28 Ekim 2010 Perşembe

Gökhan Töre


Henüz 18 yaşında Gökhan.Türkiye'nin bütün alt yaş gruplarında forma giydi.Mesut ve Hollanda U19 'un kaptanı Oğuzhan Özyakup gibi Karadeniz kökenli , Samsun'dan Almanya'ya göç etmiş bir ailenin çoçuğu Gökhan.

Chelsea'de reserve takımda oynuyor şu anda.Çeşitli forumlardan aldığımız haberlere göre takımının en önemli oyuncularından birisi.Chelsea taraftarları onda Arjen Robben ışığı olduğunu söylüyor.Chelsea'nin makine düzeninde şans bulması bu sene zor ama bir dahaki yıl şans bulduğu takdirde takımının düzenli bir oyuncusu olacağına inanıyorum.

Müthiş bir sol ayağı ve top tekniği var.Hızı Robben kadar olmasada Muzaffer Bilazer'den hallice hızlı.Topla süratlendiğinde bileklerine çok hakim.Sağ ayağı da fena değil , duran toplarda çok başarılı.

Milli takım hocamız Guud Hiddink ile geçen sezon çalışma fırsatı bulan Gökhan'a Türk milli takım tercihi sorulduğunda "Türküm ve vatanım için oynuyorum , bundan daha normal ne olabilir ki?" diye cevap vermiş ve bir aksilik olmazsa ileride bizim milli takımımız için oynacağını beyan etmiştir.

Hiddink'te bu hafta İngiltere'ye giderek İngiltere'de oynayan 4 lejyonerimiz (Gökhan Töre , Oğuzhan Özyakup , Jem Paul Karacan , Nadir Çiftçi) ile milli takım takım tercihleri hakkında görüşecek.Umarım bu yetenekli gençleri ülke futboluna kazandırırız ama Nuri gibi kenara atmadan , sistemleri bu oyuncular üzerine kurarak...

Not : İngiltere' deki bu gururumuzun Chelsea Reserve takımından görüntüleri ve BJK-U19 maçında Tabata'ya verdiği ayarı sizlere sunuyorum...





26 Ekim 2010 Salı

Ezequiel Ivan Lavezzi


Bu büyük yetenek 1985 yılında Arjantin'de doğdu.Alt yapısını Boca'da aldı.O da Arjantin'de her çıkan büyük yetenek gibi "New Maradona" kisvesi altına girdi , zaman zaman ortalıktan kaybolsa da Lavezzi 3 senedir Napoli'de harikalar yaratıyor , onu izlemek gerçekten büyük keyif.


Kısa kariyerini İtalya-Arjantin arasında geçiren Lavezzi sürekli yaşıtı Tevez ile kıyaslandı , Tevez genç yaşlarda Boca'da kalmayı tercih ederken o teklifi reddetti ve Estudiantes takıma geçti burada başarılı bir sezon geçirdi ve İtalya macerasına Genoa ile başladı.Kafasında Maradona'nın yaptıklarını yapmak istemesi nedeni ile buraya geldi.Fakat burada olaylar istediği gibi olmadı forma şansı bulamayan Ivan , San Lorenzo'ya kiralandı ve memleketinin yolunu tuttu.Burada tekrar kendini buldu ve bir daha denemek için Napoli'ye transfer oldu.Burada kendini bulan Lavezzi ilk geldiği sezon German Denis ile birlikte Napoli'yi lige fırtına gibi soktu ve liderliği uzun süre domine etti.Fakat sonrasında gelen sakatlıklar onu ve takımını zor durumlara soktu.

3 senedir Napoli forması giyiyor ve İtalya'da artık çok önemli bir futbolcu haline geldi.Bu sene özellikle Edinson Cavani ile birlikte iyi bir uyum içindeler.Maradona tarafında 2010 aday kadrosunda olmasına rağmen yeterli görülmediği için kadrodan çıkartılan Lavezzi ara sıra da olsa milli takımında şans buluyor.

Saha içinde çok hırslı ve azimli olan Lavezzi , rock müzik hastası.Ayrıca silahlara ve ailesine düşkünlüğü ile biliniyor.Sırtından bu sene #7 numaralı formasını çıkarıp #22 'ye geçse de o benim gözümde Napoli'nin "Yeni Maradona"sı...

Not : Daha dün gece Milan'a attığı akıl dolu , tarif edecek söz bulamadığım gölü burada..İyi seyirler...


25 Ekim 2010 Pazartesi

11 Yıl Sonra Kaçan 2 Puan


Son derbi yazımda "Galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır" diyerek bitirmiştim.Takım bir hafta içinde karakter değişimine uğradı ve oyunun büyük bir bölümünü domine etti.

Aslında fotoğraf çok anlamlı , Galatasaray'a insanlar o statta olan ışık kadar güveniyorlardı.Dakikalar ilerledikçe ışık büyüdü ve iyice aydınlandı.İşte Hagi tam burada etkisini göstermiş , onlara güvenmiş belki de Rijkaard döneminin tek eksiği olan "Galatasaray ruhunu" ortaya çıkarmıştı.Peki 1 haftada takım bu kadar değişebilir mi ?

Rijkaard'ın gidişi ne kadar büyük bir hataysa , Hagi'nin gelişi de o kadar büyük bir doğrudur.Çünkü bu boşlukta takımı bilen ,Türkiye'yi bilen , o ruhu bilen bir insan lazımdı ki Hagi zaten bırakın teknik adamlığı , kişiliği ile bile görev için biçilmiş kaftandı , bizi en azından 3.Terim döneminden kurtardı.

Maça gelecek olursak sıkıştırılmış bir 4-3-3 düzeniyle sahaya çıktık.Ama sahada herkesin ne yapacağı , nerelere pas atacağı , kimin nereye yardıma gideceği , kimin kaçıncı dakika sahadan çıkacağı herşey belliydi.Almanya gibi makine düzeninde oynadık dün gece.Elano geçen sene İnönü'de oynanan derbi maçından sonra da diğer bir derbide de mükemmele yakın oynadı.Pino eğer boş alan bulursa ne kadar etkili olacağını gösterdi.

Tüm veriler maçı Galatasaray kazanmış gibi gösteriyor.Açıkçası beni alınan 1 puan tatmin etmedi.Bu oyunun karşılığı 1 puan değildi.Maçı bize döndüren en büyük etken sertliğimizdi.Yıllarca yumuşak takımlarla oynadık , ama bu defa Cana ve Neill başta olmak üzere takım buradan oynayarak değil savaşarak galip çıkacağımızı anlamış gibiydi.Cana hep eleştirildi geldiğinden beri "Bank Asya'da bundan 50 tane var" dediler , "Marsilya'da kim buna kaptanlığı vermiş" dediler.Bu zamana kadar İ.B.B. maçı hariç onun performansından bende memnun değildim ama hiçbir zaman onun kalitesiz bir oyuncu olduğu aklımın ucundan bile geçmedi dün de beni doğrular cinste bir top oynayarak , topların önüne kendine atarak, topa sert olarak kendini belli etti.Takımda Elano , Misimovic gibi yumuşak , teknik oyuncular elbette olacak ama rakibe sertliği ile mesaj verecek , istediği oyunu oynatmayacak sert oyuncularında olması gerektiği dün net bir şekilde ortaya çıktı.

Liderin 10 puan arkasındayız ve önümüzde yakalamamız gereken bir çok takım var.Daha Beşiktaş , Kayseri ve Trabzon maçlarımız var.TT Arena'ya biraz umutlu gitmek , şampiyonluk yarışında bende varım demek istiyorsak , sezon arasına girmeden maksimum puanı toplamamız gerekir.

Fenerbahçe maçı umarım çıkış maçı olur ama Antalya çok formda bir ekip , bizim uzun bir galibiyet serisine ihtiyacımız var , bundan sonra hata yapma lüksümüz yok.Bu noktaya bizi oyuncular getirdi ve buradan da çıkaracak onlardır. Arda ve Baros'un da dönüşüyle umarım takım rayına oturur ve TT Arena'ya umutlu gideriz...

22 Ekim 2010 Cuma

Gareth Bale


Fotoğraftaki yıldızı belki bazıları İnter maçıyla tanıdı ama o zaten birkaç yıldır bunu hep yapıyordu.

Gareth , Galler futbolunun son zamanlarda yetiştirdiği tartışmasız en büyük yetenek , Giggs'ten beri böylesini görmemişlerdi.Lennon'la başlayan Tottenham sempatim Bale ile zirve yaptı.Müthiş bir sol ayağı ve hızı var.Onu İngilizler çok kıskanıyor çünkü önlerinde onunla eş değer bir tek Adam Johnson var.Sol bek ve sol açıkta inanılmaz verim veriyor , maç standartına göre onun mevkisini değiştirebilirsiniz.

Tottenham bakalım bu yıldızı ne kadar elinde tutabilecek , İnter maçında yaptığı hat-trick ile iyice herkesin gözüne soktu kendini , eğer onu hala seyretmediyseniz , bir Tottenham maçı bulun ve izleyin....

19 Ekim 2010 Salı

Ankaragücüme Gidiyor Böyle Zihniyet


Yazıyı yazmak için yönetimin alacağı kararı bekledim fakat onlarda bir çok Galatasaray taraftarı gibi farklı düşünceler de olup karar veremediği için bir sonuç çıkaramadılar.Kararlarını hafta içi görecekmişiz...

Aslında maçı yazmak istemiyorum , yenildiğimizden dolayı değil.Yensen de yenilsen de bu ülkedeki kafaları , zihniyeti değiştiremezsin diye yazmak istemiyorum.Biz burada istediğimizi yazalım , okuyalım , konuşalım kelle alma zihniyeti olan bir ülkede boşuna çabalar bunlar.

Maç yine mükemmel bir hakem kararı (!) ile 1-0 başladı.Daha sonra her ne kadar basınımız Ümit Özat'ın "Buraya yenmeye geldik" açıklamalarına yer vermesine rağmen( bu görüşe kesinlikle katılmıyorum).1-0'dan sonra ilk yarı bitene kadar kaleye 1 kere bile gelebilen bir Ankaragücü yok, forvetini çıkarıp Hürriyet'i alan bir takım nasıl oluyor da yenmeye geliyor ASY'de Galatasaray'ı.Yenmeye gelen teknik direktör Hikmet Karaman'dır onu da yaptığı değişikliklerden anlarsınız BJK maçında.

1-0'dan sonra ben beğendim takımımı özellikle eleştirdiğim Misimovic kendine biraz gelmiş gibiydi.Sürekli çeşitli varyasyonlarla goller aradık.(Bazıları sahada hiçbir varyasyon yapmadığımızı söylüyor ,sabaha kadar tartışırım saha içindeki varyasyonları.)İkinci yarı tam güzel başlayalım derken ön liberoların sahada mangal yaptığı zamanda , onların orada olması gereken zamanda Özgür bomboş kalıyor ve güzel bir vuruşla topu ağlara yolluyordu.Tam bittik biz derken isyankar golcümüz sahneye çıkıyor 1-2 yapıyor durumu.Tamam geliyoruz derken orta sahaya kadar çıkan savunma sonrası Sestak 1-3 yapıyor durumu.Sonra bir daha oluyor aynı şey bu defa Ufuk ceza alanı içindeyim sanıyor atlıyor kırmızıyı görüyor.Sonra Baros bir daha ve en son Turgut noktayı koyuyor 2-4.

Şimdi gelelim değerlendirmemize ;

Bütün suçlu Rijkaard deniyor , peki son dönemlere bakalım Lucescu şampiyon yaptı İmparator geliyor dediniz kovdunuz , Terim geldi 2. kez olmadı dediniz kovdunuz. Hagi geldi futbolculuğu kadar değilmiş teknik direktörlüğü dediniz kovdunuz , Gerets geldi mucize şampiyonluğu getirdi 2 sene daha sözleşme uzattınız , yarım sene daha dayanamadınız kovdunuz , Alman efsanesi Kalli'yi getirdiniz bu defa o sizi terketti . Skibbe geldi çaylak, stajer , amatör dediniz kovdunuz , efsane kaptanımız geldi , seninle de olmadı Rijkaard gelecek sen git dediniz kovdunuz.

Eeee Rijkaard geldi yanında kanımca müthiş ekibini getirdi , futbol altyapısı akademiye çevrildi, 2010 yılında scouting ekibi kuruldu , bütün yaş gruplarında 4-3-3 sistemini getirdiniz biz artık bunu oynacağız , takıma direk hazır gelsinler dediniz , Tugay'ı altyapıya getirdiniz çocuklara herşeyi göstersin diye...Peki bunun için mi yaptınız bunları 1.5 sene bile olmadan onu göndermek için mi??Yapmayın lütfen bu adamların hiçbiri mi bilmiyor futbolu ? Hiçbiri mi bir sistem yerleştiremedi ? Hiçbiri mi sizden daha fazla bu kulübe katkı sağlamadı ?? Artık şapkanızı önünüze koyunuz biraz yukarı Adalara bakınız , hani scouting ekibi kuruyorsunuz ya oralara bakıp biraz da yönetim şekillerini , teknik direktörüne nasıl 20 seneden fazladır sahip çıkıyor ona güveniyor ona bakınız.Suç kimde bir daha düşününüz?

Nostalji sevenlere Terim, Şükür , Hagi'li paket var.1-0 olsun bizim olsunculara Lucescu var.Heyecan arayanlara Hikmet , Ersun var.Bizim çocuğumuz olsun diyenlere Tugay var , var oğlu var ama hepsi yine günü kurtaracak, hiçbiri 2 seneden fazla kalamayacak bir sistem yerleştiremeyecek.Eğer Bülent gibi bunları da 3 ay tutup harcayacaksanız yapmayın ne olur , sıkıştığınızda hatırlamayın, bu isimleri yapılanmanın bir parçası yapmak istediğinizde hatırlayın...

1 ay önce televizyona çıkıp 2 sene daha sözleşme uzatacağız diyordunuz , ne değişti bu sürede kendi sahanda 4 yemen mi?Tribünlerin baskısı mı?Eee hani bütün planlar onun üzerineydi ,hani bu adam çok iyi insandı...Ne değişecek gidince , kendinizi kurtaracaksınız değil mi ?? Genel Kurul'da çıkıp bakın bunu yaptım diyeceksiniz değil mi ?? Kabul edelim Galatasaray 10 senedir iyi yönetilmiyor 2000'de aldığımız kupayı artık sölemekten kendi taraftarımız bile bıktı , lokal başarılı dışında hiçbir başarımız yok , kaç senedir Avrupa'da yokuz.Hiçbiri iyi bilmiyor sizler iyi biliyorsunuz futbolu değil mi??Sonuna kadar Rijkaardçıyım , Skibbeciyim, Bülentçiyim...

Son olarak derbi için birkaç kelam ;

Baros yok diyorlar , kalede Aykut'un oynaması benim için zaten yeterince tedirginlik veriyor.Eğer seni göndereceklerse Rijkaard bunlara son bir galibiyet hediye et ve öyle git.İçimde en ufak bir umut kırıntısı bile yok ama "Galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır" sözü sanırım yeterli...

Not: Biz Akdeniz ülkesiyiz öyle dayanamayız kanımız kaynıyor falan diyorlar , zaten son yıllarda dünya futboluna damgasını vuran Real Madrid , Barcelona , Milan , İnter falan Baltık denizinde küçük adaların takımı hep.Soğuk ülkelerin takımları onlar.

Anlayana !!!

13 Ekim 2010 Çarşamba

Komşuya 3 Puan


Herkes Hiddink'i Azerbaycan maçına hazırlanmamakla eleştiriyor ama televizyonlara çıkıp hocayı eleştirenler maça 1 saat kalaya kadar hala Almanya maçını konuşuyorlardı , peki siz ne kadar hazırlandınız ?

Karşımızda değil Azerbaycan Faroe Adaları olsa biz bugün yine puan kaybederdik çünkü kafamız hala orada kaldı.Utanmasalar rövanşı hemen oynayalım diyecekler o derece ezildik Almanların karşısında.

Maça yine tutuk başladık 20. dakikadan sonra düzeldik biraz Hamit sorumluluk alınca.Tek başına birşeyler yapmaya çalıştı ama olmadı.Servet maske sezonunu açtı yine , yahu koca ülkede bir tane adam yok mu şu adam çıksın oynamasın , gözünün önünü göremeyen adamla kalemizi savunuyoruz.Yediğimiz gol zaten komedi , "Atla Gel Şaban" tadında bir gol yedik.Böle direnç gösterecek takımları baştan açamayıp bir de gol yerseniz işte böyle korku filmi yaşarsınız.

Hakan Balta sakatlıktan dönmemiş hala orada öle duruyor , Tuncay'ın gereksiz vücut çalımları devam ediyor , Emre ağlamaklı , Toraman sinirli , Nihat vurdumduymaz.Böyle oyuncularınız varsa kaybetmeye mahkumsunuz.Hiddink bile maçtan sonra "Artık diğer sonuçlara bağlıyız biraz " dedi.Klasik Türk hastalığı bu bir kerede onlara bize bağlı olsunlar , artık bir kulağımız da Belçika'da Uganda'da olmasın.

Sayın Oğuz Çetin hazırlık maçında karşılaşacağımız Hollanda karşısında geleceğe dair işaretler göreceğimiz söylemiş.E sen bu adamları Azerbaycan'a karşı oynatamıyorsan oyuna ligin en formsuz oyuncusu Nihat'ı alıyorsan öyle hayaller görmeyeceksin.Onları da 1-2 maç oynatıp kenara atacaksın Nuri gibi...

Not:Gecenin sürprizi Vucinic'siz , Jovetic'siz Karadağ'ın Wembley'den puan alması.

Gecenin maçı : Belçika - Avusturya .4-4'lük maç oldu mutlaka izleyin özetini.Maçta ki kırmızı kart Yeşilçam'da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü alır...

11 Ekim 2010 Pazartesi

A2'de Heyecan Devam Ediyor



Milli maçlar arası futbolsuz kaldığımız bu dönem de neyseki A2 maçları var da biraz futbol izleyebiliyoruz.Florya'da Kartalspor ile oynanan maçı 3-0 kazandık.

Çeşitli Milli Takımlara giden oyuncuları yüzünden bu maçta bir çok oyuncumuz kadroda yer almadı.Kalede Eray'ı , stoper olarak bildiğimiz Ahmet'i sağ bekte ve sakatlıktan yeni çıkan forvetimiz Cem Sultan'ı izleme fırsatı bulduk.

Maça iyi ve tempolu başladık , Cem şansının da yardımıyla ilginç bir gol attı.Sonra Kartal net fırsatlar yakaladı atamadı 45'te Uğur penaltıyı kaçırdı ve ilk yarı böyle bitti.İkinci yarı da oyunun üstünlüğü yine Galatasaray takımındaydı.60'ta Berk'in soldan kestiği ortaya Ahmet iyi yükseldi ve topu ağlara yolladı.83'te Cem sağdan çok iyi hareketlendi ve formasından çekilerek yerde kaldı hakem bir kez daha penaltı noktası gösterdi , teknik heyetinde desteğiyle Uğur bu kez penaltıyı kaçırmadı ve maç bu skorla sona erdi.

Maçta en dikkat çeken isimlerden biri uzun süre sonra formasına kavuşan "Oyun efsanemiz" Cem Sultan oldu.Golü şansa attı ama bunun dışında bir topu çizgiden çıkarıldı , bir golü ofsayt gerekçesiyle iptal edildi , 2 tane mutlak gol pozisyonuna girdi ve 2. penaltıyı yaptırdı.Yani oyunun içine kafasını verdiği zaman ne kadar etkili olduğunu gösterdi bizlere.Uğur Ayhan'da Çolak'ın yerinde hiç sırıtmadı , oyun zekasını çoğu pozisyonda gösterdi.Ahmet sağ bekte çok başarılıydı , Cumhur yerinde ve soğukkanlı oyunuyla alkış aldı.

Galatasaray alt yapısı bu sene bildiğiniz gibi artık "Futbol Akademisi" oldu.Tugay Hoca'nın başa gelmesiyle oyuncular artık sadece futbol eğitimi almıyor.Dil eğitimi bunların başında geliyor.Ayrıca onun gelişi saha içinde de belli oluyor , uzun yıllardır milli takımlar da sıkıntısını çektiğimiz "yer alma" yani ecnebi tabir ile "Positioning" bu takıma öğretiliyor.Artık A takım seviyesinde oyuncu nerede duracağını bilecek ve yardımlaşmayı üst seviyede yapacak.

Şu anda lig de 4 galibiyet 4 beraberliğimiz var futbol olarak doğruları oynamaya çalışan , arkadaşı topu aldığında boşa çıkarak ona yardımcı olmaya çalışan , duracağı yeri bilen , topun sürekli kendi takımında olması isteyen bir takım izliyoruz.

Umarım bu akademiden nice futbolcular yetişir böylece hem Galatasaray hem de Türk futbolu kazanır.

9 Ekim 2010 Cumartesi

2 Farklı Seçim ve Sonuçları


Dün gece herkesin ortak fikri son yılların en kötü futbolunu oynadığımız ve en ağır yenilgilerinden birini aldığımızdı.Kesinlikle doğru bir tespit ve aslında içeriği derin bir şekilde irdelenmesi gereken bir sonuç.

Maç hakkında herkes yazıp çiziyor Hiddink'in tercihleri , önemli futbolcuların sakatlığı vs. Bizde ki asıl sorun yaratıcılık.Almanya'nın oynadığı futbolu 2010 Dünya Kupası'na kadar asla beğenmeyen biriydim , fakat bu görüşüm tam tersine döndü bu organizasyondan sonra.İleride inanılmaz hareketli malum dörtlü , arkalarında Şıvanşıtayger(Kross) ve Khedira.Bu altılı geride Lahm hariç vasat oyuncular tarafından oluşan Alman takımınının bütün açıklarını kapatıyordu ve onlara "Makine" dememizi sağlıyordu.

Ama bu sistemin en yaratıcı , en zekisi , en hayalgücü yüksek olanı kesinlikle Mesut'tu.Şu ana kadar gurbetçi oyuncular konusunda farklı seçimler yaptık , kimilerini çok istedik olmadı , kimileri daha istemeden bizi seçti ama Almanlar şu ana kadar bütün hepsinden farklı olanı 1 kere de seçtiler ve hata yapmadılar.Alt yaş gruplarından beri onu hep desteklediler , arkasında oldular Schalke'de yedekken bile onu ilk 11'de oynattılar , yani anlayacağınız bizim yaptığımız gibi tam seçim zamanı "Bak abi sen Türksün gel bizim takımda oyna kral olursun" yapmadılar , çocukluğunu bizden iyi biliyorlardır Almanlar , o da doğal olarak onları seçti , sonuna kadar arkasındayım bu kararının.

Bakın resim de aslında çok önemli bir mesaj var.Google'da bu iki futbolcuyu arattığınız zaman Mesut'un bütün yaş gruplarında Alman milli takımı ile resmi var.Nuri'nin de var ama gördüğünüz gibi en çok bulunan fotoğrafı yanlış hatırlamıyorsam 2005 yılındaki Almanya maçı.
O tarihten bugüne kadar Nuri hiçbir zaman milli takımımızın banko oyuncusu olmadı , planlarımızı onun üstüne yapmadık , sadece onu seçtik ve kenara attık.Siz bu oyuncuya nasıl davranmışsınız ki böylesine önemli bir maçta ondan bir şeyler bekliyorsunuz !

Peki bundan sonrakilere soruyorum önünüzde 2 farklı örnek var. 1.'si Mesut'un seçimi 2.Nuri'nin seçimi.

Siz olsanız ne yapardınız?

2 Ekim 2010 Cumartesi

Erken Girilen Milli Maç Arası


Arda yok , Baros yok , e hadi Servet yok , e peki zemin de kötü ama sizin de bu kadar kötü olmaya hakkınız yok bence.Hadi geçtim total futbolu normal futbol izlemeyedik.


Galatasaray adına yazacak hiçbir şey yok maçta olumlu.Zaten maçın hemen başında sahneye çıkan Sayın Aytekin Durmaz şahane(!) bir kararla penaltı noktasını gösterdi.Maç hemen hemen 1-0 başladı sonra 10.dakika da gelen gol durumu 2-0 yaptı ve geçen hafta İ.B.B'nin başına gelenlerin aynısı bu hafta bize oldu.

Baros'un yokluğunda Kewell zeminin de ağırlığından ve arka üçlüden hiç destek alamadığı için inanılmaz etkisiz kaldı maçta ve tek pozisyonunu 90. dakika da yakalayabildi ancak.Bu kötü sahada Barış'la başlama tercihi benim açımdan mantıklıydı , düz bir zeminde ayakta zor duran Aydın bu sahada yürüyemezdi bile.Insua geldiğinden beri en kötü maçını oynadı 5-6 metre ötesine pas veremedi , 2'li mücadelerde sürekli yerde kaldı.Pino açıkçası beni her hafta daha da çok yanıltıyor.Ben onun o hızından dolayı köy çeşmesi gibi akıp gitmesini beklerken adam Alibeyköy'de sel altında kalmış mağdur adam gibi yürüyor. Pino'da Keita'dan aldığım heyecanı alamıyorum açıkçası.Tamam anladık açık alan oyuncusu da 1-2 topta da adamın üzerine git çalım dene güzel kardeşim..

Bu paragrafı transfer etmek için son günü beklediğimiz , Bundesliga asist kralı Misimovic için ayırmak istedim.İlk hafta geldin G.Antep maçı kötü oynadın maç eksiği var dedik uyum süreci dedik ses etmedik , 2. hafta Buca'ya gittin saha kötü dedik ses etmedik , e içeri geldi İ.B.B karşısında 1-2 parladın yine yoksun , Karabük'e geldik hadi kötü futbolu geçtim sahada gözükmedin güzel kardeşim..Burası öyle Bundesliga gibi az orta saha oyuncularıyla oynanan yayla gibi alanlar bulacağın lig değil , tamam kalitesiz falan ama Türkiye ligi sert lig , senin 2 el bileklerin öyle Zeki Müren tadında duracaksa bu ligde hiçbir şey yapamazsın.Bir an önce kendine gelmeni diliyorum.

Sonuç olarak hatalı düdüklere rağmen kesinlikle 1 puanı bile haketmediğimiz bir maç oldu.Pino'nun o frikiği gol olsaydı üzülürdüm Karabük adına.Bizim takım yine araya erken girmiş mental olarak umarım dönüşte erken çıkıp Ankaragücü maçına erken konsantre olurlar.

Not:Misimovic icin verdiğim Zeki Müren örneği için maç içinde top sürerken , pas verirken Misimovic'in el bileklerin aldığı şekillere baksınlar...