27 Şubat 2012 Pazartesi

Hatasız Gol Olmaz



Dizilerde , filmlerde herşey iyi gittiği zaman insanlar artık kötü birşeyler olacağını tahmin ediyorlar.Takımın da seviyesi oraya geldi iyi gidiyoruz sürekli ama o korkulan senaryo bir türlü olmuyor , 1-2 kahraman ortaya çıkıyor ve olayların seyrini değiştiriyor.

Maç açıkçası o klasik türk televizyonları deyimiyle "çok mücadeleci"oldu.Onun dışında da pek birşey yoktu.Galatasaray maça ev sahibi olmanın verdiği avantajla her zamanki gibi tempolu girdi ve sekiz kere topun yer değiştirmesi sonucu Elmander'in güzel vuruşu takımı öne geçiriyordu.

Necati , Galatasaray 4-4-2 oynuyor diyen insanları yanıltmak adına adeta bir orta saha gibi oynuyor duvar oluyordu hepsine fakat bazen gereksiz geri pasları hücum ritmini inanılmaz düşürüyordu.Beşiktaş 3 lü defansif orta sahasıyla özellikle hücumda Fernandes'i çok aradı.Quaresma'nın bireysel yetenek ve kaprislerine kalan Beşiktaş yine de onun paslarıyla 2 gol bulmayı başardı.Almeida o kadar kötü durumdaki şu anda Linyitli Abdi Aktaş 37 yaşında daha formda kendisinden.

Galatasaray'da gördüğüm sıkıntı şu , maça müthiş bir tempoyla başlıyor ,eğer tempoyla golü bulamazsa ilerleyen dakikalarda sıkıntı çekiyor, ama şöyle bir açmazda var golü bulursa bu defa 2.golü bulamıyor dünkü gibi ve oyun çıkmaza giriyor. Oyun bu haftalarda çok önemli değil belki ama ilerisi adına sıkıntı verebilir.

Aydın'ın 2 haftadır kurtarıcı olarak oyuna alınması belki de birşeylere işaret etmeli.Ligin 20 haftası kadroya giremeyen Aydın bu aralar Jason Terry gibi kenardan gelip takımı kurtarmaya çalışıyor.

Son dakikada gelen golden çok , gol sevincine daha çok sevindim Fatih Terim kim ne derse desin o birlikteliği ve harmoniyi harika sağlamış , maç öncesinde yapılan kareografiden daha fazlasını hak ediyor bu seneki formuyla.



Kişisel olarak en çok kayırdığım Elmander ve Selçuk net sezonun en iyi transferleri.Son golde kestiği orta zor açıklanacak cinsten.Engin'e hala alışamama rağmen bütün takıma arzularından dolayı saygı duyuyorum.

6 hafta kaldı ve puan farkı 9 Fenerbahçe ile. Şimdi zor bir periyod başlıyor , takımda eksiğin olmaması en güzel gelişme.( Engin hariç )Sivas deplasmanında iyi bir neticeyle çıkarsak artık aksi bir durum için işlerin mucizeye kalacağını düşünüyorum.

Ama benim için şu an birinci plan perşembe günü oynanacak olan Oly maçı.Bir basketbol maçı için uzun zamandır bu kadar önceden heyecanlandığımı hatırlamıyorum , bu takım bize o kadar güzel duygular yaşattı ki devamını bekliyoruz onlardan , olmasa bile bu duygular için onları ayakta alkışlarız...

15 Eylül 2011 Perşembe

Sürpriz Günü

Dünkü kupon kabul edelim ki fena patladı.Maddi kayıp çok ama en Trabzon ve Napoli manevi duygularımızı çoşturdu.

Bugün sürprizi bol değişik bir kupon yaptım isteyen benim gibi dünü kurtarmak için şansını denesin.


Açıklama kısmını bugün yapmayacağım "dün yaptın da ne oldu" diyenler oldu çünkü.İçimden geçen tecrübelerime ve futbol görüşüme göre sizlere yaptığım kupon bu herkese bol şans,bay tahmin...

14 Eylül 2011 Çarşamba

Başlıyoruz

Lionser ile birlikte gece oturduk ve güzel ,sağlam,her bütçeye uygun bir kupon yapalım dedik.


En üste Premier ligi darma dağın eden , stabil durmayan çikarito,rooney,a.young,nani'li(sevmem)
hücum hattıyla korku yaratan Manu koyduk köküne kadar gidip handikap verdik.

Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmayan Trabzon cuzeppe meazza'dan kolay çıkamaz.Elit kısımın sevmediği oyuncu Burak büyük eksik.İnter Forlan'sız , Eto'suz falan ama yeni transfer Zarateyle birlikte en kötü 2 'ye bağlar dedik.

Bu maçta Lille'den çok Cska'nın formsuzluğuna güveniyoruz.Rusya'da dağılan Cska , ısrar edip takımında kalan Hazard,Sow,Payet'li kadrosuyla Cska'yı evine puansız gönderir ,güvenen handikap girsin bu maça...

Mis gibi 11,07 oran. Parası olan misli bassın.

Artık tecrübeli ve çaylaklardan oluşan altın kadromuzun Altın Kuponları blogumuzda olacak.Herkese bol şans , bay tahmin.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Nerede Kalmıştık


Maç analizi yapmayalı uzun süre oldu.Gerek Galatasaray'ın geçen sene ki durumu gerek kendi özel işlerim dolasıyla blogla pek ilgilenememem bu işe tuz biber ekti.

İ.B.B.'den bahsetmezsek burayı kapayalım zaten.Daha önceki yazılarımda da Belediye'nin bütçeye oranla ligin en iyi futbol oynayan takımı olduğunu söylemiştim.Dün gördüğüm Belediye oyun disiplinini daha da sağlamlaştırmış en ileri uca ağır Tum yerine 1,5 üst versiyonu Webo'yu alarak önemli bir iş yapmış gibi gözüktü.Özellikle dikkatimi çeken oyuncu ise Doka idi.

Doka her 2 kanatta da görev alabilen , bilekleri narin , adam eksiltme özelliği olan fakat oyun zekası ve pas tercihleri konusunda sıkıntıları olan bir oyuncu profili çizdi.Fakat Avcı'nın elinde bu eksik olan özelliklerini de kapatarak 3 büyüklerin ilgisini çeken bir oyuncuya dönüşebilir 1-2 sene içinde.

Avcı klasik 4-3-3 'ü kendi sınırları içerisinde maximum kapasiteyle oynatan bir hoca.Özellikle orta sahada Efe-Mahmut-Holmen gibi ağır fakat oyun disiplini yüksek , sakin ,baskı karşısında topla çıkan oyunculara sahip.Tecrübeli bir kaleci , zaman zaman sıkıntı yaşasa da iyi bir defans 4'lüsü.İstikrarın ne kadar önemli olduğunu bu kadar gözümüze sokan bir takım daha olamaz sanırım biz hala ilk mağlubiyette hoca kellesi almak peşinde olan bir ülke olduğumuz için bence harika bir başarı öyküsü ve ciddi şekilde irdelenmesi lazım.

Gelelim büyük beklentileri olan daha ilk maçtan rakipleri parçalaması beklenen ,Liverpool'u parçalayan,İnter'e kafa tutan,Real'den az kalsın 1 puan alan Galatasaray'a.


Real maçının aynı kadrosu sadece tek değişiklik Eboue ve Duble Kazım'daki mevki değişlikliği.
4-1-4-1 görünümde basit 4-3-3.Bunun bir benzerini Euro 2008'de oynatmıştı Terim.Sezonun ilk maçı olmasına rağmen gözümüze çarpanları şöyle bir maddeleyelim.

1.Numara yediği hatalı gole rağmen güven veriyor.Sürekli oyunun içinde ve özellikle defans ile kaleci arası atılan toplarda çok dikkatli.

2.Selçuk ve Melo ileri çıktığında oyunun stoperden kurulmasını istiyor Terim fakat ayağı düzgün olmayan Servet ve Zan'la çok bu olay zor.

3.Rıdvan hocanında dün dediği gibi Selçuk'u Alexleştiremezsiniz.Bu taraftarı da yanlış beklentiye sokar futbolcuyu da gereksiz baskı altına sokar.Selçuk'un görevi defans önünden topu alıp gerekli dağıtımı yapmasıdır.

4.Hoca basında yazan kadarıyla Diego'yu fazla maliyeti ve sorunlu olduğu için almadı.Fakat dün gördüğümüz takımda forvetten çok bu tarz bir oyuncuya ihtiyaç olduğu herkes tarafından dillendirildi.Takımda belirgin bir şekilde yaratıcı oyuncu eksikliği var.

5.Topu alıp saklayacak bir forvet oyuncusu eksikliği dün çok net belli oldu.El-mander bu konuda 1.tercih olabilir Terim'in gözünde özellikle iç saha maçlarında.Baros iyi niyetli fakat çok top kaybediyor ve özellikle Riera ve Duble Kazım tipi çizgiye inen oyuncularla oynuyorsanız kafa vuruşları daha etkili bir forvet (Elmander) tercihi daha mantıklı olur.

6.Sol bekte 2 tane yarım adamla sezonu geçirmek zor olacak.Eboue bu konuda iyi bir alternatif gibi gözüküyor ama oyuncuyu sürekli farklı yerlerde oynatmak , verim düşürebilir.Çağlar ve Balta'nın maç başına 1 ortayla oynaması bütün hucüm gücünü sağ tarafa yüklüyor ve rakibin önlem almasını kolaylaştırıyor.

7.Melo dikine oynuyor ama savunma yapmasını beklediğiniz adamdan hucümda da en büyük yaratıcılığı bekliyorsanız topu kaybettiğiniz anda özellikle Belediye gibi iyi kontratağa çıkan takımlarla oynuyorsanız büyük sıkıntılar yaratabilir.Bu konuda en iyi alternatif kadro içinde Engin Baytar gibi duruyor ama dünkü 10 dakikalık görüntüsüyle fizik olarak bu görüntüden çok uzak.

8.Orta sahadaki Sabri ısrarı ne kadar daha devam edecek bilmiyorum fakat Terim'in kafasında daha herşey net oluşmamış hala denemeleri devam ediyor.Sabri pres gücüyle orada etkili fakat sırtı dönük top alma , araya top atma , isabetli pas konularında etkili olamadığı için orta saha IQ 'sunu düşürüyor.

9.Son olarak 2000 ruhu geri söylentilerinden bıktım artık.Eskiye dönmeye bayılıyoruz fakat ilerleme sağlayıp yeni fikirler üretemiyoruz.Bağnazlık kötü ileriye dönük yeni fikirlere açık olmalıyız o dönem ki takım ayrıydı şimdi oluşurulmak istenen ayrı bir kimlik önemli olan bunu doğru empoze etmek.

İlk haftadan ahkam kesmek eski futbolcuların jargonudur ben sadece dün; geçen sene olduğu gibi 2 kere 90 dakikasını izlediğim maçın analizini ve kendimce gördüğüm sorunları yazdım.Bu sene artık güzel futbol , sahada teknik direktörünün güvenine göre oynamayan , forması için savaşan , çirkeflik peşinde olmayan bir takım ve oyuncular görmek istiyorum bir taraftar olarak takımdan beklentim budur.

Sezon başı ilk yazımız hayırlı olsun , umarım diğer yazarlarımızda bloga gereken hassasiyeti gösterirler...

18 Ağustos 2011 Perşembe

NAMIK POLAT - NAUMOSKİ






Türk insanına basketbolu sevdiren yıldızlardan biri. Petar Naumoski.
90’ lı yılların başında sadece 50.000 Euro karşılığı Efes Pilsen’e geldiğinde, bu ülkede bu kadar sevileceğini hatta Türk vatandaşı olup ismini Namık Polat olarak değiştireceğini eminim kendisi de tahmin etmemişti.
Türk spor tarihinde bir takımın Avrupa’dan ilk kez bir kupa getirmesindeki başrol oyuncularından biriydi o. 30 saniyelik hücum süresinin 25 saniyesinde topu kendinde bulundurup, son saniye basketleriyle rakipleri sindiren 7 forma numaralı bir kabustu o rakipler için. İyi bir fast break oyuncusu olmadı hiç. Nerdeyse takıma hızlı hücum yaptırdığı bir oyun bile hatırlamak çok güç. Ama umursamaz bir tavırla attığı isabetli üçlükler kalbe saplanan hançer etkisindeydi. Tek başına hücuma getirip attığı sayılarla, takım arkadaşlarının da boşuna koşmalarına ve yorulmalarına neden olurdu Naumoski.



Bir röportajında, kendisine uğur getirdiğini söylediği, formanın askısına terini silme hareketi, sokakta basketbol oynayan çocuklar ve gençler için bir ritüel haline gelmişti. Terini sildiği formanın sol askısı, ter silmekten ve çekiştirmekten hep daha bol bir durumdaydı. Onun tarzı da buydu. İçeri penetre edecek gibi yapıp crossover hareketiyle bir adım geri çekilerek attığı üçlükler hafızalara öyle bir kazınmış ki unutmak mümkün değil.

Günümüz hızlı basketbolundaki rolü ne olurdu bilemem ama onun gibi buz adamlara her zaman her takımın ihtiyacı olur. Özellikle Teodosic’e ve Spanoulis’e karşı oynayıp, onları ezdiği maçları izlemek büyük keyif olurdu. Hadi yine şanslısınız Teo ve Spa…





15 Ağustos 2011 Pazartesi

Isınamadıklarım Vol. 1









Altta vereceğim liste şahsımın onaylamadığı sahaya çıktıklarında topu eline veya ayağına aldıklarında haz etmediğim adamların ufak bir listesi daha geniş olabilir fakat ilk aklıma gelenler bunlar.Yazarlarımızdan bu isimleri onaylamayanlar olacaktır elbette ama işinize gelirse !

1-Fabregas


Sevemediğim seni süt oğlan listemin en başındasın ve asla buradan düşmeyeceksin.Futbol zekanı da al git !

2-Mascherano


Liverpool'daydın emek adamıydın saygımız vardı.Eblek suratını artık çekemiyorum Barça'da stopere kadar kaydırıldın , tackle'larını al git !

3-Pedro


Damador kızacaksın biliyorum ama sevemedim bu elemanı. Las Palmas'ta sokak aralarındaki kemancılara benziyor.Oyun stili desen sağ ayaklı mı sol ayaklı mı belli değil.Çok koşar ona bişey demem ama Balili'de çok koşuyordu be başkan !

4-Sergio Busquets


Görev adamı !!! Ovidou Petre'de görev adamıydı.Alt yapıda bu kadar sene kalıp birşeyler öğrensin artık sağdan al sola ver , bu ülkede beğenilmeyen Maldonado değil miydi ?? Sorarım baficiler...

5-Rasim Başak


Fener formasıyla , şarışın , buz gibi mavi gözleriyle , tepeden attığı 3'lükleriyle her zaman anti-patimi kazandı.Kız kardeşinin hatrına sustum ama Telekom'daki bu rezil senesinden sonra susamadım sana da İTÜ yolu gözüktü Rasimmmm !!!

6-Mirsad Türkcan


Novipazar'lısın ama adamlığın eksik.Milli takımı karıştırdın yetmedi üstüne Haislip'ten sağ kroşe yedin , yıllardır ribaund canavarı olarak bilindin ! Seni bir tek 2001'de Hırvatistan maçında aldığın son saniye reboundunla sevdim gerisi yalan dolan...

7-Nani


Seni C.Ronaldo çakması ! O gol sonrası attığın ters burgunu git yüzme yarışmalarında yap ! Kızılay'da kot altına Dexter giyen liseliler gibisin !

8-Barış Özcan


Hep bizim maçları oynadığı yüzde 80 lik üçlük ortalaması yetmezmiş gibi bir de Gaines'li sezonda devre arası Cüneyt Kaptan'la kapışması sabrımı taşırdı . O koluna taktığın sleeve bile seni sempatik yapmıyor Barış üzgünüm !

9-Pepe



Bir şey yazmama gerek olmayan bir eleman ! Her ayağını uzattığında arkasından bir de tekme sallayan adamlardan bu şerefsiz de ! Öyle şerefsiz ki El - Classico'larda bile anti-patikliğiyle Barça'yı mağdur gösteriyor.


10-Filippo Inzaghi



Pippo'musun nesin sevemedim seni İtalya'nın Nobre'si bu eleman. Delle Alpi'de Taffarel'e attığın o yarım vole golünle başladı sana gıcıklığım 15 yıldır da devam ediyor.Kardeşin bile senden daha sempatik hazır sakatken bırak futbolu da yaş ortalamasını düşür biraz.Hele bir de gol sevincin yok mu çıldırtıyor beni ! Uzak dur !

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Fair Play !! ??




Spor dünyasında son yıllarda ‘’Fair Play’’ adı altına sıkıştırılmış bir populizm kültürü yaygınlaşıp gitmekte. Her olayda, her gerginlikte, her fırsatta Fair Play ruhu insanlara empoze edilmeye çalışılıyor. Kimsenin kolunun bacağının kasıtlı olarak kırılmasını istemem tabiki ama sonsuz ve sınırsız centilmenlik ve fair play de yoktur bence.

Bununla ilgili kafama takılan ve futbol izlerken rahatsız olduğum bir konuyu paylaşmak istedim sizlerle.

Maalesef öyle bilinçsiz bir toplumda futbol izliyoruz ki hem izleyenler hem de oynayanlar defalarca sınıfta kalıyor. Takıldığım olay kısaca şu ; sakatlık geçiren bir futbolcuyu gören diğer futbolcu topu taça göndererek centilmenlik yapıyor. Tacı kullanan futbolcu da topu rakibe vererek bu centilmenliğe destek sağlıyor ve ardından tribünlerden yükselen alkış sesleri. Ne oldu ki. Neden bu alkış. Anlamsız.

Halbuki o futbolcunun o topu taça atmasına gerek bile yoktu. Hakem, ciddi bir durum olduğunu düşünürse zaten oyunu durdururdu. Hiçkimse’nin centilmenlik olsun diye oyunu durdurarak benim seyir keyfimin içine etmeye hakkı yok. Bırak, yapma bunu. İşte bu yüzden, biri centilmenlik olsun diye topu taca attığında, topu kullanacak oyuncunun topu karşı tarafa vermemesi için dua ederim hep. Benim mantığım bunu söylüyor. Bir çift lafım da benim dua ettiğim şey gerçekleştiğinde ıslıklarla protesto eden garip futbol seyircisine. Oyununuza bakın. Zevk alacağınız şeyler için nefesinizi tüketin.

Bu yazıyı yazarken dünyadaki en hırçın futbolcular kimler acaba diye de bir soru geldi aklıma. Küçük bir araştırmadan sonra listenin 1 numarasında eski bir Galatasaraylıyı gördüm. Aklıma geldi bazı şeylerJ Bu yüzden de yazmak ve anmak istedim. Selam olsun Ulubatlı Graeme Souness.