22 Kasım 2010 Pazartesi

Ölü Sezon


Eskiden koltukta oturamazdım maçlarını seyrederken ama şimdi heyecansızım , dün gece izlediğim Sociedad-A.Madrid maçında daha çok heyecanlandım , bitirdiler herşeyimi , bitirdiler hayatımın anlamını...

Puan farkı ve takım istediğim takımı görmek uzak olunca insan heyecanlanamıyor , sahada çalım atacak oyuncu yok , yaratıcılık beklediğiniz adam boş kaleye golü atamayınca ve en acısı o sahadaki adamın sizin kadar çabalamadığını görünce pek bir heyecanı kalmıyor bu işin.Ölü sezondayız artık.Hiçbir önemi yok gözümde haftaya oynanacak derbinin ve daha sonraki maçların.

Maça beklenilen aksine iyi başladı Galatasaray ama iş bitirecek adam olmadığı için yine kısır takım haline dönüştü bir süre sonra.Kayserispor'da öncelik maçların aksine ofansif bir yapı sergiliyor ve maç seyir zevki yüksek bir hale geliyordu.Takımda diğer haftalara kıyasla gördüğümüz en büyük fark Lucas Neill'in topla çıkışları oldu.Defans değil daha çok bir orta saha oyuncusu gibi atakları başlattı ve çok başarılı oldu.2 takımda açık oynayınca güzel bir maç oldu , daha öncelerde bahsettiğimiz toplam pas sayısı 480 'e çıkarken topla oynamada öne geçtik bu da zaten yakaladığımız pozisyonlardan belli oldu.Özellikle Serdar Kesimal'ın olmadığı haftada Hamza karşısında Kewell'dan daha etkili bir performans bekledim ama eski hızında ve gücünde değil zamana ihtiyacı var.Pino yine hatalı tercihler yapmaya devam etti birinin onu uyarıp her yerden vurmaması gerektiğini söylemesi lazım.Hagi ile ilgili olarak ; oyuncu değişiklikleri hala stabil durumda isimler değişiyor ama dakikaları bile aynı.Maç içinde sanki 3 oyuncu değiştirmek zorunlu gibi hareket ediyor.Sabri çıkana kadar takım pozisyon veriyordu ama pozisyon da buluyordu o çıkınca takımın ritmi bozuldu bir anda takım şaşkına döndü.

Tribünler Ali Turan'ı protesto etti ama bence kesinlikle alkışlamalıydılar böyle bir oyuncudan kurtuldukları için , kesinlikle yetersiz bir oyuncu hücuma desteğini geçtim takımın en çok hatalı pas yapan oyunucusu.Şöyle bir kıyas düşünün. Gökhan Gönül vs Ali Turan !!

İleri ki haftalar için olumlu şeyler var ama önümüzde bir hedef yok malesef. Yönetim ve Hagi'nin geçen hafta yazdığım gibi hedefi Türkiye Kupası olarak belirlemesi lazım..Ligde ise daha çok forma şansı bulamayan ileri ki senelerde takımda faydalanacağımız oyuncuları oynatmamızın daha doğru olacağını düşünüyorum.Örnek olarak A2'de her hafta gol atan Cem Sultan gibi.

Haftaya 2 tane kötü giden takımın maçı var.Bakalım hangisi kötünün iyisi olacak hep birlikte göreceğiz...

16 Kasım 2010 Salı

Lige Tamam Kupaya Devam


Alınacak kararları beklediğim için yazıyı 1 gün sonraya sarkıttım ama yönetimden kararlar çıkmadı.Her şey çok yolunda gibi devam ediyor hayat.

Bu maç lige tutunma adına çok önemli bir maçtı ve bende açıkçası zor da olsa bu maçı alacağımızı düşünüyordum ama ilk 10 dakikalık baskıdan sonra bu maçı almanın imkansız olduğunu anladım.Hagi yine 3 savaşçı orta sahadan vazgeçmemiş bu uğurda Elano'yu sağ açığa almıştı.Sabri takımın merkezinde olayları kontrol ediyor ve bir playmaker gibi sırtı dönük top alıyordu.Manisaspor açıkçası topu bize veriyor ve kontralarla goller bulmaya çalışıyordu.Galatasaray'ın ilk 10 dakikalık yapay baskısı golü getirmeyince oyun yavaş yavaş Manisa lehine dönmeye başladı ve 32. dakikada Makukula defansımızın da ağır kalmasıyla topu ağlara yolluyordu.Sonrası malum zaten.

O çıkan ilk 11'le maç çevirmek imkansız sadece duran toptan gol bulabilirsiniz ama bunun için fazla silahınız yok.Ali Turan gibi bir oyuncunun böyle bir takımda işi yok , bu oyuncu hangi mantıkta alındı anlamıyorum ama galiba sadece bedava olduğu için.Hagi oyun içinde riskler aldı ama bu takımın gol pozisyonu bile yok maç içinde.Birbirinden kopuk sinerjisi olmayan kısacası takım olmayan bir takım vardı sahada.Bunları düzeltmek çok zor Hagi'ye fazla kızamıyorum onundan elinden fazla bir şey gelmez bu konuda , burada artık oyuncuların takıma sahip çıkması lazım ve takımı ayağa kaldırmaları lazım.

Puan farkı artık 13 oldu ve bu formda ve çok iyi futbol oynayan Trabzon'u yakalamak çok güç zaten yakalanması gereken bir tek Trabzon yok.Eğer Avrupa kupalarına gitmek istiyorsak takımın asıl hedefi Türkiye Kupası olmalıdır sanırım Hagi'de bunun farkında ve kupa maçlarında çıkardığı kadrodan ben bunu anladım.Bu sezon taraftarın unutmak istediği bir sezon olarak akıllarda kalacak açıkçası Arda gelene kadar bu takımın pek düzeleceğini sanmıyorum gerçekten çok kötü bir takım var sahada.Ama mücadele etmeyen futbolcu istemiyorum , sahada rakibinin arkasından tekme atmak için koşan Ayhan istemiyorum , güvenilmeden oynamayan Servet istemiyorum , ruhu burada olmayan Misimovic istemiyorum ben penaltıda yaptırsa sonuna kadar savaşan Cana istiyorum , yeteneği tartışılsa da iyi bir Galatasaraylı Sabri'yi istiyorum.

Yönetimler gelir , futbolcular gelir ama taraftar kalıcıdır.Bu güzide takımlarımızın sahibi halkın ta kendisidir.Biz o forma uğrunda savaşan futbolcu istiyoruz , hangi takımda oynadığının farkında olmasını istiyoruz , çünkü bizim aşkımızın sonu yok...

11 Kasım 2010 Perşembe

Andre Villas Boas - Yeni Mourinho ?


Boas'ı çoğumuz ilk defa Beşiktaş karşıdsında gördük.Porto'nun 33 yaşındaki genç teknik adamının biraz yaşam öyküsünü inceleyelim.

1977 Porto doğumlu Boas küçük yaşlardan itibaren futbola inanılmaz bir ilgi duyuyordu , iyi bir orta saha oyuncusu olmak isteyen Boas'ın hayattaki en büyük şansı Mourinho ile komşu olmasyıdı.Sir Bobby Robson Barcelona'nın başındayken tercümanı olan Jose Mourinho komşusu olan bu 17 yaşındaki çocuğu kulübe getirir ve Sir ile tanıştırır.Sir'in dikkatini çeken ilk şey 17 yaşına rağmen çok düzgün bir İngilizce'si olmasıdır Boas'ın.Nedeni Boas'ın annesinin İngiliz olmasıdır.Sir 17 yaşındaki çocukla yaptığı sohbetlerde onun futboldan çok iyi anladığını anlar fakat futbolcu olmasına yardımcı olamayacağını ama onu İngiltere'deki çeşitli antrenörlük kurslarına gönderebileceğini söyler.Sir sözünde durur ve yaşı tutmamasına rağmen onu kurslara sokar.

Burada eğitimlerini en iyi şekilde tamamlayan Boas 2000 yılında British Virgin Islands Milli Takımının başına geçer ve takımın olimpiyatlarda antrenörlüğünü yapar.Burada pek başarılı olamayan Boas tam o sırada Porto'nun başına geçen Mourinho'nun yardımcısı olur ve 7 sene boyunca onun sağ kolu olur.Mourinho'nun ajanı olur , onu karşı rakiplerin antrenmanlarına yollar ve rakibin taktiklerini onun sayesinde öğrenir.


Mourinho ona artık antenörlüğe başlamasını tavsiye eder ve o Portekiz liginde kötü günler geçiren ve hocası kovulan Academica'nın başına geçer.Takımı düşme potasından kurtarır ve kupada yarı final oynatır.Jesualdo Ferreira'nın takımdan takımdan ayrılmasıyla teknik direktör arayan Porto , Mourinho'nun tavsiyesiyle Boas'ı takımın başına geçirir.Bu karar Portekiz basını tarafından çok eleştirilir fakat Boas ve Porto yönetimi eleştirilere kulak asmaz.

Sonuç olarak Porto şu ana kadar bu sezon hiç yenilmedi.Ligde en yakın ekibi Benfica'yı bu hafta sonu 5-0 yenerek ligde puan farkını açtı.Avrupa Ligi'nde Beşiktaşla aynı grupta olan Porto burada da liderliğini sürdürüyor ve gruptan çıkmayı 4 maç sonunda garantiledi.Boas'ın oynattığı futbol gerçekten göze çok hoş geliyor ve bu genç yaşında futbolu çok iyi biliyormuş gibi duruyor.

Hepimiz göreceğiz acaba yeni Mourinho mu geliyor ?

Lige Kupa Molası


Ligde alınan kötü sonuçtan sonra içerideki Denizli maçı en azından kupaya iyi başlamak adına önemli bir maçtı ve zor da olsa kazanmasını bildi Galatasaray.

Sahaya çıkan kadrolarda Super Lig 9.'su Galatasaray as kadrosuna yakın bir kadro ile çıkarken , Bank Asya lideri Denizlispor 7 tane as oyuncusunu dinlendirerek çıkıyordu maça.Bu Hagi'nin her maçı ciddiye almasından mı , yoksa kaybetmeye artık tahammülü olmayan bir takımın başında olmasından mı kaynaklanıyor ? Bence 2.'si.

Alt ligin liderine bu kadar zorlanmak normal mi , hem de bu kadar eksik bir kadroyla çıkmasına rağmen ? Elano'nun şık golü Galatasaray adına maçı skor adına ileri taşıdı ama oyun anlamında hala sıkıntıları var bu takımın.Pino çok hareketli , inanılmaz çabuk fakat oyun zekası vasat bir oyuncu.Pas ve şut tercihlerinde inanılmaz hatalar yapıyor bu özelliğini tecrübe kazandıkça kapatacağını düşünüyorum. 2.golü gerçekten görülmeye değerdi.Cana'nın herkes orada oynamasına şaşırdı fakat kendi milli takımında çoğu zaman o bölgede görev alıyor o yüzden orada oynamaya alışık bir futbolcu.1-0'dan sonra uyumaya geçen Galatasaray fazla geç olmayan bir golle kendine geldi ve maçı kazanmak için gerekli hamleleri yaptı.Fakat karşı takımın zayıf olmadsı sayesinde bu goller geldi , Super Lig seviyesinde kapanan takımlara karşı bu golleri bu kadar kolay bulamazsınız.Baros'un sakatlığı uzadı , artık forvet Pino'ya emanet , o da attığı gollerle en azından bu periyotta taraftarına güven veriyor.

Denizli'de sonradan oyuna giren Serdar Eylik Galatasaray'ın ileri ki senelerde banko futbolcularından biri olacak , yeteneklerini herhalde ASY'e dönmenin heyecanı ile pek gösteremedi ama çok yetenekli bir oyuncu aslında.

Hafta sonu formsuz Manisa ile oynuyoruz fakat yine tehlikeli maç aynı zaman da bundan sonra her maçta olacağı gibi final maçı.Hagi'nin kadro tercihi bu maçın sonucuna direk etki yapacaktır.Bakalım hep birlikte göreceğiz...

8 Kasım 2010 Pazartesi

Puan Farkı 39


2 hafta sonra gelen mağlubiyet liderle puan farkını 10'a çıkardı.Ama takip ettiğimiz sadece lider değil önümüzde 8 takım var yetişmemiz gereken.Daha henüz Beşiktaş maçını oynamadığı ama üstümüzdeki takımlarla puan farkımız toplam 39 averajımız -1 , topladığımızdan daha fazla puan kaybetmişiz , tablo gerçekten hiç iç açıcı değil...

İstikrar kilit kelime. İ.B.B'nin başında 5 senedir aynı hoca var ve ligin tartışmasız elindeki kadro ile orantılı en iyi futbolunu oynayan takımı.Taraftar baskısı olmaması bunda önemli bir etken fakat artık istikrar zamanıdır , teknik direktörlerin değil onları seçenlerin gitmesi gerekmektedir.

Hagi'yi fazla eleştirmek anlamsız olur fakat kendimce gördüğüm birkaç nokta var. Fenerbahçe maçındaki düzen ve Insua hariç aynı kadro ile çıktı , değişiklikler aynı hatta neredeyse dakikaları bile.Bu ligde 5 sene futbol oynadı ve bu ligde nasıl maç kazanılacağını çok iyi biliyor fakat atlamaması gereken nokta çalıştırdığı takımın Galatasaray olduğu ve bu takımın en iyi zamanlarında sadece hücum ederek , topa sahip olarak başarılı olduğunu unutmaması gerekir.Geçen hafta bahsettiğim pas sayısı bu hafta 310'da kaldı topla oynama yüzdesi %47 ki bu benim asla kabul edemeyeceğim bir nokta.Biz oraya kazanmaya gitmeliyiz 90 dakika kalemizi savunup , kontradan ya da duran toptan atarız bir tane mantığıyla değil...

Her hafta farklı , her maça ayrı hazırlanan bir Galatasaray göreceksiniz dediler Hagi ve Tugay 2 ^lisi fakat 3. haftada kendilerini tekrar ettiler ki bir insan için en tehlikeli olay kendisini tekrar etmesidir.O an skor ne olursa olsun aynı değişikler olacak gibi geldi bana.Bunları söylüyoruz ama 0-0 giden bir oyundan golün bireysel bir hatadan geldiğini de unutmuş değiliz.Hani o kendisine çok güvenilmesi lazım olan Servet var ya onun kendine çok güvenmesinden oldu bu gol...

Açıkçası Hagi sevmediğim bir futbol tarzını sahaya sürüyor ve yaratıcı olamıyor.Tugay'a çok güveniyordum bu konuda ama o da Hagi'ye uymuş gibi.Arda ve Baros'un sakatlıkları tabiki çok önemli ama ben Misimovic'i sol açıkça oynasın ve en geç 60.dakikada çıkacağını bilerek izlemek istemiyorum ve herkes böyle düşünüyor , Galatasaray taraftarının asla kafasındaki futbol bu değil , umarım Hagi bunun farkına en yakın sürede varır ve gerçeği görmesi uzun sürmez.

Belki bunu söylemek için çok erken ama şampiyonluğa bu sezon hiç inanmıyorum.Eğer yönetim aklı başındaysa bunu görür ve taraftarına bu seneyi unutmalarını ve gelecek sezon için iddialı bir kadro kuracaklarını vaat eder...Doğru olanı budur ama nerede biz de o zihniyet !!

5 Kasım 2010 Cuma

Kartal Kanatlanmaya Yeniden Başlıyor


İlk maçta alınan ağır yenilgiden sonra çoğu insan Porto'nun bu sahada Beşiktaş'ı kolay yeneceğini düşünüyordu ama olaylar haftasonu düşünülen maçlar dolayısıyla biraz tatsız geçti ve maç 1-1 sona erdi.

Guti'nin dönmesi Beşiktaş adına sanılandan daha önemli.Schuster'in kafasındaki oyun planında herkesinde gördüğü gibi önde basmak , savunmayı öne çıkarıp alanı daraltmak ve rakibin oyun kurmasını engellemek ve topun Beşiktaş'ta kalmasını sağlamak var.Fakat bunu yapabilmeniz için topun sizde kalmasını sağlamanız lazım ; bunun için anahtar oyuncu da Guti . O sadece verdiği ara paslarıyla değil pozisyon bilgisi , topla buluşma yeri ve topun sizde kalmasında en önemli etken.Yaşı nedeniyle temposunda düşüşler mutlaka olacaktır fakat takımın 1 numaralı adamıdır.

Dünkü maça gelecek olursak , Porto'nun hafta sonu oynayacağı Benfica maçı kulüp adına açıkçası bu maçtan daha önemliydi çünkü Porto bu gruptan o ya da bu şekilde çıkar.Herkes Boas'tan rotasyon beklerken Moutinho hariç bütün as oyuncularını oynattı.İlk yarı da yine etkili bir Hulk ve Falcao izledik ve ilk yarının sonlarına doğru Hakan'ın acemice hatası sonrası oluşan penaltıdan Porto öne geçti.İlk yarının en etkisiz ismi Tabata'ydı ve ona ancak 45 dakika dayanabildi Schuster.İkinci yarıda gelen Holosko değişikliği takımı olumlu yönde etkilerken 59'da Rodriguez'in atılması sonrası hemen gelen Nihat füzesi skoru eşitledi.Tam burada herşey Beşiktaş lehine giderken Toraman'ın gördüğü gereksiz kırmızı kart oyunu yine dengeledi ve son dakikalar heyecanlı geçti.Tabi bu arada Boas'ın Hulk ve Falcao'yu oyundan erken alarak bu maçı pek düşünmediği belli oldu.

Rapid'in de kendi sahasında Cska'ya yenilmesiyle gruptan çıkanlar belli oldu gibi.Bundan sonra Sofya'da alınacak bir beraberlik Beşiktaş'ı gruptan çıkarmaya yetecek.

Quaresma'nın da yakında dönecek olmasıyla Beşiktaş eski performansını yakalayabilir , bunun için lig de önünde 3 maçlık güzel bir periyot var.Sivok bu takımın dönünce kilit oyuncusu olacak Ali Ece ustanın da dediği gibi bu modern futbolda defansı en iyi uygulayan oyuncu Sivok bu takımda , tabi yanında kendi geliştirmeye aday Ersanla birlikte.

Maçtan Notlar : İlker Yasin^e dayanmak çok güçleşti artık.İlk yarıda Nihat^ı unuttu sağ kanatta kim varsa Hilbert dedi.Maçın başında " Yapma , yapma" ları beni eski yıllara götürdü.

Maçın en güzel hareketi kuşkusuz Bobo'nun zeka dolu şutuydu ama keşke gol olsaydı.Buyrun izleyin...

1 Kasım 2010 Pazartesi

Durun Bizi de Bekleyin


Deplasmanda alınan 1 puandan sonra içeride alınan 3 puan , FB-Bursa maçınında berabere bitmesiyle önem kazandı.Puan farkı 8'e indi.Ama asıl sınav bu hafta Trabzon deplaşmanında...

Hagi geçen haftaki oyun sistemini bozmayarak sadece cezalı Ayhan'ın yerine Barış ve grip olan Elano'nun yerine Sabri'yi ön tarafa alarak sağ bekte Serkan'ı görevlendirdi.Maça tempolu girdik ama istediğimiz pozisyonları bulamadık sonrasında oyunu Antalyaspor'a teslim ettik ama 30-40 arası yaptığımız tempo 2 golle bize döndü ve ilk yarı bu şekilde bitti...

İkinci yarının tek hakimi Antalyaspor'du.Galatasaray arkada bekleyip Misimovic'in araya atacağı toplarla Pino'nun hızını kullanarak gol bulmaya çalıştı.Çolak'ın girip Misimovic'in asıl yeri olan forvet arkasına geçince bu söylediğimiz pozisyonlar bulunmaya başlandı ama sonuç alınamadı.

Rijkaard'ın gidişinden sonra eksiklerinde olmasıyla takım savunmacı bir takıma dönüştü ve takımda fark yaratacak 2 isim Misimovic ve Pino'nun üzerine büyük yük bindi.Ama bu değişimin pozitif yanı sert bir takım olundu ve maçlar savaşılarak kazanılacak gibi duruyor.Rijkaard'ın gidişinden sonra diğer değişen özellikler topla oynama ve pas sayısı.Hollandalı döneminde %58'den aşağı pek düşmeyen topla oynama oranı iki maçta %52'ye kadar düştü.Toplam pas ise 420'lerden 320'lere kadar düştü.Tabi Arda , Kewell , Baros ve Elano'nun dönüşüyle bu oranlar artacaktır fakat bu defa da takımın sertliği azalacaktır.Şimdi Hagi'nin önünde 2 seçenek var.Sert , savaşan bir takım mı yaratacak , yoksa sakatlarında dönüşü ile göze hoş gelen futbol oynayan ama oyuncu karakterlerininde getireceği yumuşak bir futbolu mu tercih edecek?

Hagi bu 2'sini harmanlayıp ortaya mükemmel bir takım yaratabilir.Onun ruhunda var bu yetenek.Kendi adıma Pino'nun gol atmasına çok sevindim ve umarım devamı gelir , maçı izleyenler onun ne kadar hızlı olduğunu ilk yarıda Radeljic'in yanından attığı deparla anlamışlardır.

İlk başta belirttiğim gibi asıl sınav bu hafta.Artık 7.-8. sıralardan kurtulup bu yarışın içinde bende varım diyebilmek için bu maçtan mutlaka 3 puan alınmalıdır yoksa yeniden başa döneriz ve ritmimizi kaybederiz...

Bahsettiğim sürati bu video da görebilirsiniz pek net olmasa da... 0:13 ve 0: 33 arası Pino uçuyor.