defa.Ukrayna ekibi maça çok defansip başladı inanılmaz alan daralttılar ve hucüm organizasyonlarımıza izin vermediler aynı zamanda 20. dakikadan sonra yavaş yavaş gelmeye başladılar ki gollerin haberini önceden vermek istediler sanki.

Galatasaray'ın her yediği golden sonra Aykut'u arıyor gözler ve bütün suç onun üzerine yıkılmaya çalışılıyor.Ama taraftar dikkat etsin ki 1. golde rakibine geriden geçilip arkasından bakan Ali Turan 2. golde dizlerinin üzerinde folklör oynayan Balta hiç mi suçlu değil ?

Ali Turan hakkında artık bişeyler yazmak istemiyorum ama Rijkaard'ın da bu kadar kör olduğuna inanmak istemiyorum.Balta her zaman ki gibi ruhsuz ve dalgın.Servet adamını kaçırıyor ,Ayhan 2 metre ötesine pas veremeyip arkadaşına kızıyor ,Serdar Özkan adam geçemiyor , Arda çok topla oynuyor.Takımda herkes defolu.Buna rağmen 2 adam yenilgiyi kabullenemiyor bu adamlar yabancı, bu adamların biri sezon başında gidiyordu.

Karakter sorunu çekiyoruz son haftalarda, bunu 2 oyuncu ortaya koymaya çalışıyor ama her zaman bu kadar şanslı olmayabilirsiniz.Herkes kafayı transfere takmış ama transferlerle düzelmez bu takım ruh lazım ruh.Maç hakkında yazılacak çok şey var ama malesef gördüğüm kadarıyla bu hatalarını zor düzeltecek bir takım ve teknik direktör var.Rijkaard'ın maç içindeki tek olumlu hamlesi Barış-Serdar değişikliği oldu ki bu da zaten beraberliği getirdi bize.

Sonuç olarak tur adına ümitli değilim ama 2 kişi oynayan bir takım için mükemmel bir sonuç aldık.Artık yine futbol meleklerinin yanımızda olmasını bekleyeceğiz, umarım Sabri ve Elano iyileşir ve tur adına biraz ümitli olabiliriz...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Karışık Duygular



Mesut'un transferi dün itibari ile gerçekleşti.O da artık bir "Los Galacticos".

Aslında biraz yılan hikayesine dönmüştü transfer Real Madrid kaynaklı Marca gazetesi Mesut'un Madrid'e geleceğini söylerken , Barcelona kaynaklı As ve El Mundo Mesut'un İspanya şampiyonuna gideceğini yazıyordu.Bunlara karşılık Aloffs ve Werder Bremen yönetimi sürekli bu olayları yalanladı ama Mesut 15 milyon Euro karşılığında başkentin yolunu tuttu.

Transferden çok Mesut'un milli takım tercihi hakkında görüş bildireceğim.

Mesut bildiğiniz gibi küçük yaşlardan beri Almanya Milli takımı adına oynayan bir oyuncu yani son anda Alman olmuş değil.Ülkemizde bazı kişiler Mesut'u "Vatan haini" olarak görenler oldu ama oyuncu kendi tercihinde sonuna kadar haklı.Eğer , sen oyuncu milli takım tercihini yapana kadar oyuncuyla görüşmezsen , kaba tabirle "Yumurta kapıya dayanınca" iletişime geçersen sonun böyle olur...

Bu seçim ne kadar beni çok üzse de Real Madrid gibi bir klüpte oynamak bir Türk ismini oralarda görmek , Mourinho gibi bir teknik adamla çalışacağını düşünmek inanılmaz bir haz veriyor insana.Önemli olan bundan sonrakileri kaçırmamak , bunun bir adımını Chelsea alt yapısında olan müthiş yetenekli gencimiz Gökhan Töre ile yaptık.Umarım bunun gerisi gelir ve oyuncularımıza küçük yaşlardan itibaren sahip çıkarız.Son olarak Mesut'un sözleriyle başlığı kapatıyorum....

"Benim 2 tarafım var biri Alman diğeri Türk.Disiplinimi ve çalışkanlığımı Almanlardan öğrendim.Ama saf yeteneğimi ve tekniğimi Türk atalarıma borçluyum."

17 Ağustos 2010 Salı

"Spor Toto Süper Lig" Artık Başladı



Yeni ismiyle Spor Toto Süper Lig'de 1 haftayı geride bıraktık.Lig Tv'nin de 9 maçı da canlı yayınlaması bir futbolsever olarak beni çok memnun etti. Benim açımdan Galatasaray'ın mağlubiyetiyle kötü bir başlangıç yaptığı ligde bakalım diğer takımlarımız haftayı nasıl geçirmiş deyip vtr mizi izliyoruz :)

Sivasspor-Galatasaray (2-1) : Maçı zaten değerlendirdik ama kısaca değinecek olursak Sivas'ın maçı daha çok istediğini hucümda herşeyin Arda ve Kewell üzerine yıkıldığını ve orta sahada mutlaka oyunu tutacak bir adam olduğunu söyleyebiliriz.

Gaziantepspor-Kasımpaşa( 0-0 ) : Açıkçası Galatasaray maçıyla aynı saatte olduğu için maçı canlı izlemeyemedim fakat özetlerden yola çıkacak olursak özellikle Gaziantep'in henüz hazır olmadığını gördüm.Ismael Sosa 2 net fırsatı değerlendirememiş fakat ilk haftadan bile bu pozisyonlara girmesi onun ileri de ligimize damga vuracak futbolcular arasında olacağına iyi bir işaret.Yılmaz Vural her zamanki gibi takıma pozitif futbol oynatmaya çalışıyor takım da bence en iyi oyuncular Ümit Milli oyuncumuz Şahin ve Mallorca'dan transfer edilen Varela ki İspanyol oyuncu maç boyunca çektiği etkili şutlarla kalitesi ortaya koymuş ilk maçtan , sonuç olarak 2 takımında henüz zamana ihtiyaçları var özellikle Gaziantep'in.

Bucaspor-Beşiktaş (0 -1) : Yıldızlar nasıl maç kazandırır bunu gördük bu maçta.Guti ikinci yarının başında ortalıkta pozisyon yokken müthiş bir defans arkası pas ve Bobo'nun golü.Beşiktaş bu sıcakta karşısında iyi kapanan , alan daraltan Buca karşısında güzel bir galibiyet aldı ve lige iyi başladı.Beşiktaş kadrosu gerçekten çok iyi fakat Erhan Güven kişisel olarak ısınamadığım bir oyuncu sakatlıktan döndüğü zaman Rıdvan'ın formayı alacağına inanıyorum.Buca'da Sivas'ı gördüm sanki ileri de Adana'dan transfer edilen Emre Aktaş ona şişirilen toplar, Musa'nın klasik içeri koşuları , orta sahadaki tatlı-sert futbol bunların en büyük emareleriydi.Sol bek Mulemo'yu beğendim Hakan Balta'da dan daha tempolu olduğu kesin.Leko bekleneni veremedi,Mendy toptan hızlıydı ama takım olarak genel sorun ileri de bitirici bir adamın olmayışı Emre Aktaş iyi bir futbolcu ama henüz Süper Lig'de ilk sezonu zaman tanımak lazım..

Eskişehirspor-Gençlerbirliği (0-0) : Açıkçası beklediğimden kısır bir maç oldu.Doll takıma sanırım savunma yapmayı öğretiyor.Harbuzi sanki mutsuz gibi.(Galatasaray'a gelmesi için bahane arıyorum sanırım.)Ermin Zec çok faydalı olacak bu takıma son dakika da golü atsa bugün farklı şeyler okuyabilirdik hakkında bence ligimizin Edin Dzeko'su.Eskişehir biraz "Batuhan'a şişirelim, karambol olsun ordan bir gol atarız nasılsa" taktiğiyle çıkmış.Pele takıma uyum sağlamış gibi Burhan yine bal yapmayan arı gibiydi,Sezer'den artık çıkış bekliyorum yoksa bir Anadolu takımı oyuncusu olarak kalacak , sonuca bağlayacak olursak beklediğim gibi bir maç olmadı 2 takım adına da. 2. hafta galibiyet alan takımın çıkışa geçeceğini düşünüyorum.

Ankaragücü-Trabzonspor (0-2) : Seyircisiz maçların tadı olmadığı kesin tek güzel yanı bütün seslerin duyuluyor olması.Ankaragücü'nün geçen seneden pek farkı yok gibi geldi ama çok eksikleri olduğu maça 17 kişilik kadro ile çıkmalarından belli.Fakat burada aklıma yatmayan şöyle bir şey var.Geçen sene Ankaraspor'un küme düşürülmesiyle takımdaki oyuncusu sayısının 60'a dayandığı 3 farklı noktada antrenmanların yapıldığı söyleniyordu fakat bu sezona baktığımız da 18. kişiyi bile bulamamak maçın bence en ilginç noktasıydı.Oyun olarak çok gerideler Vittek'in olmayışı büyük eksiklik ama kimse iyi bir Ankaragücü beklemesin şimdiden duyurulur.Trabzonspor ise bunun tam tersine futbolun doğrularını şu an ligimiz de en iyi uygulayan takım.Teofilo sıcak baktığım bir isim değil ama golcü olduğu belli ,oyuncu çok yetenekli olmayabilir ama bir şekilde golü kokluyorlar diyelim ligimizde en açık örnekler Ümit Karan ve Nobre'dir.Colman 2 inanılmaz pas attı gollerden önce Ceyhun'un çıkışıyla ortaya geldi ve kendini buldu deyim yerindeyse.Yattara eski günlerinden örnekler verdi takımı 2. yarıda canlandırdı ve goller geldi.Belki konuşmak için çok erken ama dar rotasyonu da olsa Trabzon bu sene en büyük şampiyonluk adayım, Liverpool karşısında da şansları eşit görüyorum...

Karabükspor-Manisaspor (2-1) : Karabük beklediğimden iyi bir giriş yaptı lige.Cernat özellikle kalitesini ortaya koydu ve 2 asist yaptı.Emenike yine selamını çaktı ayrıca 1 Mayıs gösterilerinde de olduğundan dolayı ayrı bir sempatim var kendisine.Karabük sahasında çoğu takımı zorlar ama deplasmanlarda işleri zor.Manisaspor Hakan Kutlu'yu koç yaparak zaten lige düşme potasında başladı bence.Takımını küme düşüren bir hocayı hangi bahanelerle bu takımı emanet ediyorlar anlamış değilim.Dica ve Gökhan bekleneni veremedi defansta özellikle Burak ve Hüseyin çok ağır kalıyorlar.Takıma acil bir önlibero şart gibi gözüküyor yoksa çok zorlanırlar.

Fenerbahçe Med. Park Antalyaspor (4-0) : M.P Antalyaspor yazınca hep aklıma Milli Piyango'yu getiriyor bu takım.Fenerbahçe çok dirençsiz bir takım karşında çok rahat bir galibiyet aldı.Aykut hoca'nın istediği hızlı pas,ayağa pas faktörleri bu maçta sergilendi.Semih Niang'a hoşgeldin dedi.Gökhan Gönül "Milli takımdan yorgun döndüler" deyip bahane arayan Rijkaard'a temposuyla selam çaktı.Fenerbahçe adına herşey olumluydu bu maçta Baroni bile dahil ama Paok maçında hala işlerinin çok zor olduğunu düşünüyorum.Antalyaspor tamamen değişen defans dörtlüsü + Jedinak ve Ömer'in sakatlığında bizim halı saha takımına benzemiş.Necati ve Tita bişeyler yapmaya çalıştı ama olmadı.Sol bekte İlkem zaten beğenmediğim bir futbolcu fakat yerine giren Yenal'da ondan farklı değil.Proment fena bir oyuncuya benzemiyor ama takıma acil defans oyuncusu şart yoksa Antalya bu sene zor dönemler geçirebilir.

Ekstra 2 not: Fenerbahçe bu sene Niang'ın ve Dia'nın takımı katılımıyla en çok 6 yabancı kuralından çekecek.Eğer 2 oyuncu da ilk 11 oynayacaksa kulübe için en yakın gördüğüm isimler Baroni ve Dos Santos.Sedat Ağçay'ın da sahada dolaşan bir imam gibi olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

İ.B.B.-Kayserispor (0-2) : Maç öncesi istikrarlı kadrosu ve bunu üzerine yapılan Holmen ve Cihan transferleri gözümde İ.B.B.'yi bir adım önde tutuyordu fakat sahada böyle olmadı.Çok da beğenmediğim Efe'nin eksikliğini çekti sanki takım ve İbrahim Akın'ın egoistliği takımı fazlasıyla etkiledi fakat çok inandığım Abdullah hocanın takımı düzelteceğini umuyorum.Kayseri ise tamamen bir kapalı kutuydu gözümde "İddaa" oynarken bile maç sonucuna yönelemeyip 2-3 gole kapağı attım.Makukula'nın gidişinden sonra bir striker almayan Kayseri sahaya 3 tane "CM" tabiri ile "AMC" ile çıkmış.(Cangele gözümde asla bir forvet oyuncusu olmamıştır.)Yine defans ağırlıklı bir oyun fakat ileride müthiş işler yapabilecek 3 isim ki Troisi kişisel olarak en beğendiğim adamdır içlerinde.2 farklı bir galibiyet aldılar ama kontralardan fazlasını da bulabilirlerdi bir sol bek transfer edilirse ligin iyi takımlarından biri olacağını düşünüyorum.

Bursaspor-Konyaspor (1-0) : Son sözleri "Şampiyon'a" ayırdık.Konya bu sezon en büyük küme düşme adayım.İleri uçta gol atacak veya buna teşebbüs edecek hiçbir oyuncuları yok bu sezon iddia ediyorum ligin en az gol atan takımı olacaklar.Takım da göze çarpan tek isim Burkina Fasolu Kere.Diğer oyuncular tamamen vasat ve Ziya Doğan'ın da talimatlarıyla sert olabilen oyuncular.Eğer 1 Eylül'e kadar takviyeler olmazsa işleri çok zor.Bursa yenilenmiş stadı ve formasıyla lige güzel girdi ve hak ettiği bir galibiyet aldı.Nunez'in tipini beğenmedim ama futbolcuğu çok iyiydi.Sercan uzun süre sonra golünü ama bence maçtaki en önemli nokta artık Bursaspor hep kapanan takımlara karşı oynayacak ve Konyaspor bunun için en büyük örnek zaten maç sonrasın da Sağlam'da "Kapanan takımlara karşı oynayacağız ve alternatif hucümlar üretmeliyiz" diyerek bu konunun altını çizdi.Stepanov'da gördüğüm en önemli özellikle Porto'da kendine güveni gelmiş ve sahada çok iyi duruyor hava toplarında da geçit vermedi Insua'nın da takıma katılımıyla güzel bir takım bekliyorum fakat bu sene şampiyon olmalarında en büyük engel "Şampiyonlar Ligi".Bakalım takım haftada 3 maç oynamaya alışabilecek mi? Bekleyip göreceğiz...

Özet olarak bütün maçları 90 dakika izlemeye çalıştım genel olarak gözüme çarpan sıcakların da etkisiyle takımların henüz hazır olmayışı.5. ve 6. haftalar herkes yerlerini alır yavaş yavaş.Ligimizi çok özlemişiz Mayıs' a kadar bırakmayız...

Özel Not: Turkcell'in sponsporluktan çekilmesi ile birçok takımımız formalarının önüne reklam alamamış buna şampiyon Bursaspor'da dahil buna bir çözüm bulunması kanaatindeyim....

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Metrobüs Yıldızı "Necip Uysal"



Aslında onun için çok geç yazılmış bir yazı olduğunun farkındayım ama onu daha çok izledikten, yeteneklerinden emin olduktan ve biraz da karakterini inceledikten sonra artık yazıyı yazmaya karar verdim.

Necip , Serdar Özkan'dan sonra Beşiktaş altyapısının bizi sunduğu diğer bir ürün.Komple bir orta saha futbolcusu asla bir ön libero değil. Günümüz futbolunda oyunun iki yönünü de oynanan futbolcu aranıyorsa fazla uzağa bakmamıza gerek yok çünkü artık o var.

Yıllarca hep Galatasaray'ın altyapıdan yetiştirdiği isimlerle gurur duyduk ve izledik Beşiktaş'ta son dönemlerde artık alt yapıya önem vermeye başladı.Ali Kuçik , Cumali Bişi , Onur Bayramoğlu ve Necip öne çıkan oyuncular oldular Beşiktaş altyapısında.

Necip çalışkan , top kazanan, topun peşinde koşan , çalım atan , isabetli pas veren komple bir oyuncu.Onu Frank Lampard'a ve Mehmet Aurelio'a benzetiyorlar ama o kimseyi kendine benzetemiyor.Fabian Ernst ve Guti gibi oyuncularla oynaması onun için müthiş bir deneyim.
Açıkça söylemek gerekirse Bucaspor karşısında onu ilk defa 90 dakika izleme fırsatı buldum ve büyülendim.Klişe bir tabir vardır ya "Basmadık yer bırakmadı" diye bu cümleyi sonuna kadar hak etti her yerde o vardı , 2. yarıda ataklara da katıldı çalım da attı tekmeye kafasını da soktu.

Maç sonu verdiği ropörtajla da bir kez daha ileride ne kadar büyük bir oyuncu olacağını kanıtladı bence.Ömer Güvenç karşısında oldukça saygılı ve utangaç gördüğüm Necip "Çok iyi oynadın ne düşünüyorsun ? " sorusuna "Aslında o kadar iyi değilim , kendimi geliştirmem gerekiyor " diyerek kafalarda tamamen farklı bir Türk oyuncusu profili çizdi.Zaten ne kadar mütevazi olduğunu antrenmanlara hala metrobüsle gidip gelmesinden anlayabiliyoruz.

Eminim ileri de müthiş bir futbolcu olacak Necip ve bizi Milli takımda devşirme oyuncular oynatmak zorunda bırakmayacak , kişiliyle de futbolculuyla da 10 numara bir insan , umarım başına bir sakatlık gelmez ve Beşiktaş ve Türk futboluna uzun yıllar hizmet eder.

Not: Tam Saha dergisine yaptığı röportajı şuradan okuyabilirsiniz.

Kazandırmaya Devam Ediyoruz


Resmi net göremeyenler için :

353- Ankaragücü - Trabzonspor : Tahmin: 2 Oran: 1.80
361-Karabükspor - Manisaspor : Tahmin :İlk yarı 0 Oran: 1.80
330-Liverpool - Arsenal: Tahmin 2-3 gol Oran: 1.65
317-Nottingham Forest - Leeds United: Tahmin : 2-3 gol Oran : 1.80
339-Hameenlina- Klubi 04 Tahmin : 1 Oran : 1.95
319-Ado Den Haag - Roda : Tahmin 2 Oran : 2.70

Misli : 2 Kazanılan Para : 95.69

Bizi izlemeye devam edin...

15 Ağustos 2010 Pazar

Daha 1 Eylül'e Çok Var (!)



Yeni sezon , yeni forma , yeni Lig Tv ve yeni gibi gözüken eski takım.Baktığınız zaman geçen seneye göre 11'de sadece Cana ve Ali Turan değişik bu takımda.

Açıkçası maç öncesi çok umutluydum , sezon öncesi futbol pek çoğuna umut vermese de futbolun doğrularını oynamaya çalışan bir takım vardı gözümde bu da Sivas önünde beni rahat kazanacağımız hissine itiyordu fakat olaylar böyle gelişmedi.Maçın hemen başında gelen Sarp golü geçen sene yine sezon açılışı olan Antep deplasmanında ki gole benzer bir goldü.Orada Baros topu getirmiş Arda bir ön direk koşusu yapmıştı dün ise Arda ortaladı Sarp arka direk koşusuyla topu ağlara yolladı , buraya kadar herşey tamam ama bundan gerisi kocaman bir soru işareti.

Sivas bir Anadolu takımına göre fazla açık oynuyor aslında erken gelen golde bunu tetikledi ama karşısında bunu değerlendirecek bir takım yoktu.Hucümu sıfır olan bir sağ bek , önünde orjinali iç oyuncusu olan bir bozma kanat ve hucüma desteği sınırlı olan ağır bir sol bek.Oyuncuya her zaman sabır gösterilmesi düşünen kişilerdenim fakat dünkü Ali Turan bu düşüncemi yer ile bir etti.Sezon başı yazımda zaten eğer sağ bek olarak alındıysa tam bir fiyasko olacağını düşünmüştüm ki dün maç beni yanıltımadı.Tamam 6 ay futbol oynamadı haklı ama yan topta adamını kaçırmak 6 ayda unutulmaz ya da maç biterken "Hocam kaç dakika kaldı yaa?" demesi benim gözümde zaten olmayan kredisini eksilere düşürdü.Ali'nin bu tavrına karşılık maç öncesi koridorda görüyoruz ki çok eleştirilen Ayhan'ın nasıl hırslı olduğunu sahaya çıkmak için bekleyen bir boğa gibi olduğunu , futbol yeteneklerini tartışabiliriz ama taraftarın görmek istediği şey mücadele ve hırs.Zaten bu maçı bize kaybettiren en büyük etken Sivas'ın maçı bizden daha fazla istemesi ve bunun için ortaya koydukları mücadeleydi.

Aykut yine duran topta hatalıydı orada sağ ayaklı bir oyuncunun kaleye vurması neredeyse imkansızken Aykut ön direkte yer alıyordu bana maç içerisinde"Bir topa da çık be kardeşim kalecisin sen!!" dedirtti. Çolak vasatın üstüne çıkamadı fizik olarak hep ezildi.Kewell ve Arda elinden geleni yapmaya çalıştılar ama bir yere kadar.Bu arada Arda'nın bir şutundan sonra Çolak'ın boynuna sarılıp "Vurmaaa" diye bağırması takımda psikolojik sorunların olduğunun baş göstergesi.

Rijkaard takımın başına geçtiğinden beri hep şanslı olduğumuzu düşünen taraftayım ama haftalar geçtikçe takımın oyununda ileri değil geriye doğru gidişler var..Ama takımda gözüken en büyük sorun herkesin söylediği gibi oyunu bizde tutacak pas oranımızı yükseltecek bir oyuncu bu sorunu Metin Şentürk bile görmüştür fakat yöneticilerimiz ellerini ağır tutmakta elinden geleni yapıyorlar çünkü 1 Eylül'e daha çok var...

Takımdan gönderilmeye çalışıp uğruna İtalya'lara gidilen Elano bu takımı düzeltir ama bundan önce mental sorunları gidermek lazım...

Son sözüm de başkanımıza hafta içinde 4 arkadaşımız 4 ayrı şehirde pazarlık yapıyor dediniz.Sivas kafilesine bakıyorum transfer yapacak dediğimiz Adnan Sezgin orada Murat Yalçındağ orada peki bu Avrupa'daki arkadaşlar kimler sayın başkan...Biz oyuncu izleyeceğimize en iyisi gelmişken Ceyhun'u alalım...Siz de bakın keyfinize....

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Gruplara Kalan Son Biletler



6 Ağustos günü çekilen kuralar takımlarımızın Avrupa'daki rakiplerini belirledi.4 takımımızın da devam etmesi ileri ki senelerde Avrupa'ya yollayacağımız takım sayısı adına çok önemli..

İlk önce Fenerbahçe ile başlamak istiyorum.Fenerbahçe genelde kuralarda şansı ile bilenen bir takım.Örnek verecek olursak Şampiyonlar Ligi'ne girerken 2 sezon önce seri başı takımlar arasında Anderlecht'i çekmişlerdi keza bu sene kolay bir kura çektiler ama takım içi sorunlar Young Boys'u bir üst çıkarttı.Ama bu sene işler değişti ve seri başı olmayan takımlar arasından en sertini çekti.

Paok Yunan ligini yakından takip etmeyenlerin bile ismini bildiği bir takımı.Yunan liginde diyorum ama Paok'ta Aek gibi Türkiye'de kurulmuş bir takımdır.Geçen sene kendileri adına başarılı bir sezon geçirdiler.Pao şampiyon olurken arkasında kalan dört takım play-off maçları yapıyor kendi aralarında Yunan ligi kuralları gereği.Paok burada Olimpiakos'un ardında 2. oldu ve Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazandı.Tabii ki her Yunanistan takımının olduğu gibi arkalarında inanılmaz bir seyirci desteği var.Hatırlarsanız geçen sene Pao-Gs maçlarında 2 tarafın seyircisinin deplasman maçlarına gitmeleri yasaklanmıştı bu sene de aynı olay olacak mı bilmiyorum ama şu an Yunan basınında da henüz bu konuyla bir haber yer almadı ki bence çok gereksiz , 21. yüzyılda yaşıyoruz diyoruz ama olaylara bakış açımız hala 15. yüzyılda.

Kadrosuna gelecek olursak Pao'dan da bildiğimiz Salpingidis takımına geri döndü zaten Selanik doğumlu olan bu oyuncu kontratı biter bitmez böylece memlekinin yolunu tutmuş oldu , kısa boylu ve kontra ataklarda dikkat edilmesi gereken önemli bir oyuncu özellikle Fenerbahçe tandeminin araya atılan toplarda ağır olduğunu düşünürsek ki Young Boys maçında gelen golü anımsayalım Salp onlarla zor anlar yaşatabilir , Zlatan Muslimovic'i en azından milli maçları takip edenler bilir bize zor anlar yaşatan tecrübeli bir golcü ve takımın diğer bir tecrübeli ismi Ivic kariyerinde Partizan , M.Gladbach , Aek ve Aris formalarını giyen tecrübeli ismin kariyerinde ki en ilginç not bu oyuncuya hiç bir takımın bonservis bedeli ödememesi olmuş.33 yaşındaki golcüye dikkat etmek gerekiyor.

Sonuç olarak Fenerbahçe o 5 takım arasından en güçlüsünü çekti ve bu başını henüz çok erken olan bu turda ağrıtmak zorunda kaldı , eğer deplasmandan gollü bir galibiyetle dönerse işi Kadıköy'de çözer diye düşünüyorum...

Beşiktaş kuranın şansı takımlarından.Nedenine gelecek olursak Fin futbolunu insanlar iddaa sayesinde tanıdılar.(Aslı iddiadır bildiğiniz gibi.) Çünkü Finlandiya deyince aklımıza gelen tek isim Jari Litmanen'dir, efsane golcüden başka henüz başka bir oyuncu parlatamadılar.Tabii ülkede futbola bakış açışı bunun en büyük etkeni.Helsinki bir başkent takımı ve ülkenin en fazla şampiyon olan takımı.Kadrolarında açıkçası tek bildiğim isim C.Palace'nin Premier Lig'de oynadığı zamanlardan aklımda kalan oyuncusu Aki Riihilahti zaten o da ortalama bir oyuncudur.

Rakibin gücü ortada zaten Fin futbolunun gelişmine paralel bu durumlar.Beşiktaş'ın çok rahat geçeceğine inanıyorum bu turu...

Karadeniz fırtınası Trabzon İngiltere efsanesi Liverpool ile eşleşti bildiğiniz gibi.Kağıt üzerinde en zor takımdı ve bunu çekmeyi başardı Trabzon talihsiz bir şekilde.Herkesin genel kanısı çok zor bir kura çekildiği yönünde, bir kısım da Trabzon'u fazla hafife alıyor Liverpool karşısında.

Kırmızılar Benitez gittikten sonra bir kabuk değişimi içindeler Roy Hodgson'ı göreve getirdiler.Takımdan Benayoun ve Riera ayrılırken Joe Cole ve Milan Jovanovic kadroya dahil edildi.Torres sanırım 2 maçta da oynayamaycak ki bu mevkide ellerinde ki en güvenilir isim N'Gog ki benim pek yeteneklerine inanmadığım bir futbolcu.Artık herkesin dediği gibi futbol eskisi gibi oynanmıyor isimler değil sahada çok koşan,mücadele eden, galibiyeti daha çok isteyen takım kazanıyor ama tabii ki belli bir yetenek sayesinde.İşte bu nokta çok önemli yetenek,Trabzon hem istekli hem de yetenekli bir takım gözümde onları şanslı gösteren faktör bu.Hazırlık maçlarını gayet ciddi takımlarla yaptılar ve sezona iyi hazırlandılar.Bunun semerelerini Bursa maçında gördük pozisyon vermeden üç gol attılar ve kupayı kazandılar.Yeni aldıkları Jaja iyi bir oyuncu gibi gözüküyor ama bence Trabzonspor'un aradığı oyuncu değil.Trabzon'a daha tecrübeki gol vuruşları çok iyi Nistelrooy tarzı bir golcü gerekiyor zannımca Teofilo 3 gol attı ama hala çok güçsüz, ağır ve hareketsiz.

İngiltere ve Türkiye Ligleri aynı anda açılıyor kondisyon olarak pek fark olacağını sanmıyorum ama özellikle burada ki maçta Trabzon'a aşırı şekilde güveniyorum ve bu güvenişte en büyük faktör Şenol Güneş'tir.Kendisini inanılmaz geliştirmiş bir teknik adam olarak döndü ülkemize ve iyi ki döndü onu gibi futbol adamlarına ihtiyacımız var ve umarım uzun yıllar Trabzon'un başında kalır.

Gelelim Galatasaray'a. Yine klasik tabirle kapalı kutu takımlardan Lviv.Açıkçası kuraya kadar ismini hiç duyamıştım takımın en önemli oyuncu Batista gibi lanse ediliyor , takımdan çok forma reklamı olan "Zik" dikkatleri çekti.Aceto'dan aldığımız bilgiye göre"Zik" oranın bir medya kuruluşuymuş.Takımla ilgili net bilgiler yok ama daha önce Beşiktaş'ın başına gelen Kharkiv kazası takıma ders olmalı.İlk maçta Sami Yen'de alınacak 2 farklı bir skor turu getirir diye düşünüyorum takım transfer konusunda yine geç kaldı ve bu maçlarda yine aynı kadroyla oynacağız büyük ihtimal tabi yeni transfer Pino'nun gelir gelmez sakatlanması da ayrı ve ilginç bir gelişme...

Yine uzun bir yazı oldu ama takımlarımızı ve tanıdığımız kadarıyla özellikle rakiplerimizi değerlendirmeye çalıştım.Tabii bir Liverpool'u nasıl biliyorsak Lviv'i de o kadar bilmiyoruz..Umarım 4 takımımız da tur atlar ve gruplara kalır....

İngiltere'nin Süper Kupası Manu'nun



Liglerin yavaş yavaş açıldığı bu hafta İngiltere'de de Community Shield maçı vardı ki artık klasikleşmiş bir final olan Manu-Chelsea maçını izledik.

Chelsea Cech,Alex ve Drogba dışında ideal kadrosuyla çıktı sahaya tabii yerlerine oynayan oyuncuların da kalitesi belli.Malouda yıllardır ısınamadığım bir oyuncu , çok şey yapmak istiyor ama sahada dağınık bir oyuncu profili çiziyor bence Fransa U19'da izleme şansı bulduğumuz Gael Kakuta'ya fırsat verilirse çok daha verimli olabileceğini düşünüyorum fakat Anceloltti'nin kafasında Malouda'nın alternatifi Benayoun gibi duruyor.A.Cole'nun bence kafası Madrid'te kalmış oyun içinde o eski etkinliğini göremedim diğer oyuncular da zaten sezon başı olmasına rağmen ellerinden geleni yaptılar 3 gol yemesine rağmen defansta Ivanovic hayranlıkla izlediğim bir adam. 25 yaşından sonra bile böyle gözle görülen gelişme göstermesi Türk futbolcularına örnek teşkil etmeli. Hilario bana yine güven vermedi Matej Delac'ın 2. kaleci olmasını umuyorum bu takımda.

Manu ' ya gelince söylenecek fazla söz yok , yıllardır aynı sistem içinde makina gibi oynayan bir oyun yapısı 23 yıllık ve Ferguson istikrarı , Scholes gençlik yıllarındaki gibi oynadı bugün araya müthiş toplar , uzaktan şutlarıyla ilk 11'in değişilmez ismi olacak gibi geliyor.Owen'ı 45 dakika izleme fırsatı bulduk ama eski gücünden çok uzak bence Hernandez sonraki bir opsiyon bile olabilir bu sene.Hernandez'i zaten Dünya Kupası'nda izleme fırsatı bulmuştuk fakat bugün 45 dakika içinde inanılmaz işler yaptı açık alanda inanılmaz etkili defansın arkasına öyle koşular yapıyor ki yardımcı hakemlerin işlerini zorlaştırıyor.Kafamda tek soru işareti kapanan takımlara karşı ne yapacağı ama tahminimce forvet hattı Rooney-Berbatov ikilisinden oluşacaktır.Van der Sar yine inanılmazdı 39 yaşının verdiği tecrübeyi sonuna kadar kullanıyor.

Sonuç olarak ikinci yarı özellikle Chelsea'nin risk almasıyla son 30 dakika çok zevkli geçti ve Manu hakettiği bir galibiyet aldı. Maç içinde tek üzüldüğüm olay Essien'in defansın arkasına attığı 25 metrelik inanılmaz topu Sturridge'nin gol yapamaması oldu...

Artık Avrupa ligleride başlıyor , maç izleme sayımda artacak ve mümkün olduğu kadar maç analizleriyle karşınızda olacağım , ilerleyen günlerde Basketbol Milli Takımımız'ın Dünya Şampiyonası öncesini durumunu değerlendiren uzun bir yazı yayınlayacağım...

6 Ağustos 2010 Cuma

Çimler Uzun Ama Skor Güzel



5-1 lik skor güzel ama bu bazı sorunları gölgelememeli.Takım sahaya çıkmadan önce bir çok soru işareti vardı kafamda.Kewell ve Cana oynacak mı ? Sürpriz bir Çolak tercihi gelir mi ?Zemin nasıl ? Gibisinden...

Kewell'ın adını görünce sevindim aslında Batdal'ın oynamasını istiyorum ama bu adamın da yeri çok ayrı arkadaş...Cana ilk 11 deki yerini alırken Sarp dizilişte orta saha gibi gözükse de benim gözümde 2.forvet olarak oynadı bu maçta..İlk maçta herkes çok eleştirdi bu oyuncuyu ama adamın tek suçu yeteneksiz olmak,ilk golde arka direğe koşuşu , 2. golde yaptığı pres ve daha önemlisi şiddetli çok iyi ayarlanmış bir ara pas.

Maç içinde 1.golü atarsak farka gideceğimizi düşündüm , 2. golde erken geldi hatta hemen santradan sonra Kewell 3'ü atsa ilk yarının sonlarında bu kadar sıkıntı çekmezdik.Yine bir duran top sonrası Neill'in ağır kalıp ofsaytı bozuşu ve biraz da Aykut menşeyli yenen gol.Lucas Neill benim inanılmaz beğendiğim bir oyuncu fakat bazen inanılmaz hatalar yapabiliyor geçen sene Türkiye kupası 2. maçında Antalyaspor karşısında da yine ağır kalmış hızlı gelişen atakta ofsaytı bozmuş ve Necati topu ağlara yollamıştı.

Cana yavaş yavaş formunu buluyor pas alış-verişlerinde etkili biraz daha isabetli şut çekebilirse daha iyi olur ama şu aralar söylentiler Ledesma ve Rosicky yönünde eğer bu oyuncular takıma katılırsa onun da performansı yükselir.

2-1 den sonra ilk yarının sonu ve 3. gol gelene kadar ikinci yarı asıl sıkıcı olan taraf.Balta'nın inanılmaz hatasında Aykut'un mucizevi 2 kurtarışı bence maçın kırılma anıydı.Bu dakikadan sonra Aykut'un gol yiyeceğine bir kaleci gözüyle kesinlikle ihtimal vermedim.Takım skor avantajını eline alınca orta sahada topa basacak ,pas yapacak adam arıyor ve bu net bir eksik emimin bunun Rijkaard'da farkında ve transfer buna yönelik yapılacaktır.Penaltı ve sonrası için yorum yapmak yersiz çünkü maçta kopmuştu zaten.

Orta sahaya kaliteli 1-2 takviye ve Baros'un da dönüşüyle güzel bir takım izleyeceğimize inanıyorum ve bugün öğlen çekilecek kuradaki rakibimizi beklemek için dinlenmeye çekiliyorum...

Kısa Not : Rijkaard'ı bu takımı takmamakla ilgili eleştiren arkadaşlar Ali Sami Yen'de ki maçta 2. golden sonra Rijkaard'ın tepkisine baksınlar , sizin tabirinizle bir tarafına takmayan adam böyle 5 metre gidip sevinçten zıplamaz...

3 Ağustos 2010 Salı

Yeni İngilizler -2



İngiltere turnuvanın şanslı takımlarındandı.Grupta favori Fransa olarak gösterilirken Hollanda ve İngiltere'nin 2.lik için mücadele edeceği söyleniyordu.Fransa ilk iki maçında Hollanda ve Avusturya'yı sürklase etti ve gruptan çıkmayı garantiledi.İngiltere ilk maçında Avusturya'yı 3-2 yenerken diğer maçta Hollanda'ya 1-0 maglup oldu ve gruptan çıkma şansını iyice azalttı.Fakat son maçlarda sürpriz şekilde Avusturya Hollanda'yı mağlup ederken İngiltere'de son saniye golüyle Fransa'dan 1 puan çalmayı beceriyordu.

Fakat yarı finalde diğer grubun birincisi turnuvanın favorisi İspanya ile eşleştiler ve maç onlar adına hiç iyi geçmediler.Maça her zamanki gibi iyi başlayan İspanya , Pacheco ve Keko'nun golleriyle 2-0 öne geçerken ilk yarının sonlarına doğru gelen Bostock'un golü onları biraz umutlandırdı fakat işler iyi gitmedi.İkinci yarıda müthiş bir serbest vuruş organizasyonunda Thiago Alcantara'nın pasında Sergio Canales topu ağlara yolladı ve İngiltere'nin umutlarını bitirdi.

Takımın oyuncularını inceleyecek olursak kalede Rudd hiç güven vermedi,İngiltere'nin yıllardır süren kaleci problemi daha da devam edecekmiş gibi duruyor.Defansta Tom Cruise ve biraz da Nathaniel Clyne dışında yetenekli oyuncu yok.Caulker ve Wes Brown'un kardeşi Reece son derece vasat oyuncular sadece fizikleri ile ön plandalar.Mellis oyundan çıkan ilk isim oldu hep onun adına iyi bir turnuva olmadı.Orta sahada dikkatimi Dean Parrett ve Spurs'tan tanıdığımız John Bostock çekti.Parett sürekli ilk 11 şansı bulurken Bostock kısıtlı süreler aldı ama kalitesini ortaya koydu.Sağ kanattaki Philips ise aralarında takımında sürekli şans bulan tek oyuncu olmasının semereleri arada gösterse de vasatın üstüne çıkamadı.


Şüphesiz takımın en dikkat çeken hattı forvet bölgesiydi.Nouble'den dün bahsetmiştim.Bugün çok şeyler beklenen diğer isim Nathan Delfouneso'dan bahsedeceğim biraz.

O Aston Villa altyapısının bir ürünü 14 numaralı formayı giyiyor çünkü o bir Thierry Henry hayranı.İngiltere'de çeşitli yaş gruplarında çıktığı 38 milli maçta 20 golü var.Bileklerine çok hakim , iki ayağını da çok iyi kullanabiliyor.Yere çabuk düşmeyen , hırslı bir yapısı var onun.

Villa'da O'Neill'in bu sene ona rotasyonda daha fazla şans vereceğine inanıyorum çünkü Carew ve Heskey'in ilerlemiş yaşları Premier Lig'in temposuna yetişmeyebilir ,Delfouneso'nun FA Cup maçlarıyla da olsa kendini göstereceğini ve gelecek senelerde Agbonlahor ile takımın forvetini oluşturacağını düşünüyorum.

Attığı güzel goller şuradan izlenebilir, özellikle Fransa maçında attığı gole dikkat....

Ve kendisi hakkında daha detaylı bir yazı...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Yeni İngilizler -1



Eurosport sayesinde Fransa'da düzenlenen U19 maçlarını büyük bir zevkle izledim.Tabii maçların çoğunu Dağhan Irak'ın sesiyle dinlemek ayrı bir keyif.

Blog da henüz bu turnuvanın değerlendirmesini yapmadım ama izlerken bir kaç oyuncu dikkatimi çekti.Lacazette'i zaten sizlerle daha önce paylaşmıştım ve zaman buldukça beğendiğim futbolcular hakkında yazılarımı blog da bulabilirsiniz.

Gelelim Frank Nouble'a , bana suratı Freddy Adu'yu andırıyor.1.90 boyunda , 1991 doğumlu gözümde İngiltere'nin gelecekteki forveti.Klasik bir İngiliz oyuncusu gibi değil sadece fiziğiyle oynamıyor,bileklerine inanılmaz hakim , 2 ayağını da net bir şekilde kullanıyor 1.90'lık boyuyla da hava toplarında gayet etkili.

Under 19 takımında aynı A takımı gibi oynamaya çalışıyor ama Nouble burada farklılık yaratan oyuncu.Nouble Chelsea alt yapısından yetişme bir oyuncu fakat Chelsea'nin profesyonel sözleşme teklifini reddedip Zola'lı West Ham'ın yolunu tuttu.8 maçta forma şansı bulan Nouble sezonun diğer kısmını W.B.A. ve Swindon'da kiralık olarak geçirdi.Henüz klüp takımlarıyla gol atma başarısı gösteremedi ama ileride adından çok söz ettireceğine eminim özellikle bu sezon West Ham formasıyla.

Eksilerine gelecek olursak ; topla fazla oynuyor ve takımına bu anda zaman kaybı yaşattırıyor ayağa pas yapmayı seven hocalar böyle oyuncuları pek sevmezler.Oyun içinde kayboluyor , topu ayağına aldığı zaman çok etkili ama mental gelişimi henüz tamamlanmadığı için sürekliliği henüz yok ama herşeye rağmen eksiklerini de giderirse İngiltere'nin yeni Heskey'i olabilir ama Nouble kesinlikle ona göre daha hızlı ve teknik.

Sonuç olarak , turnuvayı Avusturya karşısında attığı 2 golle kapattı ama bireysel yetenekleri ile eminim bir çok kişinin aklında kalmıştır Nouble.Chelsea'nin Reserve takımında oynarken attığı güzel goller şuradan izlenebilir....

Yeni İkilem



Gece gece otururken geldi aklıma Murat Kosova. Ntv'den ayrılması artık kesinleştiği söyleniyor ve Lig Tv'nin prensipte anlaştığı , eşini ikna etmeye çalıştığı Avrupa basınında kulaktan kulağa yayılıyor.Şaka bir yana Murat Kosova Ntv ekranının en eski yüzlerinden sevgili Kenan Onuk'un vasiyetlerinden biri aslında.

Biz onu klişe olacak ama "İşte Premier lig bu" "Yetmedi Varejao" larıyla sevdik ve hep ekranda onu sesini veya yüzünü görmek istedik.Zaman zaman uzattığı sakallarıyla , milli takım maçı sonrası 3 lü çektirmesiyle , sabahları Nba maçlarını zevkle izlettirmesiyle aklımızda kalacak Kosova.

Ntv ailesine adına büyük kayıp,Lig Tv adına müthiş bir kazanım o.İşte ikilemde kaldığım yer tam burada başlıyor.Şimdi Nba Stüdyo , sabahları Nba maçlarını , Dünya ve Avrupa Basketbol Şampiyonalarını nasıl izleyim ben senin sesin olmadan.Kaan Kural ne yapsın şimdi sensiz , tamam İsmail var ama henüz ona tam alışamadık , kafam çok karışık.

Sevindiğim yanlarına gelince Süper Lig maçlarını onu sesiyle izlemek müthiş bir keyif olacak , yanlız bu adama tek başına maç anlatsın lütfen öyle yanına bir spiker daha koyup zehir etmeyin maçı bize ne olur.Euroleague ve BBL'nin yayın haklarınında Digitürk'te olduğunu düşünürsek onun sesini oralarda da duyabiliriz ki artık yorumcu olarak dinlediğimiz über spiker(spiker kelimesi çok yetersiz bu adam için) Caner Eler ile birlikte müthiş bir 2 li olup tadından yenmez maçlar bize dinletebilirler.

Sonuç olarak iyi ve kötü yanların var bu işin ama tabiki karar onun, biz sadece onun sesini bir yerlerden duyalım yeter...